Kuran, tüm Kuran, Kuran dışında hiçbir şey

Tanrı tarafından onaylı tek din "Teslimiyet"tir.

[Kuran 3:19]

Eklerde Ara:
Image

- GİRİŞ

En Lütufkâr, En Merhametli olan Tanrı’nın adıyla      Bu, Tanrı’nın insanlığa son mesajıdır. Tanrı’nın tüm peygamberleri bu dünyaya geldi ve tüm kutsal yazılar iletildi. Ta ...

En Lütufkâr, En Merhametli olan Tanrı’nın adıyla

     Bu, Tanrı’nın insanlığa son mesajıdır. Tanrı’nın tüm peygamberleri bu dünyaya geldi ve tüm kutsal yazılar iletildi. Tanrı’nın peygamberleri tarafından iletilen tüm mesajların arındırılıp tek bir mesajda birleştirilmesinin ve bundan böyle Tanrı için kabul edilebilir tek dinin “Teslimiyet” (3:19, 85) olduğunun duyurulmasının zamanı geldi. “Teslimiyet,” Tanrı’nın mutlak otoritesini tanıdığımız ve tüm güce sahip olanın YALNIZCA Tanrı olduğuna; O’ndan bağımsız başka hiçbir varlığın herhangi bir güce sahip olmadığına dair sarsılmaz bir kanaate ulaştığımız dindir. Böyle bir farkındalığın doğal sonucu, yaşamlarımızı ve tapınmamızı/ibadetimizi mutlak bir şekilde YALNIZCA Tanrı’ya adamaktır. Bu, Eski Ahit, Yeni Ahit ve bu Son Ahit dâhil olmak üzere tüm kutsal yazılardaki İlk Buyruktur.

 
Dinle, Ey İsrail! Tanrımız Rab Tek Tanrı’dır!
Bu yüzden Tanrınız Rabbi çok sevin
bütün yüreğinizle,
bütün ruhunuzla,
bütün aklınızla
ve bütün gücünüzle.              [Yasa’nın Tekrarı 6:4-5, Luka 12:29-30, Kuran 3:18]
 

 

Tanrı’nın, O’nun şanlı niteliklerinin üzerinde derin derin düşünelim;
evrenin Yaratıcısı olarak bu evrendeki her şeyin temeli olandır,
Her Yerde Var Olan, Her Şeye Gücü Yeten, Her Şeyi Bilen olarak tapılmaya layık olandır
ve var oluşu kendinden olan bilinçli varlıktır,
tüm cehaleti ve kirleri akıldan kaldıran
ve zihnimizi arındırıp keskinleştirendir.            [Gayatri Mantra, Yajur Veda]
 
   
     Her din bidatler, gelenekler ve sahte, putperest doktrinler tarafından bozulmuş olsa da her dinde “Teslim Olanlar” olabilir. Hristiyan, Yahudi, Müslüman, Hindu, Budist veya daha başka Teslim Olanlar olabilir. Bu Teslim Olanlar, toplu olarak Tanrı için kabul edilebilir tek dini teşkil ederler. Bu kitabın ön sayfasında yer alan temada vurgulandığı gibi, YALNIZCA Tanrı’ya adanmış olan ve Tanrı’nın yanına hiçbir put yerleştirmeyen tüm Teslim Olanlar, Tanrı’nın ebedi krallığına tekrar kabul edilirler (2:62). Gerçek teslim olanların bir kriteri de onların Kuran’da itiraz edilebilir hiçbir şey bulmayacak olmalarıdır.
 
     Bu Ahit’in gelişiyle birlikte, Tanrı’nın dünyaya mesajı artık tamdır/eksiksizdir. Artık en kaçınılmaz sorularımıza uzun zamandır beklenen cevapları almış bulunuyoruz—biz kimiz, yaşamlarımızın amacı, bu dünyaya nasıl geldik, buradan nereye gidiyoruz, hangi din doğru olandır, evrim mi yoksa yaratılış mı vb.
 
     Bazıları merak edebilir: “Tanrı, mesajını tamamlamak ve birleştirip sağlamlaştırmak için neden bunca zaman bekledi? Peki ya Âdem’den bu yana kutsal yazıların tamamını almamış tüm insanlara ne olacak?” Kuran’ın bu soruyu 20:52’de cevapladığını akılda tutarak, dünya nüfusunun başından bugüne kadar 7.000.000.000’ı aşmadığı basit bir istatistiki meseledir. Şu andan itibaren dünyanın sonuna kadar, M.S. 2280 (Ek 25), toplam dünya nüfusunun 75.000.000.000’ı geçeceği tahmin edilmektedir. Dolayısıyla, insanların büyük bir çoğunluğu Tanrı’nın arındırılmış ve birleştirilip sağlamlaştırılmış mesajını almaya mukadderdir (Şemaya bakınız).
 
[Siyah alan, Âdem’den bu yana olan dünya nüfusunu temsil ediyor]
 

Yaratılıştan Önce

     Her şey milyarlarca yıl önce, Tanrı’nın yüksek rütbeli yaratıklarından biri olan Şeytan’ın, bir egemenlik alanını, Tanrı’nın yanında bağımsız bir tanrı olarak yönetebileceği konusunda kibirli bir fikir geliştirmesiyle başladı. Tanrı’nın mutlak otoritesine olan bu meydan okuma sadece bir küfür değildi, aynı zamanda hatalıydı da. Şeytan, yalnızca Tanrı’nın bir tanrı olma kabiliyetine sahip olduğu ve tanrılığın onun idrakinden çok daha fazlası olduğu gerçeği konusunda cahildi. Şeytan’ı, bir egemenlik alanının sorumluluğunu bir tanrı olarak üstlenebileceğine ve onu hastalık, sefalet, savaş, kazalar ve kaos olmadan yönetebileceğine inandıran şey egoydu—cehaletle artmış kibir. Tanrı’nın yaratıklarının ezici çoğunluğu Şeytan’la aynı fikirde değildi. Yine de çeşitli derecelerde onunla aynı fikirdeki sayıca çok az olan egoist azınlık, milyarlarca sayıda idi. Böylelikle, Göksel Topluluk içinde derin bir münakaşa patlak verdi (38:69). İsyancıların Tanrı’nın mutlak otoritesine karşı olan haksız meydan okuması en etkin şekilde karşılanıp çözüldü. İsyancılara suçlarını kınamaları ve O’na teslim olmaları için yeterince şans verildikten sonra, Tanrı en inatçı isyancıları Dünya adında bir uzay gemisine sürgün etmeye ve kendilerini günahtan kurtarmaları için onlara yine de başka bir şans vermeye karar verdi.

     Eğer bir uçağı uçurabileceğinizi iddia ediyorsanız, iddianızı test etmenin en iyi yolu size bir uçak vermek ve onu uçurmanızı istemektir. Tanrı’nın, Şeytan’ın bir tanrı olabileceği iddiasına yanıt olarak yapmaya karar verdiği şey tam da buydu; Tanrı onu minik zerre olan Dünya’da geçici bir tanrı olarak atadı (2:30, 36:60). Şeytan’la aynı fikirde olanlara gelince, onlara egolarını öldürmeleri ve Tanrı’nın mutlak otoritesine teslim olmaları için bir şans verildi. Suçlu yaratıkların ezici çoğunluğu bu fırsattan yararlanırken, yaklaşık 150 milyar yaratıktan oluşan ufacık bir azınlık bu tekliften yararlanmakta başarısız oldu (33:72).

    
    

Göksel Topluluk’taki münakaşa Tanrı’nın yaratıklarının farklı kategorilere sınıflandırılmasına yol açmıştır:

    

(1) Melekler
   Tanrı’nın mutlak otoritesini asla sorgulamayan yaratıklar melekler olarak sınıflandırıldı; yalnızca Tanrı’nın tanrı olma yeteneğine ve niteliklerine sahip olduğunu biliyorlardı. Tanrı’nın yaratıklarının ezici çoğunluğu—sayısız çoklukta—bu kategoriye aittir. Meleklerin sayısı o kadar muazzamdır ki, melekler bile kendilerinin kaç tane olduklarını bilmezler; onların sayısını ancak Tanrı bilir (74:31).
 
(2) Hayvanlar
     Melekler, isyancıların ve onların liderinin Tanrı’nın krallığından sürgün edilmeleri gerektiğini önermiş olsalar da (2:30), En Merhametli Olan, isyancılara suçlarını kınamaları, tövbe etmeleri ve O’nun mutlak otoritesine teslim olmaları için bir şans vermeyi irade etti (33:72). Yukarıdaki şemada gösterildiği gibi, asilerin büyük çoğunluğu Tanrı’nın krallığına yeniden katılma yönündeki lütufkâr tekliften faydalandı. Egolarını öldürüp, küfürlerinin bir kefareti olarak teslimiyetçi bir rolü yerine getirmek için bu dünyaya gelmeyi kabul ettiler. Bu dünyadaki teslimiyetçi rollerine karşılık olarak, bu yaratıklar, günahlarından kurtarılarak Tanrı’nın sonsuz krallığına geri alınırlar (6:38). At, köpek, ağaç, Güneş, Ay, yıldızlar, aynı zamanda deforme olmuş ve retarde çocuklar, suçlarını kınayan ve tövbe eden zeki yaratıklar arasındadır:
 
Göklerdeki ve yerdeki her şeyin;
Güneş’in, Ay’ın, yıldızların,
dağların, ağaçların, hayvanların,
aynı zamanda birçok insanın Tanrı’ya secde ettiklerini görmez misin?
Bununla birlikte, birçok insan ise azap için mukadderdir.                            (22:18)
 
Yıldızlar ve ağaçlar secde ederler.
(55:6)
 
    
Atın egosu yoktur. Atın sahibi zengin veya fakir, uzun veya kısa, şişman veya zayıf, genç veya yaşlı olabilir ve at hepsine hizmet edecektir. Köpeğin egosu yoktur; sahibi ne kadar zengin ya da fakir olursa olsun kuyruğunu sahibine sallayacaktır. Güneş her gün tam olarak Tanrı’nın tayin ettiği zamanlarda doğar ve batar. Ay, Dünya etrafındaki senkronize yörüngesini en ufak bir sapma olmadan takip eder. İnsan vücudu—geçici bir elbise—yeryüzüne aittir; bu bakımdan, o da bir teslim olandır. Kalp, akciğerler, böbrekler ve diğer organlar kontrolümüz dışında fonksiyonlarını yerine getirirler.
 
(3) İnsanlar
     En inatçı isyancılar—insanlar ve cinler—suçlarını kınamayı reddettiler ve Şeytan’ın iddiasının gösterisine tanıklık etmeyi seçtiler. Tanrı’nın mutlak otoritesine, bunu yapmaları için bir şans önerildiğinde dahi teslim olmayan bu egoist yaratıklar ikiye bölündüler. Şeytan’ın bakış açısına daha az ikna olmuş olan yarısı insanlar olarak sınıflandırıldı. Şeytan’ın iddiasıyla ilgili şüphe duydukları halde, Tanrı’nın mutlak otoritesi konusunda sağlam bir duruş sergileyemediler. Bu yaratıkların Tanrı’nın her şeye gücü yetmesini takdir etmelerine engel olan şey egodur, kendilerine böylesi bir fırsat teklif edildiğinde teslim olmalarını engelleyen şey egodur (33:72) ve çoğumuz ile Tanrı’nın krallığına yeniden giriş arasında duran şey de egodur (25:43). Bu nedenle, Kuran’daki ilk buyruklardan biri de “Egonu öldür!” dür (2:54).
 
(4) Cinler
   Suçlu yaratıkların diğer yarısı, Şeytan’ın bakış açısına daha yakın olup devasa egoları sergileyenler, cinler olarak sınıflandırıldı. Doğumdan ölüme kadar her insana bir cin atamak Tanrı’nın planıydı. Cin yoldaşı Şeytan’ı temsil eder ve onun bakış açısını destekler (50:23, 27). Hem cinlere hem de insanlara kendilerini yeniden eğitmeleri, egoizmlerini kınamaları ve Tanrı’nın mutlak otoritesine teslim olarak kendilerini günahlarından kurtarmaları için bu dünyada değerli bir şans verilmektedir. Ne zaman bir insan doğsa, bir cin de doğup bu yeni insana atanır. Kuran’dan cinlerin Şeytan’ın soyu olduğunu öğreniyoruz (7:27, 18:50). Bir cin doğup bir insana atandığı zaman, bu cin, o insan ölünceye kadar o insanın daimî bir yoldaşı olarak kalır. Bu cin daha sonra serbest bırakılır ve birkaç yüzyıl boyunca yaşar. Hem insanların hem de cinlerin yalnızca Tanrı’ya tapınmaları gerekmektedir (51:56).
 
Tanrı Robotlar İstemez
     38:69’da belirtilen ve yukarıda anlatılan Göksel Topluluk’taki münakaşa, Tanrı’nın yaratıklarının seçim özgürlüğüne sahip olduğunu kanıtlar; onlar kendi akıllarına sahiptirler. Tanrı’nın yaratıkları arasındaki ufacık bir azınlığın isyanı, Tanrı’nın yaratıklarının, O’nun sonsuz ihtişamını takdir ettikleri için O’na kulluk ettiklerine dair muhteşem gerçeği vurgulamaya hizmet etti. İsyan olmadan, özgürlüğün Tanrı’nın yaratıklarına armağanı olduğunu asla bilemezdik.
 
En Lütufkâr, En Merhametli
     Dünyevi boyutumuzda bile herhangi bir işletme, çalışanlarının sadık olmalarını ve kendilerini işletmenin refahına adamış olmalarını bekler. Eğer bir çalışan, işletmeye bütünüyle adanmamışsa veya bölünmüş sadakat göstermişse, derhal işten çıkarılır. İnsanlar ve cinler Şeytan’ın tarafını tuttukları, ardından da isyankâr hareketlerini yeniden gözden geçirme teklifini geri çevirdiklerinden ötürü, melekler Şeytan’ın ve onun müttefiklerinin Tanrı’nın krallığından kovulmasını beklediler (2:30). Suçumuzu kınamamız ve kendimizi günahımızdan kurtarmamız için bize bu ek şansı bahşetmesi, Tanrı’dan büyük bir rahmetti.
 
     Bu son derece merhametli kurtarma planını gerçekleştirmek için Tanrı “ölümü yarattı” (67:1-2). İlahi plan, isyancıları göksel kavga ile alakalı hiçbir belleklerinin olmadığı başka bir varoluşa getirmeyi gerektiriyordu. Bu hayatın koşulları altında, insanlar ve cinler hem Tanrı’nın mesajlarını alırlar hem de Şeytan’ın mesajlarını, sonra her iki taraftan birini özgürce seçerler. Özgür iradeleri ile aldıkları karara dayanarak, ya günahlarından kurtarılarak Tanrı’nın krallığına geri alınırlar yahut Şeytan ile birlikte kalıcı olarak sürgün edilirler.
 
Şeytan’ın Geçici Egemenlik Alanı
     Şeytan’ın tasarlanan egemenliğinin mutlak önemsizliğini vurgulamak için, Tanrı, milyarlarca ışık yılı genişlikteki uçsuz bucaksız bir evrende bir milyar galaksi, bir milyar trilyon yıldız yarattı. Eğer ışık hızında Güneş’e doğru (93.000.000 mil) seyahat edersek, ona sekiz dakikada ulaşırız. Eğer gitmeye devam edersek, Samanyolu Galaksimizin sınırına ışık hızında 50-70.000 yıl sonra ulaşırız. En yakın galaksiye ulaşmak, ışık hızında 2.000.000 yılımızı alacaktır ve “bizim evrenimizde” en az 2.000.000.000 galaksi vardır. En güçlü teleskoplarla Dünya, evrenimizin sınırı şöyle dursun bizim kendi galaksimizin sınırından tümüyle görünmezdir. Bizim evrenimiz yeterince geniş değilmişçesine, Tanrı evrenimizi çevreleyen altı tane daha yarattı, üstelik daha geniş evrenler (2:29, 67:3). Tanrı daha sonra Şeytan’a, en küçük ve en içteki evrende bulunan ufacık bir zerrenin, Dünya gezegeninin onun egemenlik alanı olduğunu bildirdi. Tanrı’nın planı, insanları ve cinleri Kendi fiziksel varlığına dayanamayan bir evrene yerleştirmeyi ön gördü (7:143). Böylelikle Şeytan, Tanrı’nın tüm bilgisi ve kontrolü ile birlikte, minik krallığını Tanrı’nın fiziksel varlığından uzakta idare etmektedir. Ayrıca dikkat edilmelidir ki tövbe eden isyancıların sayısı oldukça fazlaydı, öyle ki Dünya gezegeninin onların hepsine kalacak yer sağlaması mümkün değildi. Bundandır ki bu gezegen üzerinde hayvanlar insanlardan oldukça fazladır. Tövbe etmiş tüm asilere ev sahipliği yapmak yönetilemez bir yeryüzü meydana getirecekti. Yaratıkların sayısız desilyonlarının uzay boşluğunda yerleştirilmesi bu nedenledir.
 
Âdem ve Havva
     İlk insanın bedeni, Tanrı’nın melekleri tarafından, Tanrı’nın talimatlarına uygun olarak yeryüzünde şekillendirildi (7:11). Tanrı daha sonra ilk kişiyi, yani Âdem’i bu bedene atadı. Tanrı meleklere, test süresi boyunca insanlara hizmet edeceklerini bildirdiğinde—onları korumak, rüzgârları sürmek, yağmuru ve rızıkları dağıtmak vb.—”secdeye kapanmayı” reddeden tek kişi Şeytan’dı (2:34, 15:31, 38:74). Âdem’in eşi, dişil özelliklerle Âdem’den klonlandı ve Tanrı ikinci insanı onun bedenine atadı. Âdem ve Havva’nın boş (ruhsuz) bedenleri burada, Dünya üzerinde kalırken, ruhları, yani gerçek kişiler Cennette ikamet etti. Âdem ve Havva, Tanrı’nın buyruklarına sarıldıkları sürece Cennette kaldılar. Bunun yerine Şeytan’ı dinledikleri an, hepimizdeki kusurlu insan doğasını yansıttılar ve hemen Şeytan’ın Dünya üzerindeki egemenliğine ait oldular—“bedenleri kendilerine görünür hale geldi” (7:20, 20:121). Gerisi tarihtir.
 
Şeytan: Tüm Cinlerin Atası
     Cinleri ve insanları teste sokmak, ne zaman bir insan doğsa Şeytan’ın çoğalmasını şart koşuyordu. Yukarıda bahsedildiği gibi, bir insan doğduğunda, bu insan kişinin sabit bir yoldaşı olarak görev görmesi için bir de cin doğar. Her insan, doğumdan ölüme kadar aynı bedende yaşayan Şeytan’ın temsilcisinin aralıksız iknalarına maruz kalır. Şeytan’ın temsilcisi, insan yoldaşını Şeytan’ın bakış açısına ikna etmeye çalışır: Tanrı tek başına yetmez. Yargı Günü’nde, cin yoldaşı insan mevkidaşına karşı bir tanık görevi görür (43:38; 50:23,27). Pek çok cin yoldaşı da insan yoldaşları tarafından Tanrı’nın bakış açısına döndürülür.
 
     Tanrı insanoğlunu hazırlıksız bırakmadı. İnsanlara küfürlerini tekrar gözden geçirmeleri için olan son şanslarında yardımcı olsun diye, her insan YALNIZCA Tanrı’nın, yani başka hiç kimsenin değil, bizim Sahibimiz ve Efendimiz olduğuna yönelik içgüdüsel bir bilgi ile doğar. (7:172-173). Cinlere bu içgüdüsel bilgi verilmemiştir; fakat onlara en içteki evren boyunca yer alan Tanrı’nın işaretlerini incelemeleri için çok daha fazla yaşam süresi ve daha büyük yetenekler verilmiştir. Şeytan’ın bakış açısını temsil ettikleri için, onların içgüdüsel doğaları güçlü bir şekilde çoktanrıcılığa meyillidir. Yalnızca Tanrı’ya tapmaya yönelik dâhili içgüdümüze ek olarak, Tanrı kendimizi günahtan kurtarmamıza yardımcı olmak için elçiler gönderir. Tüm bu unsurları göz önüne aldığımızda, bağışlanamaz tek suçun (eğer ölüme kadar devam ettirilirse) puta tapmak olduğu gerçeğini takdir edebiliyoruz: Tanrı’nın yanında herhangi birinin herhangi bir güce sahip olduğuna iman etmek.
 
Kırk Yıllık Lütuf Dönemi
     İnsanoğluna, bu en önemli kararı—Şeytan’ın bakış açısını yahut Tanrı’nın mutlak otoritesini onaylama kararını—vermeden önce araştırması, etrafa bakması, derin derin düşünmesi ve tüm bakış açılarını incelemesi için kırk yıl verilir. Kırk yaşından önce ölen herkes, sadece Tanrı için bilinir olan koşullardan ötürü Tanrı tarafından kurtuluş için seçilmiştir. 40 yaşından önce ölen herkes Cennete gider (46:15, Ek 32). Tanrı’nın muazzam merhameti, Kuran’a iman edenlerin bile böyle şefkatli bir ilahi kanunu kabul etmekte zorlanmaları gerçeğinden bellidir.
 
     Tanrı’nın elçileri, kendimizi günahımızdan kurtarmamız için Tanrı’nın verdiği şansın müjdesini ilettiler ve müthiş işaretler ile desteklendiler. Musa Firavun’a gittiği zaman değneğinin bir yılana dönüşmesi gibi mucizelerle desteklendi. İsa, Tanrı’nın izni ile çamurdan canlı kuşlar yarattı, Tanrı’nın izni ile cüzzamlıyı ve körü iyileştirdi ve Tanrı’nın izni ile ölüyü diriltti. Bu Son Ahit’i iletmiş olan Tanrı’nın elçisi Muhammed peygamber bu tür mucizeler sergilemedi (10:20). Kuran’ın kendisi, Muhammed’in misyonunu destekleyen mucizeydi (29:50-51). Kuran’ın Mucizesini 14 yüzyıl boyunca Muhammed’den ayırmak ilahi hikmetti. Şimdi, Kuran’ın matematiksel mucizesinin mühim boyutlarını anlıyoruz (Ek 1), fark ediyoruz ki eğer bu Mucize onun vasıtasıyla vahyedilseydi, milyonlarca insan, Muhammed’e Tanrı’nın cisimleşmiş hali olarak tapınırdı.
 
Gerçeklik Kanıtı:
Fiziksel, Somut, Çürütülemez.
   Bilgisayar çağının gelişiyle birlikte, Kuran’ın matematiksel kodunun 74:30-35’te belirtildiği gibi “En büyük mucizelerden biri” olduğunu keşfettik. Önceki elçilere verilen mucizeler zaman ve mekân ile sınırlı kalırken, Kuran’ın mucizesi daimidir. Sadece birkaç insan Musa’nın ve İsa’nın mucizelerine şahit oldu fakat Kuran’ın mucizesine herhangi bir zamanda herhangi bir kişi tarafından şahit olunabilir. Ayrıca, Kuran’ın mucizesi önceki tüm mucizeleri belgelemekte ve kanıtlamaktadır (5:48).
 
     Ek 1’de detaylıca anlatıldığı gibi, Kuran’ın matematiksel mucizesi “19” sayısına dayanmaktadır. Bu müthiş mucizeyi okuyucu ile paylaşmak için, İngilizce metin boyunca “TANRI” kelimesi koyu renkli büyük harfle yazılmıştır ve geçişlerin eklenerek artan sayısı her sayfanın sol alt köşesinde gösterilmektedir. Kuran’ın sonunda bu en önemli kelimenin toplam geçişi 2698 olarak gösterilmektedir. Bu, 19’un katıdır. İlaveten, “Tanrı” kelimesinin geçtiği her ayete atanan sayıları topladığımızda, toplam 118123 eder, bu da 19’un katıdır (19x6217). “Tanrı” kelimesinin geçtiği ayet numaralarının eklenerek artan toplamı her sayfanın sağ alt köşesinde gösterilmektedir. Bu basit fiziksel gerçekler, okuyucu tarafından kolaylıkla teyit edilebilir ve Kuran’ın matematiksel kompozisyonunun insan-üstü doğasını kanıtlamak için yeterlidir.
 
“Tanrı” Kelimesinin Toplam Sayısı
(Her sayfanın sol alt köşesinde gösterilmektedir)
2698 (19x142)
Ayet Numaralarının Toplamı
(Sağ alt köşede gösterilmektedir)
118122 (19x6217)
 
Okurlar Tarafından Teyit Edilebilir Gerçeklik Kanıtı
 
     Kuran’ın olağanüstü matematiksel kompozisyonuna ek olarak, modern bilim tarafından kanıtlanmış yahut kuram haline getirilmiş çok sayıda Kuranî hakikat buluyoruz. İşte böyle ileri bilimsel bilginin birkaç örneği:
1. Dünya yumurta şeklindedir (39:5, 79:30).
2. Dünya sabit durmaz; sürekli hareket eder (27:88).
3. Güneş bir ışık kaynağıdır, Ay onu yansıtır (10:5, 25:61, 71:16).
4. Gökyüzüne tırmandıkça oksijen oranı azalır (6:125).
5. “Büyük Patlama/Big Bang Teorisi” doğrulandı (21:30).
6. “Evrenin Genişlemesi Teorisi” doğrulandı (51:47).
7. Evren bir gaz kütlesi olarak başladı (41:11).
8. Evrim bir gerçektir; belirli bir tür içinde evrim, ilahi olarak yönlendirilen bir süreçtir (21:30, 24:45, 32:7-9, 18:37, 15:28-29, 7:11, 71:13-14, Ek 31).
9. Bebeğin cinsiyetini erkeğin spermi belirler (53:45-46).
 
Saçmalık Yok
     Kuran’da hiçbir saçmalığın olmaması, aynı derecede mucizevidir. Kuran’ın vahyedilişi sırasındaki cehalet ve batıl inançların baskınlığı göz önüne alınırsa, bu bilhassa önemlidir. Mesela, geleneksel Müslümanlar arasında en saygın tefsir İbn-i Kesir’inkidir. Peygamberden yüzyıllar sonra yazılmış bu ünlü referansta, yeryüzünün dev bir balinanın tepesinde duran 40.000 boynuzlu dev bir boğa üzerinde taşındığını okuyoruz (İbn Kesir’in 68:1 Ayetinin tefsirine bakınız).
 
     Daha 1975 yılında ve Kuran’ın vahyedildiği aynı yerde, Suudi Arabistan Medine İslam Üniversitesi Rektörü Şeyh Abdul Aziz Bin Baz, yeryüzünün düz olduğunu ve sabit bir şekilde durduğunu deklare etti (Bkz. Ek)!!
 
Bin Baz’ın kitabından çeviri, sayfa 23: “Dünya iddia ettikleri gibi dönüyorsa, ülkelerin, dağların, ağaçların, nehirlerin ve okyanusların hiçbir temeli olmayacaktır ve insanlar doğu ülkelerinin batıya, batı ülkelerinin doğuya hareket ettiğini görecektir.
 
Mükemmel Mutluluk: Şimdi ve Sonsuza Dek
     Her insanın yakalanması en zor hedeflerinden biri de “Mutluluk” tur. Kuran, bu hayatta ve sonsuza dek mükemmel mutluluğu elde etmenin sırrını ortaya çıkarmaktadır. Kuran’dan, mutluluğun ruhun özel bir niteliği olduğunu öğreniyoruz. Nitekim arzuladığı tüm maddi kazançları—para, güç, şöhret vb.—elde eden bir beden genellikle mutsuz bir insana aittir. Mutluluk ruhun, yani gerçek kişinin elde ettiği büyüme ve gelişme derecesine bağlıdır. Kuran, beden ve ruh için hem bu dünyada hem de ebedi Ahirette mükemmel mutluluğa doğru olan detaylı bir harita sunmaktadır (Ek 15).
 
     Bu kanıtlanmış Ahit boyunca sayısız ayette, Tanrı şahsen imanlıların mutluluğunu şimdi ve sonsuza dek garanti etmektedir:
 
Kesinlikle Tanrı’nın müttefiklerinin korkacakları hiçbir şey yoktur,
onlar üzülmeyecekler de.
Ki onlar iman eden
ve doğru bir hayat sürenlerdir.
Onlar için mutluluk hem bu hayatta hem de Ahirettedir.
Bu, Tanrı’nın değiştirilemez yasasıdır.
Gerçek zafer işte budur.                                                     [10:62-64]
 
Tüm İmanlılar, Kabul Edilebilir Tek Dini Oluştururlar
    Yaratıcının son mesajından beklendiği gibi, Kuran’da öne çıkan temalardan biri de tüm imanlılar arasındaki birlik çağrısı ve Tanrı’nın elçileri arasında herhangi bir ayrım yapmanın haram kılınmasıdır. Eğer tapınma objesi tek ve aynı ise, tüm imanlılar arasında mutlak bir birlik olacaktır. Yanlış yola saptırılmış imanlılar arasında bölünme, nefret ve acı savaşlara yol açan şey insan faktörüdür, yani İsa, Muhammed ve azizler gibi böylesi güçsüz insanlara karşı olan adanma ve tarafgirliktir. Rehberlik edilmiş bir imanlı YALNIZCA Tanrı’ya adanmıştır ve YALNIZCA Tanrı’ya adanmış başka herhangi bir imanlıyı görmekten mutluluk duyar, böyle bir imanlının kendi dinine verdiği isim ne olursa olsun.
 
Şüphesiz, iman edenlerden,
Yahudi olanlardan,
Hristiyanlardan
ve başka dine dönmüş olanlardan;
her kim
(1) Tanrı’ya iman eder,
(2) Son Gün’e iman eder ve
(3) doğru bir hayat sürerse,
mükâfatlarını Rablerinden alacaklardır;
onların korkacakları hiçbir şey yoktur, onlar üzülmeyecekler de.                   [ 2:62, 5:69 ]
 
Tanrı’nın Antlaşma Elçisi
     Ek 2’de detaylı bir şekilde anlatıldığı gibi, bu kitabın yayımlanması yeni bir çağın gelişini işaret ediyor – Tüm peygamberleri tarafından iletilen Tanrı’nın mesajlarının birleştirilip sağlamlaştırıldığı çağ. Tanrı’nın bir ve tek dini, “Teslimiyet,” diğer tüm dinlere egemen olacaktır (9:33, 48:28 ve 61:9). Yahudilik, Hristiyanlık, Hinduizm, Budizm ve İslam dâhil bugünün bozulmuş dinleri yavaş yavaş ortadan kalkacak ve “Teslimiyet” galip gelecektir. Bu, bir insanoğlunun veya bir insan topluluğunun hüsnükuruntusu değildir; bu, Tanrı’nın dokunulmaz yasasıdır (3:19, 9:33, 41:53, 48:28, 61:9, 110:1).
 
Reşad Halife
Tuscon
Ramazan 26, 1409*
 
 
*İlk baskının son taslağı Kader Gecesi 1409’da tamamlandı. Eğer bu tarihin gün, ay ve yılını toplarsak, 1444 veya 19x19x4 elde ederiz. [Ramazan 26, 1409: 9 + 26 + 1409 = 1444.]
Image

Ek 01 - Büyük Mucizelerden Biri [74:35]

Kuran, herhangi insan yazması bir kitapta hiçbir zaman bulunamamış benzersiz bir olguyla karakterizedir. Kuran’ın her bir bileşeni matematiksel olarak oluşturulmuştur—sureler, ayetler, kelimeler, belirli harfler ...

Kuran, herhangi insan yazması bir kitapta hiçbir zaman bulunamamış benzersiz bir olguyla karakterizedir. Kuran’ın her bir bileşeni matematiksel olarak oluşturulmuştursureler, ayetler, kelimeler, belirli harflerin sayısı, aynı kökten gelen kelimelerin sayısı, ilahi isimlerin sayısı ve çeşitliliği, belirli kelimelerin benzersiz yazımı, belirli kelimelerin içindeki belirli harflerin yokluğu veya kasıtlı olarak değiştirilmesi ve Kuran’ın, içeriğinin yanı sıra diğer birçok unsuru. Kuran’ın matematiksel sisteminin iki önemli yönü vardır: (1) Matematiksel edebi kompozisyon ve (2) Sure ve ayetlerin sayılarını içeren matematiksel yapı. Bu kapsamlı matematiksel kodlama nedeniyle, Kuran’ın metninin veya fiziksel düzenlemesinin en ufak bozuluşu hemen ifşa olur.
    
Anlaşılması Kolay
                                      Taklidi İmkansız
     Tarihte ilk defa, dâhili ilahî yazarlık kanıtının olduğu bir kutsal metne sahibiz—insanüstü bir matematiksel kompozisyon.
 
     Bu kitabın herhangi bir okuyucusu, Kuran’ın matematiksel mucizesini kolayca teyit edebilir. “Tanrı” (Allah) kelimesi metin boyunca kalın büyük harflerle yazılmıştır. “Tanrı” kelimesinin eklenerek artan geçiş sıklığı her sayfanın altındaki sol alt köşede belirtilmiştir. Sağ köşedeki sayı, “Tanrı” kelimesini içeren ayetlerin sayılarının eklenerek artan toplamıdır. Metnin son sayfası, sayfa 372, “Tanrı” kelimesinin toplam geçişinin 2698 veya 19x142 olduğunu göstermektedir. “Tanrı” kelimesinin geçtiği tüm ayet numaralarının toplamı 118123 eder, bu da 19’un bir katıdır (118123 = 19x6217).
 
     On dokuz, Kuran’ın matematiksel sistemi boyunca ortak paydadır.
 
     Tek başına bu olgu, Kuran’ın Tanrı’nın dünyaya mesajı olduğuna dair inkâr edilemez bir kanıt olarak yeterlidir. Hiçbir insanoğlu, “Tanrı” kelimesinin 2698 geçişini ve geçtiği ayetlerin numaralarını takip edemezdi. Bu, özellikle (1) Kuran’ın vahyedildiği cahiliye çağı ve (2) sure ve ayetlerin, vahyin zamanı ve yeri noktasında geniş ölçüde ayrık olması göz önüne alındığında imkânsızdır. Vahyin kronolojik sırası, son formatından çok büyük ölçüde farklıydı (Ek 23). Bununla birlikte, Kuran’ın matematiksel sistemi “Tanrı” kelimesi ile sınırlı değildir; son derece geniş, son derece kompleks ve tamamen kapsamlıdır.
 
Basit Gerçekler
     Kuran’ın kendisi gibi, Kuran’ın matematiksel kodlaması da çok basitten çok komplekse kadar uzanır. Basit Gerçekler, herhangi bir araç kullanmadan tespit edilebilen gözlemlerdir. Kompleks gerçekler ise, bir hesap makinesinin veya bilgisayarın yardımını gerektirir. Aşağıdaki gerçekler, teyit edilmek için herhangi bir araç gerektirmez fakat lütfen hepsinin orijinal Arapça metni kastettiğini unutmayın:
 

1. ‘’Besmele’’ olarak bilinen ilk ayet (1:1) ............................................................ 19 harftir.

2. Kuran 114 sureden oluşmaktadır, bu sayı ……………………………….......... 19 x 6’dır.

3. Kuran’da toplam ayet sayısı 6346 veya …………………………………......... 19 x 334’dür

    [6234 numaralı ayet ve 112 numarasız ayet (Besmeleler)

    6234+112= 6346] Ayrıca şuna da dikkat edin 6 + 3 + 4 + 6 = .......................... 19.

4. Besmele, Sure 9’daki dikkat çekici yokluğuna rağmen

                114 kez geçer (Sure 27’de 2 kez geçer) ve 114= ………………........... 19 x 6.

5. Sure 9’daki kayıp Besmele’den Sure 27’deki ekstra Besmele’ye kadar

    tam olarak ………......……………...………..................................................... 19 sure

    vardır.

6. Bunu, 9’dan 27’ye kadar sure numaraları toplamlarının

                (9+10+11+12+...+26+27) 342 olması takip eder veya ………………... 19 x 18.

7. Bu toplam (342) ayrıca Sure 27’de geçen 2 Besmele arasındaki toplam

kelime sayısına eşittir ve 342 = ……………………………................………….. 19 x 18.

8. Meşhur ilk vahiy (96:1-5) toplam ……………………………………….......... 19

 kelimeden oluşur.  

9. Bu 19 kelimelik ilk vahiy 76 harften oluşur ……………………………........... 19 x 4.

10. Kronolojik sıraya göre ilk sure olan Sure 96 ……………………………........ 19

      ayetten oluşur.

11. Kronolojik olarak bu ilk sure son ……………………………………….......... 19

      surenin üstüne yerleştirilmiştir.

12. Sure 96, 304 Arapça harften oluşur ve 304 = ………………………................ 19 x 16.

13. Son vahiy (Sure 110) …………………………………………………............. 19

      kelimeden oluşur.

14. Son vahyin ilk ayeti (110:1) ………………………………………….............. 19

      harften oluşur.

15. 14 farklı Arapça harf, ‘’Kuranî Başlangıçların’’ 14 farklı setini

                   oluşturur (2:1'deki A.L.M. gibi) ve 29 surenin başında yer alırlar.

                   Bu sayıların toplamı, 14+14+29 = 57 = ……………………….....….. 19 x 3.

16. Bu Kuranî Başlangıçların geçtiği 29 surenin numaralarının toplamı

                  2+3+7+...+50+68=822 ve 822+14 (14 başlangıç seti) 836’ya eşit veya..19 x 44.

17. İlk başlangıçlı sure (Sure 2) ile son başlangıçlı sure (Sure 68)

                  arasında 38 başlangıçsız sure vardır ……………………………...….. 19 x 2.

18. İlk ve son başlangıçlı sureler arasında ………………………………….......... 19

                  değişen ‘’başlangıçlı’’ ve ‘’başlangıçsız’’ sure seti vardır.

19. Kuran 30 sayıdan bahseder: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 19,

                  20, 30, 40, 50, 60, 70, 80, 99, 100, 200, 300, 1000, 2000, 3000,

                  5000, 50.000 & 100.000. Bu sayıların toplamı 162146, eşittir ……… 19x8534.

     Bu, Basit Gerçeklerin kısaltılmış bir özetidir.

 
Edebi Matematiksel Kompozisyon
     Kuran, başka hiçbir kitapta bulunmayan benzersiz bir olguyla karakterize edilmiştir; 29 sure 14 farklı “Kuranî Başlangıç” set ile başlar, her set birden beşe kadar harften oluşmaktadır. On dört harf, Arap alfabesinin yarısı, bu başlangıçlara iştirak etmektedir. Bu Kuranî Başlangıçların önemi, 14 yüzyıl boyunca ilahi olarak korunan bir sır olarak kaldı.
 
    Kuran, 10:20’de ve 25:4-6’da belirtir ki kendi mucizesi, başka bir deyişle ilahi yazarlığın kanıtı, önceden belirlenmiş belirli bir geçiş dönemi için sır olarak kalmaya mukadderdi:
 
Derler ki “Neden O’na Rabbinden hiçbir mucize gelmedi?” De ki, “Geleceği sadece Tanrı bilir. Öyleyse bekleyin, ben de sizinle birlikte bekleyeceğim.” [10:20]
 
******
 
 
İnkâr etmiş olanlar dediler ki “Bu, onun başka insanlar yardımıyla yaptığı bir uydurmadan başka bir şey değil.” Doğrusu, onlar bir küfrü dillendirdiler. Diğerleri de dediler ki “Yazdıkları geçmişin masallarıdır; kendisine sabah akşam dikte edildiler.” De ki, “Bu, göklerdeki ve yerdeki ‘sırrı’ bilen tarafından indirildi.” Şüphesiz O, Bağışlayandır, En Merhametli Olandır. [25:4-6]

      Kuranî Başlangıçlar 19-temelli matematiksel mucizenin önemli bir kısmını teşkil eder.

 
Tablo 1: Kuranî Başlangıçlar ve Sureleri
No.
Sure No.
Sure Başlığı
Kuranî Başlangıç
1.
2
Düve
A.L.M.
2.
3
İmran Ailesi
A.L.M.
3.
7
Araf
A.L.M.S.
4.
10
Yunus
A.L.R.
5.
11
Hûd
A.L.R.
6.
12
Yusuf
A.L.R
7.
13
Gök Gürlemesi
A.L.M.R.
8.
14
İbrahim
A.L.R.
9.
15
Hicr Vadisi
A.L.R.
10.
19
Meryem
K.H.Y.‘A.S.
11.
20
T.H.
T.H.
12.
26
Şairler
T.S.M.
13.
27
Karınca
T.S.
14.
28
Tarih
T.S.M.
15.
29
Örümcek
A.L.M.
16.
30
Romalılar
A.L.M.
17.
31
Lokman
A.L.M.
18.
32
Secde
A.L.M.
19.
36
Y.S
Y.S.
20.
38
S.
S.
21.
40
Bağışlayıcı
H.M.
22.
41
Açıklanmış
H.M.
23.
42
Danışma
H.M. ‘A.S.Q.
24.
43
Süsler
H.M.
25.
44
Duman
H.M.
26.
45
Diz Çöküş
H.M.
27.
46
Kum Tepeleri
H.M.
28.
50
Q.
Q.
29.
68
Kalem
NuN
 
Tarihsel Arka Plan
    1968’de fark ettim ki Kuran’ın mevcut İngilizce çevirileri Tanrı’nın Son Ahitinin gerçek mesajını sunmuyordu. Örneğin, en meşhur iki çevirmen Yusuf Ali ve Marmaduke Pickthall, 39:45’teki Kuran’ın büyük kriterine gelince bozulmuş dini geleneklerinin üstesinden gelememişlerdi.
 
Tanrı TEK BAŞINA anıldığı zaman Ahirete iman etmeyenlerin kalpleri nefretle daralır. Onlar ancak O’nun yanında başkaları da anıldığında sevinirler. [39:45]
    
   Yusuf Ali, kritik kelime olan ‘’TEK BAŞINA’’ kelimesini çevirisinden çıkarmış ve ayetin kalan bölümünü ‘’(tanrılar)’’ kelimesini ekleyerek değiştirmişti. Böylelikle, en önemli Kuranî kriteri tamamen yok etmişti. 39:45’i şöyle çevirmişti:
 
Bir ve Tek olan Tanrı anıldığı zaman ahirete iman etmeyenlerin kalpleri iğrenme ve nefretle dolar; fakat ne zaman O’ndan başka (tanrılar) anıldığında, bakın, onlar sevinçle dolarlar. [39:45]   (A.Yusuf Ali’ye göre)
    
   ‘’Bir ve Tek olan Tanrı anıldığı zaman’’ ifadesi, ‘’Tanrı tek başına anıldığı zaman’’ demekle aynı değildir. Birisi, ‘’Bir ve Tek olan Tanrı’yı’’ anabilir ve ayrıca Muhammed’i veya İsa’yı da anabilir ve kimse üzülmeyecektir. Fakat ‘’Tanrı TEK BAŞINA anıldığı zaman’’ başka kimseyi anamazsın ve birçok insan—Muhammed’i veya İsa’yı putlaştıranlar—üzülecektir.  Nitekim Yusuf Ali, yozlaşmış inancını ifşa eder diye Kuran gerçeğini sunmaya cesaret edemedi.
 
   Marmaduke Pickthall ‘’TEK BAŞINA’’ kelimesini doğru olarak çevirmiş fakat kendi kişisel inancını paranteze ekleyerek kriteri yıkmıştır; 39:45’i şöyle çevirmiştir:
 
Ve Allah tek başına anıldığı zaman Ahirete iman etmeyenlerin kalpleri geri çevrilir ve O’nun yanında (taptıkları) anıldığında, bakın! onlar memnundurlar.      [39:45] (Marmaduke Pickthall’a göre)
    
   Tanrı kelamının bu şekilde tahrif edildiği gerçeğini fark ettiğimde, en azından kendi çocuklarımın yararı için Kuran’ı tercüme etmeye karar verdim. Ben meslek olarak kimyacı olduğumdan ve geniş dini alt yapıma rağmen—babam Mısır’da meşhur bir Sûfi lideriydi—bir ayeti tam olarak anlamadan bir sonrakine geçmeyeceğime dair Tanrı’ya yemin ettim.
 
     Bulabildiğim mevcut tüm Kuran çeviri ve yorum (Tefsir) kitaplarını satın aldım. Onları geniş bir masaya koydum ve çevirime başladım. İlk sure, Anahtar, birkaç gün içinde tamamlandı. Sure 2’nin ilk ayeti “A.L.M.”dir. Bu ayetin çevirisi ise dört yıl sürdü ve Kuran’ın büyük matematiksel Mucizesi olan “sır”rın ilahi ortaya çıkışına rastladı.
 
     Kuran tefsiri kitapları, “hiç kimse Kuranî Başlangıçlar olan A.L.M. veya diğer herhangi bir başlangıcın anlamını veya önemini bilmez” şeklinde ittifakla hemfikirdi. Kuran’ı bilgisayara yazmaya, tüm metni analiz edip bu Kuranî Başlangıçlar arasında herhangi bir matematiksel ilişki olup olmadığını görmeye karar verdim.
 
     Telefon aracılığıyla dev bir bilgisayara bağlanmış olan bir zaman paylaşım terminali kullandım. Hipotezimi test etmek için tek-harfli Kuranî Başlangıçlara bakmaya karar verdim—Sure 42 ve 50’deki “Q” (Kaf), Sure 7, 19 ve 38’deki “S” (Sad) ve Sure 68’deki “N” (Nun). İlk kitabım MIRACLE OF THE QURAN: SIGNIFICANCE OF THE MYSTERIOUS ALPHABETS’te [KURAN’IN MUCİZESİ: GİZEMLİ ALFABENİN ÖNEMİ] (Islamic Productions, 1973) detaylandırıldığı gibi, gizemi çözmek için daha önce yapılan birçok girişim başarısız olmuştu.
 
Kuranî Başlangıç “Q” (Kaf)
     Bilgisayar verisi gösterdi ki sadece Q-başlangıçlı sureler, Sure 42 ve 50, metin boyunca aynı sayıda Q içeriyorlardı, 57 ve 57. Bu, kasti bir matematiksel sistemin Kuran’da olabileceğine dair ilk ipucuydu.
 
     Sure 50 “Q” başlıklıdır, “Q” ile başlar ve ilk ayette “Q ve şanlı Kuran” yazılıdır. Bu, “Q”nun Kuran’ı temsil ettiğini ve bu iki Q-başlangıçlı suredeki toplam Q sayısının da Kuran’ın 114 suresini temsil ettiğinin göstergesiydi (57 + 57 = 114 = 19x6). Bu fikir, “Kuran” ifadesinin Kuran’da 57 kez geçmesi gerçeği ile güçlendi.
 
     Kuran, “Q” suresinde “Mecid” (şanlı) olarak tanımlanmaktadır ve Arapça “Mecid” kelimesinin sahip olduğu sayısal değer 57’dir: M (40) + C (3) + Y (10) + D (4) = 57
 
     Sure 42, 53 ayet içerir ve 42 + 53 = 95 = 19x5
 
     Sure 50, 45 ayet içerir ve 50 + 45 = 95 = 19x5, Sure 42 ile aynı toplam.
 
     Kuran boyunca her “19. ayetteki” “Q” harfi sayıldığında toplam sayı 76 oluyor, 19x4. İşte Q ile ilgili verilerin bir özeti:
 
1. “Q Suresinde” (Sure 50) “Q”nun geçiş sıklığı 57’dir, yani 19x3.
2. “Q” harfi diğer Q-başlangıçlı surede (Sure 42) tam olarak aynı sayıda geçer, 57.
3. Bu iki Q-başlangıçlı suredeki “Q” harfinin toplam geçişi 114’tür, ki bu Kuran’daki sure sayısına eşittir.
4. “Kuran” ifadesi, Kuran’da 57 kez geçer.
5. Kuran’ın Mecid (Şanlı) olarak ifade edilmesi Q-başlangıçlı surelerdeki “Q” harfinin geçiş sıklığı ile ilişkilidir. “Mecid” kelimesinin sayısal değeri 57’dir.
7. Sure 42, 53 ayet içerir ve 42 + 53, 95 veya 19x5 eder.
8. Sure 50, 45 ayet içerir ve ayrıca 50 + 45 de 95 veya 19x5 eder.
9. Q’ların Kuran boyunca “19” numaralı bütün ayetlerdeki geçiş sayısı 76’dır, yani 19x4.
    
   
Kuran’ın matematiksel kompozisyonunun belirtileri ortaya çıkmaya başlamıştı. Örneğin, Lut’u inkâr eden insanlardan 50:13’te bahsedildiği ve Kuran’da 13 kez geçtiği—7:80; 11:70, 74, 89; 21:74; 22:43; 26:160; 27:54, 56; 29:28; 38:13; 50:13 ve 54:33—gözlemlendi. Tutarlı bir şekilde onlardan “Qavm” olarak bahsedilir, “İhvan” olarak söz edildikleri Q-başlangıçlı Sure 50’deki tek istisna hariç. Belli ki eğer her zamanki Q-içeren kelime olan “Qavm” kullanılsaydı, Sure 50’deki “Q” sayısı 58 olacaktı ve tüm bu olgu ortadan kalkacaktı. Matematiğin geçerliliği kabul edilmiş mutlak kesinliği nedeniyle, tek bir harfin değişikliği sistemi yok eder.
 
     Konu ile ilgili bir başka örnek ise, Mekke’ye 3:96’da şu şekilde referans verilmesidir: “Bekke”! Meşhur şehrin bu tuhaf yazımı, yüzyıllarca İslam âlimlerini şaşırtmıştı. Mekke, Kuran’da 48:24’te doğru bir şekilde yazılmasına rağmen, “M” harfi 3:96’da “B” harfiyle değiştirilmiştir. Anlaşıldı ki Sure 3, M-başlangıçlı suredir ve eğer “Mekke” 3:96’da doğru olarak yazılsaydı, “M” harfinin sayısı Kuran’ın kodundan ayrılmış olacaktı.
 
NuN (Nun)
     Bu başlangıç benzersizdir; tek bir surede, sure 68’de geçer ve harfin adı orijinal metinde 3 harfle yazılmaktadır—Nun Vav Nun—ve bu nedenle iki N olarak sayılır. N-başlangıçlı surede bu harfin toplam sayısı 133’tür yani 19x7.
 
     “N”nin son Kuranî Başlangıç olması gerçeği (bkz. Tablo 1), bir takım özel gözlemleri ortaya çıkarır. Örneğin, ilk Kuranî Başlangıçtan (2:1’deki A.L.M.) son başlangıca (68:1’deki N.) kadar olan ayet sayısı 5263’tür veya 19x277.
 
     “Tanrı” (Allah) kelimesi ilk başlangıçla son başlangıç arasında 2641 (19x139) kez geçer. “Tanrı” kelimesinin toplam geçişinin 2698 olmasından dolayı anlaşılıyor ki bir tarafta 2:1’deki başlangıçlar “A.L.M.,” diğer tarafta 68:1’deki başlangıç “N” dışındaki geçiş sayısı 57’dir, 19x3.  Tablolar 9 ve 20 “NuN” başlangıcının iki N şeklinde yazılması gerektiğini kanıtlıyor.
 
 
S (Sad)
     Bu başlangıç üç surenin başında yer alır, 7, 19 ve 38. Ve “S” (Sad) harfinin bu üç suredeki toplam geçişi 152’dir, 19x8 (Tablo 2). 7:69’daki “Bastatan” kelimesinin bazı basımlarda “Sin” yerine bir “Sad” ile yazılması dikkate değerdir. Bu, Kuran’ın kodunu bozan hatalı bir çarpıtmadır. Kuran’ın mevcut en eski kopyası olan Taşkent Kopyasına bakılarak, “Bastatan” kelimesinin doğru olarak bir “Sin” ile yazıldığı tespit edildi (aşağıdaki fotokopiye bakınız).
 
Tablo 2: Sad-Başlangıçlı Surelerdeki
‘’S’’ Harfinin Geçiş Sıklığı
Sure
‘’S’’nin Sıklığı
7
97
19
26
38
29
 
152 (19x8)
 
 
 
Tarihsel Not
     Kuran’ın ortak paydasının ‘’19’’ oluşunun önemli keşfi, H.S. Zilhicce 1393 yılına denk gelen Ocak 1974’te gerçekleşti. Kuran, H.Ö. (Hicretten Önce) 13’te vahyedildi. Bu, Kuran’ın vahyinden mucizesinin vahyine kadar olan yıl sayısını 1393 + 13 = 1406 = 19x74 yapar.  Yukarıda belirtildiği gibi, mucizenin ortaya çıkışı Ocak 1974’te gerçekleşti. 19x74 ay yılı ile 1974 güneş yılı arasındaki korelasyon dikkatten kaçamazdı. Bu, ‘’19’’un 74. surede bahsedildiği gerçeğinden dolayı özellikle esrarengizdir.
 
Y.S. (Ya Sin)
   Bu iki harf Sure 36’nın başına eklenmiştir. ‘’Y’’ harfi bu surede 237 kez geçerken ‘’S’’ (Sin) 48 kez geçer. Her iki harfin toplamı ise 285, 19x15’tir.
 
   ‘’Y’’ harfinin Kuran’da iki şekilde yazılması dikkat çekicidir; birisi aşikâr, diğeri ise belirsizdir. Bu harfin belirsiz olan formu, Arapça diline iyice aşina olmayanlar için kafa karıştırıcı olabilir. İyi bir örnek, 12:36’da iki kez geçen ‘’Araany’’ kelimesidir. ‘’Y’’ harfi bu kelimede iki kez kullanılmıştır, ilk ‘’Y’’ belirsiz olan, ikincisi ise aşikâr olandır. Sure 36, tek bir belirsiz ‘’Y’’ içermez.  Bu dikkate değer bir olgudur ve normalde Sure 36 gibi uzun bir surede görülmeyen bir şeydir.  QURAN: VISUAL PRESENTATION OF THE MIRACLE [KURAN: MUCİZENİN GÖRSEL SUNUMU] (Islamic Productions, 1982) isimli kitabımda Sure 36’daki her bir ‘’Y’’ ve ‘’S’’ yıldızla işaretlenmiştir.
 
H.M. (Ha Mim)
     Yedi surenin başında ‘’H’’ ve ‘’M’’ harfleri bulunmaktadır; Sure 40’dan 46’ya kadar.  Bu yedi H.M.-başlangıçlı suredeki bu iki harfin toplam geçişi 2147 veya 19x113’tür. Detaylı veri Tablo 3’te gösterilmiştir.
 
     Doğal olarak, H.M-başlangıçlı yedi surenin herhangi birindeki tek bir ‘’H’’ veya ‘’M’’ harfinin değişimi, bu karmaşık olguyu yok ederdi.
 
‘A.S.Q. (‘Ayn Sin Kaf)
     Bu başlangıçlar, Sure 42’nin 2. ayetini oluştururlar ve bu harflerin bu suredeki toplam geçişleri 209 veya 19x11’dir. ‘’‘A‘’ (‘Ayn) 98 defa, ‘’S’’ (Sin) 54 defa ve ‘’Q’’ (Kaf) 57 defa geçer. 
 
Tablo 3: H.M.- Başlangıçlı Yedi Surede
‘’H’’ ve ‘’M’’ Harflerinin Geçişi
Sure No.
Geçiş Sıklığı
‘’H’’
‘’M’’
‘’H+M’’
40
64
380
444
41
48
276
324
42
53
300
353
43
44
324
368
44
16
150
166
45
31
200
231
46
36
225
261
 
292
1855
2147 (19x113)
 
A.L.M. (Elif Lam Mim)
     ‘’A,’’ ‘’L’’ ve ‘’M’’ harfleri Arapça dilinde en sık kullanılan harflerdir ve Kuranî başlangıçlarda gördüğümüz aynı sırayla—’’A’’ sonra ‘’L’’ sonra ‘’M.’’ Bu harfler altı surenin başında yer almaktadırlar—2, 3, 29, 30, 31 ve 32—ve bu üç harfin her bir altı suredeki toplam geçişi 19’un katıdır [sırasıyla 9899 (19x521), 5662 (19x298), 1672 (19x88), 1254 (19x66), 817 (19x43) ve 570 (19x30)]. Dolayısıyla, bu üç harfin altı suredeki toplam geçişi 19874’tür (19x1046) ve bu harflerden birinin değişimi bu olguyu yok eder.
 
Tablo 4: A.L.M.-başlangıçlı Surelerde ‘
’A,’’ ‘’L,’’ ve ‘’M’’ Harflerinin Geçişi
Sure
No.
Geçiş Sıklığı
Toplam
‘’A’’
‘’L’’
‘’M’’
2
4502
3202
2195
9899 (19x521)
3
2521
1892
1249
5662 (19x298)
29
774
554
344
1672 (19x88)
30
544
393
317
1254 (19x66)
31
347
297
173
817 (19x43)
32
257
155
158
570 (19x30)
 
8945
6493
4436
19874 (19x1046)
 
A.L.R (Elif Lam Ra)
    Bu başlangıçlar, Sure 10, 11, 12, 14 ve 15’te bulunur. Bu surelerde bu harflerin toplam geçişleri sırasıyla 2489 (19x131), 2489 (19x131), 2375 (19x125), 1197 (19x63), ve 912 (19x48)’dir (Tablo 5).
 
A.L.M.R. (Elif Lam Mim Ra)
     Bu başlangıçlar tek bir surenin, Sure 13’ün başında yer alır ve bu dört harfin toplam geçişi 1482 veya 19x78’dir. ‘’A’’ harfi 605 kez, ‘’L’’ harfi 480 kez, ‘’M’’ harfi 260 kez ve ‘’R’’ harfi 137 kez geçer.
 
Tablo 5: A.L.R.-başlangıçlı Surelerde
‘’A,’’ ‘’L’’ ve ‘’R’’ Harflerinin Geçişi
Sure No.
Geçiş Sıklığı
Toplam
‘’A’’
‘’L’’
‘’R’’
10
1319
913
257
2489 (19x131)
11
1370
794
325
2489 (19x131)
12
1306
812
257
2375 (19x125)
14
585
452
160
1197 (19x63)
15
493
323
96
912 (19x48)
 
5073
3294
1095
9462 (19x498)
 
A.L.M.S. (Elif Lam Mim Sad)
     Sadece tek bir sure, Sure 7 bu başlangıçlarla başlar ve ‘’A’’ harfi bu surede 2529 kez, ‘’L’’ 1530 kez, ‘’M’’ 1164 kez ve ‘’S’’ (Sad) 97 kez geçer. Böylece, bu dört harfin bu suredeki toplam geçişi 2529 + 1530 + 1164 + 97 = 5320 = 19x280’dir.
 
     Buradaki önemli bir gözlem, ‘’S’’ (Sad) harfini içeren iç içe geçmeli ilişkidir. Bu başlangıç ayrıca Sure 19 ve 38’de de yer alır. Sure 7’deki kardeş harflerini tamamlayarak 19’un katı olan bir toplam verirken, bu harfin sıklığı ayrıca Sure 19 ve 38’deki kardeş harflerini tamamlayıp 19’un bir katını verir (bkz. Sayfa 380).
 
     İlaveten, Kuranî Başlangıç ‘’S’’ (Sad), Sure 19’daki diğer Kuranî Başlangıç olan ‘’K.H.Y.‘A.’’ (Kaf He Ya ‘Ayn) ile ilişki içine girerek 19’un katı olan başka bir toplam verir (bkz: Sayfa 351). Bu ‘’S’’ (Sad) harfine özgü olmayan iç içe geçmeli ilişki, Kuran’ın sayısal kodunun girift olmasına katkıda bulunur.
 
K.H.Y.‘A.S. (Kef He Ya ‘Ayn Sad)
     Bu, başlangıçların en uzun setidir, beş harf içerir ve tek bir surede, Sure 19’da yer alır. Sure 19’da ‘’K’’ harfi 137 kez, ‘’H’’ 175 kez, ‘’Y’’ 343 kez ‘’‘A’’ 117 kez ve ‘’S’’ (Sad) 26 kez geçer. Böylece, bu beş harfin toplam geçişi 137 + 175 + 343 + 117 + 26 = 798 = 19x42 olur.
 
H., T.H. (Ta Ha), T.S. (Ta Sin) & T.S.M. (Ta Sin Mim)
     Birbirine kenetlenmeli girift bir ilişki, bu üst üste bindirilmiş Kuranî başlangıçları bir toplam oluşturmak üzere bağlar ki, bu da 19’un katıdır. ‘’H.’’ başlangıcı Sure 19 ve 20’de bulunur. ‘’T.H.’’ başlangıçları Sure 20’nin başında yer alır. ‘’T.S.’’ başlangıçları Sure 27’de bulunurken,  ‘’T.S.M.’’ başlangıçları onu çevreleyen Sure 26 ve 28’de bulunur.
 
   Aynı zamanda belirtilmelidir ki; olağandışı güçlü mucizelerin anlatıldığı surelerde; daha uzun, daha kompleks, birbirine kenetlenmiş ve üst üste bindirilmiş başlangıçlar bulunur. Örneğin, İsa’nın bakire kadından doğuşu Sure 19’da geçer, ki bu en uzun başlangıç seti olan K.H.Y.‘A.S. ile başlar. Birbirine kenetlenmeli başlangıçlar olan ‘’H.’’ ‘’T.H.,’’ ‘’T.S.’’ ve ‘’T.S.M.’’ ise Musa’nın, İsa’nın mucizeleri ile Süleyman ve cinlerini kuşatan olağandışı olayları tarif eden surelerin başında yer alırlar. Böylece Tanrı, daha güçlü mucizeleri desteklemek için daha güçlü kanıtlar sağlar. Bu başlangıçların geçiş sıklığı Tablo 6’da sunulmaktadır.
 
Tablo 6: Kuranî Başlangıçlar ‘’H.,’’ ‘’T.H.,’’ ‘’T.S.’’
ve ‘’T.S.M.’’ Kendi Surelerindeki Geçişleri
Sure
Geçiş Sıklığı
 
‘’H’’
‘’T’’
‘’S’’
‘’M’’
19
175
20
251
28
26
33
94
484
27
27
94
28
19
102
460
 
— —
— —
— —
— —
 
426
107
290
944
426 + 107 + 290 + 944=1767=(19x93)
 
Bir ‘’Sayısal Değer’’ Nedir?
     14 yüzyıl önce Kuran vahyedildiğinde, bugün bilinen sayılar yoktu. Evrensel bir sistem olarak Arap, İbrani, Arami ve Yunan alfabelerindeki harfler rakam olarak kullanılıyordu. Her bir harfe atanan sayı onun ‘’Sayısal Değeri”dir. Arap alfabesinin sayısal değerleri Tablo 7’de gösterilmiştir.
    
 
Tablo 7: Arap Alfabesinin Sayısal Değerleri
 
Başlangıçlı Surelerin Diğer Matematiksel Özellikleri
     On dört Arapça harf, Arap alfabesinin yarısı, 14 farklı Kuranî Başlangıç setinin oluşumuna katılır. Bu harflerin her birinin sayısal değerine, Kuranî Başlangıçlarla başlayan surelerin sayısı (29) eklendiğinde, 722 veya 19x19x2 toplamını elde ederiz.
 
     Ek olarak, tüm 14 başlangıcın toplam sayısal değerine, başlangıcın geçtiği ilk surenin numarasını eklersek 988, 19x52 genel toplamını elde ederiz. Tablo 8 bu verileri sunuyor.
 
     Tablo 8’de başlangıç harfi olarak listelenen 14 harfin her birinin geçiş sayılarına, bu başlangıçların geçtiği surelerin numaraları eklendiğinde, Genel Toplam 2033’e ulaşır, 19x107. Tablo 9’a bakın.
 
Tablo 8: Kuranî Başlangıçların Oluşumunda Kullanılan 14 Harf
Harf
Değer
İlk Sure
A (Elif)
1
2
L (Lam)
30
2
M (Mim)
40
2
S (Sad)
90
7
R (Ra)
200
10
K (Kef)
20
19
H (He)
5
19
Y (Ye)
10
19
‘A (‘Ayn)
70
19
T (Te)
9
20
S (Sin)
60
26
H (He)
8
40
Q (Kaf)
100
42
N (Nun)
50
68
 
693
295
693 + 295 = 988 = 19x52
ayrıca 693 + 29 (sure) = 722 = 19x19x2
 
Tablo 9: Kuranî Başlangıçların Matematiksel Olarak Yapılandırılmış Dağılımı
Başlangıç
Geçiş Sayısı
Geçtiği Sure
Toplam
A (Elif)
13
[ + 2 + 3 + 7 + 10 + 11 + 12 + 13 + 14 + 15 + 29 + 30 + 31 + 32]
222
L (Lam)
13
[ + 2 + 3 + 7 + 10 + 11 + 12 + 13 + 14 + 15 + 29 + 30 + 31 + 32]
222
M (Mim)
17
[+ 2 + 3 + 7 + 13 + 26 + 28 + 29 + 30 + 31 + 32 + 40 + 41 + 42 + 43 + 44 + 45 + 46]
519
S (Sad)
3
+ 7 + 19 + 38
67
R (Ra)
6
+ 10 + 11 + 12 + 13 + 14 + 15
81
K (Kef)
1
+ 19
20
H (He)
2
+ 19 + 20
41
Y (Ye)
2
+ 19 + 36
57
‘A(‘Ayn)
2
+ 19 + 42
63
T (Te)
4
+ 20 + 26 + 27 + 28
105
S (Sin)
5
+ 26 + 27 + 28 + 36 + 42
164
H (HHa)
7
+ 40 + 41 + 42 + 43 + 44 + 45 + 46
308
Q (Kaf)
2
+ 42 + 50
94
N (Nun)
2
+ 68
70
 
79
1954
2033 (19x107)
 
     Tablo 10, Kuranî Başlangıçların toplam geçiş sıklığı, artı bu harflerin tüm sure içindeki toplam sayısal değerini sunmaktadır. Tüm başlangıçlı sureler için Genel Toplam 1089479’dur. Bir milyonun üzerindeki bu sayı 19’un katıdır (1089479 = 19 x 57341). En ufak değişiklik veya tahrifat, sistemi yok eder.
 
     Not: Belirli bir suredeki Kuranî Başlangıcın toplam sayısal değeri, her bir harfin sayısal değeriyle o başlangıcın suredeki geçiş sıklığının çarpımına eşittir.
 
Kuranî Başlangıçların Önemli Parametreleri
(Sureler, Ayetler, Geçiş Sıklığı, İlk Sure & Son Sure)
    Tablo 11, Kuranî Başlangıçların bulunduğu sure ve ayetlerin numaralarını, başlangıcın bu suredeki geçiş sıklığını, artı başlangıcın olduğu ilk surenin numarasını, başlangıcın olduğu son surenin numarasını göstermektedir, 44232 veya 19x2348’e eşit olan bir toplam meydana getirmektedir. Böylelikle, başlangıçlı surelerdeki Kuranî Başlangıçların dağılımı son derece girifttir ki, sayıları ve sure içindeki yerleşimleri 19’un katı olan bir genel toplam vermek için iç içe geçmiştir.
       
     ‘’N’’ başlangıcının iki N olarak sayılması gerektiği dikkate değerdir. Bu da orijinal Kuran metninin bu başlangıcı 2 N ile yazdığı gerçeğini göstermektedir.
 
Tablo 10: Tüm Kuranî Başlangıçların Kendi Surelerindeki Toplam Sayısal Değerleri
Sure
Başlangıç
Başlangıçların Sıklığı
Suredeki Top. Say. Değer
2
A.L.M.
9899
188362
3
A.L.M.
5662
109241
7
A.L.M.S.
5320
103719
10
A.L.R.
2489
80109
11
A.L.R.
2489
90190
12
A.L.R.
2375
77066
13
A.L.M.R.
1482
52805
14
A.L.R
1197
46145
15
A.L.R
912
29383
19
K.H.Y.‘A.S.
798
17575
20
T.H.
279
1507
26
T.S.M.
611
25297
27
T.S.
121
5883
28
T.S.M.
581
24691
29
A.L.M.
1672
31154
30
A.L.M.
1254
25014
31
A.L.M.
817
16177
32
A.L.M.
570
11227
36
Y.S.
285
5250
38
S.
29
2610
40
H.M.
444
15712
41
H.M.
324
11424
42
H.M.-‘A.S.Q.
562
28224
43
H.M.
368
13312
44
H.M.
166
6128
45
H.M.
231
8248
46
H.M.
261
9288
50
Q
57
5700
68
N,N
133
6650
 
 
41388
1048091
41388 + 1048091 = 1089479 (19X57341)
 
Tablo 11: 14 Ayrı Kuranî Başlangıcın Parametreleri
Başlangıç
Sure, Ayet & Her bir Suredeki Başlangıç (Sıklığı)
İlk Sure
Son Sure
A (Elif)
2:1 (4502), 3:1 (2521), 7:1 (2529), 10:1 (1319), 11:1 (1370), 12:1 (1306), 13:1 (605), 14:1 (585), 15:1 (493), 29:1 (774), 30:1 (544), 31:1 (347), 32:1 (257)
2
32
L (Lam)
2:1 (3202), 3:1 (1892), 7:1 (1530), 10:1 (913), 11:1 (794), 12:1 (812), 13:1 (480), 14:1 (452), 15:1 (323), 29:1 (554), 30:1 (393), 31:1 (297),
32:1 (155)
2
32
M (Mim)
2:1 (2195), 3:1 (1249), 7:1 (1164), 13:1 (260), 26:1 (484), 28:1 (460), 29:1 (344), 30:1 (317), 31:1 (173), 32:1 (158), 40:1 (380), 41:1 (276),
42:1 (300), 43:1 (324), 44:1 (150), 45:1 (200), 46:1 (225)
2
46
S (Sad)
7:1 (97), 19:1 (26), 38:1 (29)
7
38
R (Ra)
10:1 (257), 11:1 (325), 12:1 (257), 13:1 (137), 14:1 (160), 15:1 (96)
10
15
K (Kef)
19:1 (137)
19
19
H (He)
19:1 (175), 20:1 (251)
19
20
Y (Ye)
19:1 (343), 36:1 (237)
19
36
‘A(‘Ayn)
19:1 (117), 42:2 (98)
19
42
T (Te)
20:1 (28), 26:1 (33), 27:1 (27), 28:1 (19)
20
28
S (Sin)
26:1 (94), 27:1 (94), 28:1 (102), 36:1 (48), 42:2 (54)
26
42
H (HHa)
40:1 (64), 41:1 (48), 42:1 (53), 43:1 (44),
44:1 (16), 45:1 (31), 46:1 (36)
40
46
Q (Kaf)
42:2 (57), 50:1 (57)
42
50
N (Nun)
68:1 (133)
68
68
 
43423
295
514
Genel Toplam = 43423 + 295 + 514 = 44232 = 19x2328.
 
   Özel bir matematiksel kodlama, Kuranî Başlangıçların kendilerinin bulunduğu yerin ayet sayısının doğruluğunu ispatlar. Tablo 11’de detaylandırıldığı gibi, Sure 42’deki hariç tüm Kuranî başlangıçlar ilk ayette yer alır (ondaki başlangıçlar Ayet 1 ve 2’dedir). Bu gerçek, Tablo 12’de detaylandırılan dikkat çekici matematiksel olgu ile desteklenmiştir. Eğer Tablo 12’deki ilk iki sütunu toplamak yerine çarparsak, yine sonucu 19’un katı olan bir Toplam elde ederiz. (Tablo 13’e bakınız).
 
Tablo 12: Başlangıçlı Ayetlerin Sayısının Matematiksel Kodlaması
Sure No.
Başlangıçların Sayısı
Başlangıçlı Ayetler
2
3
1
3
3
1
7
4
1
10
3
1
11
3
1
12
3
1
13
4
1
14
3
1
15
3
1
19
5
1
20
2
1
26
3
1
27
2
1
28
3
1
29
3
1
30
3
1
31
3
1
32
3
1
36
2
1
38
1
1
40
2
1
41
2
1
42
5
2
43
2
1
44
2
1
45
2
1
46
2
1
50
1
1
68
2
1
822
79
30
822 + 79 + 30 = 931 (19x49)
 
Tablo 13: Tablo 12’nin İlk İki Sütununu Toplamak Yerine Çarpmak
Sure No.
Başlangıçların Sayısı
Baş. Ayetlerin Sayısı
2
3
1
3
3
1
7
4
1
-
-
-
42
5
2
-
-
-
50
1
1
68
2
1
2022
30
2022 + 30 = 2052 (19x108)
 
    Açıkça görülüyor ki Kuran’ın matematiksel koduna uyması için Sure 42’de iki farklı başlangıçlı ayet olması çok kritiktir.  Gerçek şu ki Sure 42’nin 1. ayetinin iki Kuranî Başlangıç olan ‘’H.M.’’ içermesi ve ikinci ayetinin de üç Başlangıç olan ‘‘ ‘A.S.Q.’’ içermesi 14 yüzyıl boyunca Müslüman âlimlerin ve oryantalistlerin kafasını karıştırmıştır.
 
   Bu Ek’in sonunda okuyucu, Kuran’ın bütün unsurlarının matematiksel olarak doğrulandığını görecektir. Bizim şu anda ilgilendiğimiz unsurlar, ‘’Her bir başlangıçlı surenin Kuranî Başlangıçlarının sayısı’’ ve ‘’Kuranî Başlangıçları içeren ayetlerin sayısıdır.’’ Tablolar 11 ila 13 bu iki unsura değinmiştir.
 
    Ek matematiksel doğrulama Tablo 14 ve Tablo 15’te gösterilmiştir. Tablo 14’te her suredeki ayetlerin sayısına eklenen tüm başlangıçlı surelerin numaraları, artı başlangıçları içeren ayetlerin sayısı, artı bu başlangıçların sayısal değerleri mevcuttur. Genel Toplam 7030 veya 19x370’tir.
 
Tablo 14: Başlangıçlı Surelerin Matematiksel Özellikleri
Sure
Numarası
Ayetlerin
Sayısı
Başlangıçlı Ayetlerin
Sayısı
Başlangıçların Sayısal
Değeri
 
TOPLAM
2
286
1
71
360
3
200
1
71
275
7
206
1
161
375
10
109
1
231
351
11
123
1
231
366
12
111
1
231
355
13
43
1
271
328
14
52
1
231
298
15
99
1
231
346
19
98
1
195
313
20
135
1
14
170
26
227
1
109
363
27
93
1
69
190
28
88
1
109
226
29
69
1
71
170
30
60
1
71
162
31
34
1
71
137
32
30
1
71
134
36
83
1
70
190
38
88
1
90
217
40
85
1
48
174
41
54
1
48
144
42
53
2
278
375
43
89
1
48
181
44
59
1
48
152
45
37
1
48
131
46
35
1
48
130
50
45
1
100
196
68
52
1
50+50
221
_ _ _ _
_ _ _ _ _
_ _ _
_ _ _ _ _
­­_ _ _ _ _
822 +
2743 +
30
+ 3435
= 7030 (19x370)
 
   Dikkat çekici bir şekilde, Tablo 14’teki ilk iki sütunu toplamak yerine onları çarparsak, hala 19’a bölünebilen bir Genel Toplam elde ederiz (Tablo 15)
 
    Sure başına ayet sayısı ve her ayete atanan sayılar Kuran’ın temel unsurları arasındadır. Sadece bu unsurlar matematiksel olarak doğrulanmakla kalmaz, aynı zamanda hem başlangıçlı hem de başlangıçsız sureler bağımsız olarak kodlanır. Şu anda başlangıçlı sureleri ele aldığımızdan, Tablo 16, bu surelere atanan numaraları, her bir suredeki ayet sayısını ve ayetlerin numaralarının toplamını (1 + 2 + 3+ ... + n) sunmaktadır. Genel toplam 190133 veya 19x10007’dir.
 
Tablo 15: İlk 2 Sütunu Toplamak Yerine Çarpmak
Sure
Numarası
 
Ayet
Numarası
 
Başlangıçlı Ayetlerin
Sayısı
 
Başlangıçların
Sayısal Değeri
 
 
TOPLAM
2
x
286
+
1
+
71
=
644
3
x
200
+
1
+
71
=
672
7
x
206
+
1
+
161
=
1604
-
 
-
 
-
 
-
 
-
50
x
45
+
1
+
100
=
2351
68
x
52
+
1
+
(50+50)
=
3637
60071
+
30
+
3435
=
63536 (19x3344)
 
     Tablo 16: Başlangıçlı Surelerin Ayetlerinin
Matematiksel Yapılanması
Sure
No.
Ayetlerin
Numarası
Ayet No.
Toplamı
 
Toplam
2
286
41041
41239
3
200
20100
20303
7
206
21321
21534
-
-
-
-
50
45
1035
1130
68
52
1378
1498
822
2743
186568
190133
(19x10007)
 
   Her surenin numarasını bir sonraki surenin numarasına ekleyerek ve bu süreci Kuran’ın sonuna kadar sure numaralarını toplayarak devam ettirdiğimizde, her bir sureye karşılık gelen bir değere sahip olacağız. Böylelikle, Sure 1’in karşılık değeri 1, Sure 2’nin karşılık değeri 1 + 2 = 3, Sure 3’ün karşılık değeri 3 + 3 =6, Sure 4’ün karşılık değeri 6 + 4 = 10 olacaktır ve Kuran’ın sonuna kadar böyle devam eder. Başlangıçlı ve başlangıçsız sureler için toplam değerler bağımsız olarak 19’a bölünebilir. Başlangıçlı sureler için değerler Tablo 17’de gösterilmiştir.
 
    Başlangıçsız sureler için hesaplanan değerlerinin toplamı ise 237785’tir, ki bu da 19’un bir katıdır (237785 = 19x12515).
 
Tablo 17: Sure Numaralarının Ardışık Eklenmesiyle
Elde Edilen Değerler
Sure Numarası
Hesaplanan Değer
2
3
3
6
7
28
10
55
11
66
12
78
13
91
14
105
15
120
19
190
20
210
-
-
44
990
45
1035
46
1081
50
1275
68
2346
 
15675
(19x825)
 
Özel Kelimelerin Matematiksel Kodlaması
‘’Tanrı’’ (Allah) Kelimesi
       [1] Önceden gösterildiği gibi, ‘’Tanrı’’ kelimesi Kuran’da 2698 kez geçer, 19x142.
 
       [2] ‘’Tanrı’’ kelimesinin geçtiği ayetlerin numaralarının toplamı 118123 eder, bu da 19’un bir katıdır (118123 = 19x6217)
 
   Bu basit olgular, ‘’Tanrı’’ kelimesini sırf sayarken bize birçok zorluk verdi. Bizler bilgisayarlarla donanımlı bir grup çalışandık ve hepimiz üniversite mezunuyduk. Yine de ‘’Tanrı’’ kelimesinin sayılarını sayarken, hesaplarken veya sadece yazarken birçok hata yaptık. Hala Muhammed’in Kuran’ın yazarı olduğunu iddia edenler tamamen mantıksızdırlar; o hiçbir zaman bir üniversiteye gitmedi yahut onun bir bilgisayarı da yoktu.
 
Tablo 18: ‘’Tanrı’’ Kelimesinin Başlangıçlı
Bölümün Dışında Geçişi
Sure
Numarası
Ayetlerin
Numaraları
Geçiş
Sayıları
1
1, 2
2
69
33
1
70
3
1
71
3,4,13,15,17,19,25
7
72
4,5,7,12,18,19,22,23
10
73
20
7
74
31, 56
3
76
6, 9, 11, 30
5
79
25
1
81
29
1
82
19
1
84
23
1
85
8, 9, 20
3
87
7
1
88
24
1
91
13
2
95
8
1
96
14
1
98
2, 5, 8
3
104
6
1
110
1, 2
2
112
1, 2
2
1798
634
57 (19x3)
Sure & ayetlerin numaralarının
toplamı = 1798 + 634 = 2432 = 19x128
‘’Tanrı’’ kelimesinin başlangıçlı
bölüm dışındaki toplam geçişi = 57 (19x3)
 
      [3] İlk Kuranî Başlangıçlardan (A.L.M. 2:1) son başlangıca kadar (N. 68:1) ‘’Tanrı’’ kelimesinin 2641, 19 x 139 geçişi vardır.
 
      [4] ‘’Tanrı’’ kelimesi, Başlangıçların dışındaki bölümde 57 kez geçer (Tablo 18).
 
      [5] Bu 57 ‘’Tanrı’’ kelimesinin geçişinin bulunduğu surelerin ve ayetlerin numaralarını topladığımızda, 2432 veya 19x128 toplamını elde ederiz. Tablo 18’e bakınız.
 
     [6] ‘’Tanrı’’ kelimesi 85 surede bulunmaktadır. Eğer her bir surenin numarasını, ‘’Tanrı’’ kelimesinin ilk ve son geçişlerinin arasındaki ayetlerin sayısına eklersek, her iki ayet dâhil Genel Toplam 8170 veya 19 x 430 eder. Verilerin kısaltılmış bir gösterimi Tablo 19’da gösterilmektedir.
 
Tablo 19: ‘’Tanrı’’ (Allah) Kelimesinin
Bahsedildiği Tüm Sureler
 
Sure
No.
İlk
Ayet
Son
Ayet
İlkten Sona
Ayet Sayısı
1.
1
1
2
2
2.
2
7
286
280
3.
3
2
200
199
-
-
-
-
-
84
110
1
2
2
85
112
1
2
2
 
----
 
 
---
 
3910
 
 
4260
3910 +4260 =8170 = 19x430
Bu matematiksel özellikler, “Tanrı”
kelimesinin tüm Geçişlerini kapsar.
 
       [7] Kuran’ın baskın mesajı, sadece ‘’Bir Tanrı’’ olduğudur. Arapçası ‘’Vahid’’ olan “Bir” kelimesi Kuran’da 25 kez geçer. Bunların altı tanesi Tanrı dışındakilere atıfta bulunur (bir çeşit yemek, bir kapı vs.). Diğer 19 geçiş ise Tanrı’ya atıfta bulunur. Bu veriler, klasik referans INDEX TO THE WORDS OF QURAN’da [KURAN KELİMELERİ FİHRİSTİ] bulunmaktadır.
 
Kuran’ın temel mesajı olarak ‘’BİR’’ kelimesinin kritik önemi, Kuran’ın ortak paydası olan 19’un ‘’BİR’’ kelimesinin sayısal değeri olması gerçeğinde belirtilmektedir.
 
NEDEN 19!
Bu Ek'te sonra da değinileceği gibi, Tanrı’nın tüm kutsal metinleri, sadece Kuran değil, ‘’19’’ sayısı ile matematiksel olarak kodlanmıştı. Hatta evren bütünüyle bu ilahi işareti taşıyor. 19 sayısına, Yüce Yaratıcı’nın yarattığı her şey üzerindeki imzası olarak bakılabilir (bkz. Ek 38). ‘’19’’ sayısı, bu Ek’in kapsamı dışında benzersiz matematiksel özelliklere sahiptir.
 
Örneğin;
 
[1] Bir asal sayıdır.
 
[2] Tanrı’nın 57:3’te “Alfa ve Omega” olarak geçen niteliğini ilan edercesine, ilk rakamı (1) ve son rakamı (9) kapsar.
 
[3] Dünyadaki tüm dillerde aynı görünür. Her iki bileşen, 1 ve 9, tüm dillerde aynı görünen tek rakamlardır.
 
[4] Kendine özgü birçok matematiksel özelliğe sahiptir. Örneğin 19, 9 ile 10’un ilk kuvvetlerinin toplamına ve 9 ile 10’un ikinci kuvvetlerinin farkına eşittir.
 
   Şimdi anlıyoruz ki Tanrı’nın yarattıklarındaki evrensel kodlamanın 19 sayısı ile olmasının altında yatan gerçek, bu sayının tüm kutsal metin dillerinde—Aramice, İbranice ve Arapçada—‘’BİR’’ kelimesinin sayısal değeri olmasıdır.
 
   19 sayısı, bu nedenle, tüm kutsal yazılarda İlk Buyruğu ilan eder: sadece BİR Tanrı var.
 
  Tablo 7’de gösterildiği gibi, Arami, İbrani ve Arap alfabeleri, evrensel olarak kurulmuş bir sisteme göre sayılar olarak işlev görürlerdi. ‘’BİR’’ için İbranice kelime ‘’VAHD’’dir (V-EHED şeklinde telaffuz edilir). Arapçada, ‘’BİR’’ için olan kelime ‘’WAHD’’dır (VAHİD olarak telaffuz edilir.) Tablo 20’ye bakınız.
 

Tanrımız Rab BİR’dir! Bu nedenle, Tanrınız Rabbe tapın, tüm yüreğinizle, tüm ruhunuzla, tüm aklınızla ve tüm gücünüzle.  

[Yasa’nın Tekrarı 6:4-5]
[Markos 12:29]
[Kuran 2:163, 17:22-23]

 

Tablo 20: Neden ‘’19!’’
Harf
 
İbranice
Arapça
Değer
V
W
6
A
A
1
H
H
8
D
D
4
 
 
…..
 
 
19
 
‘’Kuran’’ Kelimesi
     Kuran’da ‘’Kuran’’ kelimesi, ‘’başka Kuran’a’’ atıfta bulunan 10:15’teki bir tane ile birlikte 58 kez geçmektedir. Bu özel geçiş, bu nedenle hariç tutulmalıdır. Böylelikle, ‘’bu Kuran’ın’’ geçiş sıklığı Kuran’da 57 veya 19x3’tür.
 
   ‘’Kuran’’ kelimesinin diğer iki gramer formu 12 ayette geçmektedir. Bunlar arasında “Kuranun” kelimesi ile “Kuranehu” kelimesi bulunmaktadır. Bu geçişlerden bir tanesi, 13:31’de, dağların parçalanmasına neden olan ‘’başka bir Kuran’a’’ atıfta bulunur. 41:44’teki başka bir geçiş ise ‘’Arapça olmayan bir Kuran’a’’ atıfta bulunur. Bu iki geçiş bu nedenle hâriç tutulmalıdır. Tablo 21, ‘’Kuran’’ kelimesinin bütün gramer formlarında geçtiği sure ve ayetlerin bir listesini göstermektedir.
 
Tablo 21: ‘’Kuran’’ Geçen Sure ve Ayetler
Sure
Ayet
  Sure Ayet
 2
185
  30 58
4
82
  34 31
5
101
  36 2
6
19
  - 69
7
204
  38 1
9
111
  39 27
10
37
  - 28
-
61
  41 3
12
2
  - 26
-
3
  42 7
15
1
  43 3
-
87
  - 31
-
91
  46 29
16
98
  47 24
17
9
  50 1
-
41
  - 45
-
45
  54 17
-
46
  - 22
-
60
  - 32
-
78
  - 40
-
82
  55 2
-
88
  56 77
-
89
  59 21
-
106
  72 1
18
54
  73 4
20
2
  - 20
-
113
  75 17
-
114
  - 18
25
30
  76 23
-
32
  84 21
27
1
  85 21
-
6
  ..... .....
-
76
  1356 3052
-
92
 

1356+3052

= 4408 (19x232)

28
85
 
 
SAĞLAM BİR TEMEL
    Kuran’ın ilk ayeti, Besmele olarak bilinen ‘’En Lütufkâr, En Merhametli olan Tanrı’nın adıyla’’ ifadesi 19 Arapça harften oluşmaktadır. Onu oluşturan kelimeler, Kuran’da tutarlı bir şekilde 19’un katları şeklinde geçer.
 
İlk kelime..............................."İsm" (İsim)...............................................19 kez,
İkinci kelime.........................."Allah" (Tanrı)...........................................2698 kez, 19x142.
Üçüncü kelime......................."Er-Rahman" (En Lütufkâr).......................57 kez, 19x3.
Dördüncü kelime..................."Er-Rahim" (En Merhametli)......................114 kez, 19x6
 
     Profesör Cesur Majul, Tanrı’nın 400’den fazla sıfatının sayısal değerine baktı ve sayısal değeri 19’un katları olan sadece dört isim buldu.
 
İlahi İsim  
Sayısal Değer
1. "Vahid" (Bir)..............................................................................................................19
2. "Zul Fadl El-‘Azim" (Sonsuz Lütuf Sahibi)..............................................................2698
3. "Mecid" (Şanlı)..........................................................................................................57
4. "Cami" (Toplayan).....................................................................................................114
 
   Yukarıda belirtildiği gibi, sayısal değeri 19’a bölünebilen tek İlahi İsimler tam olarak Besmele’deki dört kelimenin geçiş sıklıklarının karşılığıdır. Alttaki figür bu dikkat çekici olguyu göstermekte
 


Besmele’nin dört kelimesi sol tarafta gösterilmektedir ve sayısal değerleri 19’a bölünebilen sadece dört ilahi isim vardır ve onlar da sağ taraftadır. Ortadaki sayılar, Besmele kelimelerinin geçiş sayılarıdır ve aynı zamanda dört ilahi ismin sayısal değerleridir.
 
İslam’ın Beş Direği
     Kuran, yaşamımızın tüm yönleriyle ilgili çok sayıda önemli buyruk vazetmesine rağmen (bkz. örneğin 17:22-38), beş temel ‘’direk’’ geleneksel olarak vurgulanmıştır. Onlar:
 
     1. Şehadet: Tanrı yanında başka tanrı olmadığına tanıklık etmek.
     2. Salat: Günlük beş vakit İletişim Dualarını yerine getirmek.
     3. Siyam: İslamî takvimin dokuzuncu ayı (Ramazan) boyunca oruç tutmak.
     4. Zekât: Birinin net gelirinin %2,5’unu belirli kişilere bağış olarak hibe etmesi.
     5. Hac: Gücü yetenlerin ömürde bir defa Mekke’ye kutsal yolculuğu.
 
     Kuran’daki her şey gibi bunlar da matematiksel olarak yapılandırılmıştır.
 
1. Tek Tanrı (Şehadet):    
     Daha önce bahsedildiği gibi, Tanrı’ya atıfta bulunan ‘’BİR’’ kelimesi Kuran’da 19 kez geçer. ‘’YALNIZCA’’ Tanrı’ya yapılan atıf 5 defa geçer ve bu beş geçişi bulduğumuz sure ve ayet numaralarının toplamı 361, 19x19’dur.
    
     ‘’İslam’ın İlk Direği’’ 3:18’de ‘’LA İLAHE İLLA HU’’ (O’nun yanında başka tanrı yoktur) olarak belirtilmektedir. Bu önemli ifade 19 surede geçmektedir. İlk geçişi 2:163’tedir, son geçişi ise 73:9’dadır. Tablo 22 gösteriyor ki sure numaralarının toplamı, artı ilk ve son geçiş arasındaki ayetlerin sayısı, artı bu ayetlerin numaralarının toplamı 316502 veya 19x16658’dir.
 
    Ayrıca, LA İLAHE İLLA HU geçen 19 surenin numaralarının toplamı, artı kritik ifadenin bulunduğu ayet numaraları, artı toplam geçiş sayısı (29) toplandığında, Genel Toplam 2128 veya 19x112 eder. Detaylar Tablo 23’te gösterilmektedir.
 
Tablo 22: LA İLAHE İLLA HU’nun
İlk Geçişinden Son Geçişine Kadar
Olan Tüm Sure ve Ayetler
Sure
No.
Ayetlerin
Sayısı
Ayet No.
Toplamı
 
Toplam
2
123
27675
27800
3
200
20100
20303
-
-
-
-
9
127
8128
8264
-
-
-
-
72
28
406
506
73
9
45
127
…….
…….
………
………
2700
5312
308490
316502
(19x16658)
 
Tablo 23: Kritik İfadenin Tüm Oluşumlarının Listesi:
‘’LA İLAHE İLLA HU’’ (O’nun yanında başka tanrı yoktur)
 
No.
Sure
No.
Şehadet’in
Olduğu Ayetler
Şehadet’in
Sıklığı
1.
2
163, 255
2
2.
3
2, 6, 18 (iki kez)
4
3.
4
87
1
4.
6
102, 106
2
5.
7
158
1
6.
9
31
1
7.
11
14
1
8.
13
30
1
9.
20
8, 98
2
10.
23
116
1
11.
27
26
1
12.
28
70, 88
2
13.
35
3
1
14.
39
6
1
15.
40
3, 62, 65
3
16.
44
8
1
17.
59
22, 23
2
18.
64
13
1
19.
73
9
1
 
……
…….
…….
 
507
1592
29
507 + 1592 + 29 + 2128 = 19x112
 
2. İletişim Duaları ‘’Salat’’:
     ‘’Salat’’ kelimesi Kuran’da 67 kez geçmektedir ve bu 67 geçişin sure ve ayet numaralarını topladığımızda, toplamı 4674 veya 19x246 eder (INDEX OF THE QURAN’a  [KURAN FİHRİSTİ'NE] bakınız).
 
3. Oruç (Siyam):
    Oruç buyruğundan 2:183, 184, 185, 187, 196; 4:92; 5:89, 95; 33:35, 35; & 58:4 ayetlerinde bahsedilmektedir. Bu sayıların toplamı 1387 veya 19x73’tür. Şu dikkate değerdir ki 33:35 oruçtan iki defa bahsetmektedir, birisi imanlı erkekler için, diğeri ise imanlı kadınlar için.
 
4. Zorunlu Bağış (Zekât): &
5. Mekke’ye Kutsal Hac Yolculuğu:
   İlk üç ‘’İslam Direği’’ tüm Müslüman erkek ve kadınlara zorunlu iken, Zekât ve Hac sadece gücü yetenler için hükme bağlanmıştır. Bu, Zekât ve Hac arasındaki ilginç matematiksel olguyu da açıklamaktadır.
 
     Zekât bağışından, 2:43, 83, 110, 177, 277; 4:77, 162; 5:12, 55, 7:156; 9:5, 11, 18, 71; 18:81; 19:13, 31, 55; 21:73; 22:41, 78; 23:4; 24:37, 56; 27:3; 30:39; 31:4; 33:33; 41:7; 58:13; 73:20 ve 98:5 ayetlerinde bahsedilmektedir. Bu sayıların toplamı 2395 eder. Bu toplam, bunu tam olarak 19’un katı yapmaz, 1 fazladır.
 
     Kutsal Hac Yolculuğu ise 2:189, 196, 197; 9:3 ve 22:27 ayetlerinde geçer. Bu sayıların toplamı 645 eder ve bu toplam, bunu tam olarak 19’un katı yapmaz; 1 eksiktir.
 
     Böylelikle, Zekât ve Hac, birlikte 2395 + 645 = 3040 = 19x160 toplamını verir.
 
KURAN’IN MATEMATİKSEL YAPISI
   Kuran’ın sureleri, ayetleri, kelimeleri ve harfleri sadece matematiksel olarak oluşturulmamıştır, aynı zamanda tamamen matematiksel olan insanüstü bir yapı halinde de düzenlenmiştir, diğer bir deyişle edebi içeriğin böyle bir düzenleme ile bir ilgisi yoktur.
 
    Kuran’ın fiziki yapısı tamamen matematiksel olduğundan, Kuran’da geçen sayıların da Kuran’ın 19 tabanlı koduna uygun olması beklenir.
 
    Kuran boyunca toplam 30 farklı sayı geçmektedir ve bu sayıların toplamı 19’un katı olan 162146’dır (162146 = 19x8534). Tablo 24, tekrarlar olmadan Kuran’da belirtilen tüm sayıları listelemektedir.
 
     Kuran’da sadece bir kez geçen sayılar şunlardır: 11, 19, 20, 50, 60, 80, 99, 300, 2000, 3000, 5000, 50000 ve 100000.
 
     Kuran’da, tekrarlarla birlikte geçen tüm sayılar 285 kez geçer ve bu sayı 19’un bir katıdır; 285 = 19x15.
 
Sure ve Ayetlerin Numaraları
    Kuran’ın sure ve ayetlerinin numaralandırma sistemi mükemmel bir şekilde korunmuştur. Sadece birkaç yetkisiz ve kolayca tespit edilebilen basımlar ilahi olarak korumalı standart sistemden sapmaktadır.
 
    Tüm surelerin numaralarını, her bir suredeki ayetlerin sayısını, ayet numaralarının toplamını birbirine eklediğimizde, tüm Kuran için Genel Toplam 346199, 19x19x959 eder. Tablo 25 bu verilerin kısaltılmış bir sunumudur. Böylelikle, tek bir sure veya ayetteki en ufak bir değişiklik bu sistemi tahrip ederdi. Tablo 16’da gösterildiği gibi, eğer sadece 29 başlangıçlı sureyi ele alırsak, bu benzer veri yine 19’a bölünen bir Genel Toplam verir. Bunu, başlangıçsız sureler için olan verinin de aynı zamanda 19’a bölünmesi takip eder.
 
Tablo 25: Sure ve Ayet Numaralarının 
Matematiksel Kodlaması
Sure
No.
Ayet
Sayısı
Ayetlerin
Toplamı
 
TOPLAM
1
7
28
36
2
286
41041
41329
-
-
-
-
9
127
8128
8264
-
-
-
-
113
5
15
133
114
6
21
141
----
--
---
-----
6555
6234
333410
346199
(19x19x959)
 
Tablo 24: Tüm Kuranî Sayılar
 
Sayı
Bulunma Yeri
Örneği
1
2:163
2
4:11
3
4:171
4
9:2
5
18:22
6
25:59
7
41:12
8
69:17
9
27:48
10
2:196
11
12:4
12
9:36
19
74:30
20
8:65
30
7:142
40
7:142
50
29:14
60
58:4
70
9:80
80
24:4
99
38:23
100
2:259
200
8:65
300
18:25
1000
2:96
2000
8:66
3000
3:124
5000
3:125
50000
70:4
100000
37:147
162146
(19x8534)
 
 
     Tablo 26, başlangıçsız 85 sureyle ilgili aynı verilerin kısaltılmış bir sunumudur.
 
     Şimdi sure ve ayet numaralarını içeren başka bir mucizeler kümesine bakalım.
 
   Sure numarasını, ardından bu suredeki ayet sayısını, ardından her bir ayetin numarasını ve son olarak ayet numaralarının toplamını yazın. Dolayısıyla Sure 1 adına, sure için 1, sonra ayet numaraları için 7, her bir ayet numarası için 1234567 ve son olarak ayet numaraları toplamı için 28 yazarsınız, yani 1 7 1234567 28. Sure 2 adına sayı şöyle olacaktır: 2 286 123456…286 41041. Aynısını tüm 114 sure için yapın ve ardından bu sayıları toplayın. Bu toplam, 759 basamaktan oluşur ve 19’un bir katıdır.
 
Tablo 26: 85 Başlangıçsız Surenin 
Matematiksel Kodlaması
Sure
No.
Ayet
Sayısı
Ayetlerin
Toplamı
 
TOPLAM
1
7
28
36
4
176
15576
15756
-
-
-
-
9
127
8128
8264
-
-
-
-
113
5
15
133
114
6
21
141
5733
3491
146842
156066
(19x8214)
 
Tablo 27: Sure, Toplam Ayet Sayısı, Ayet Numaraları &
Her bir Sure için Ayetlerin Toplamı
 
 
Sure
Sure, Ayet Sayısı,
Ayet Numaraları,
Ayet Numaraları Toplamı
1
17123456728
2
228612345……..28641041
-
-
114
114123456621
Toplam 759 basamaktır ve 19’un katıdır.
 
   Şimdi, bir suredeki ayetlerin toplam sayısını, ardından ayet numaralarının toplamını yazın ve tüm sayıları sola yaslayın. Örneğin, Sure 1’deki ayet sayısı 7’dir ve ayet numaralarının toplamı 28’dir. Böylelikle, Sure 1 için birleştirilmiş sayı 7 28, Sure 2 için 286 41041, Sure 3 için 200 20100 olacaktır; birleştirilmiş sayısı 6 21 olan Sure 114’e kadar böyle devam eder. Bu sayıların, Tablo 28'de gösterildiği gibi sola doğru yazıldığını unutmayın. Sonra bunları sağdan sola, her zamanki gibi toplayın. Bu sola yaslanmış sayıların toplamı 4,859,309,774 veya 19 x 255753146’dır.
 
     Son olarak, yukarıda yaptığınızın aynısını yapın (tüm sayıları sola yaslamaya devam edin), şu hariç; toplam ayet sayısı yerine her bir ayetin numarasını yazın. Örneğin, Sure 1 için olan sayı, yedi ayet numarasının (1234567), bu numaraların toplamı (28) ile birleştirilmiş halinden oluşur. Böylelikle, Sure 1 için birleştirilmiş sayı 1234567 28 olacaktır. Sure 114 için birleştirilmiş sayı 123456 21 olacaktır. Tablo 29 bu işlemi göstermektedir. Tüm bu sola yaslanmış sayıların toplamı 757 basamaktan oluşur ve hala 19’un bir katıdır.
 
Tablo 28: Her bir surenin ayet sayısı &
ayet numaralarının toplamı, sola yaslamış olarak
 
Sure
Toplam Ayet &
Ayetlerin Toplamı
1
728
2
28641041
3
20020100
-
-
114
621
 
4859309774=
19x255753146
 
Tablo 29: Ayet numaraları ve Ayet numaralarının Toplamı,
sola yaslanmış olarak
 
Sure
Ayet Numaraları &
Ayetlerin Toplamı
1
123456728
2
1234…28641041
-
-
114
12345621
Toplam 757 basamaktır & 19’un bir katıdır
 
İnsanüstü Sayısal Kombinasyonlar
     Kuran’daki her bir ayetin numarasını yazalım, önüne de her bir sure için bu suredeki ayet sayısını yazalım. Böylelikle, yedi ayetten oluşan Sure 1, 7 1234567 sayısı ile temsil edilecektir. Burada yaptığımız şey, ayet sayılarını yan yana yazarak uzun sayılar oluşturmaktır. Sure 2’yi temsil eden sayıyı bulmak için bu suredeki ayet sayısı olan 286, ardından her bir ayetin numarasını yan yana yazılmış şekilde yazarsınız. Böylelikle, Sure 2’yi temsil eden sayı şu şekilde gözükür: 286 12345…284285286. İlk iki sureyi temsil eden iki sayı şunlardır:
 
7  1 2 3 4 5 6 7   &   286  1 2 3 4 5….284 285 286.
 
     İlk iki sureyi temsil eden bir sayı oluşturmak için bu iki sayıyı bir araya getirirsek, şu sayıyı alırız:
 
7  1 2 3 4 5 6 7  286  1 2 3 4 5.....284 285 286.
 
     Bu işlem, Kuran’daki her bir ayet yazılıncaya kadar devam ettirilir, böylece Kuran’daki her ayetin numarasını içine alan çok uzun bir sayı oluşur. Tüm Kuran’ı temsil eden sayı 19’un bir katıdır & 12692 basamaklıdır ki bu da 19’un bir katıdır.
 
7 1234567 286 12345…286 …5 12345 6 123456
BİRİNCİ Sayı: Bu çok uzun sayı 12692 (19x668) basmaktan oluşur ve Kuran’daki her bir ayeti içermektedir. Her bir suredeki ayet sayısı, ayetlerinin önünde yer almaktadır. Çok uzun sayıları bölen özel bir bilgisayar programı bu sayının 19’un katı olduğunu gösterdi.

 

     Her bir suredeki toplam ayet sayısını surenin başına koymak yerine, onu her surenin sonuna koyalım. Böylelikle, Sure 1’i temsil eden sayı 7 1234567 yerine şu şekilde gözükür: 1234567 7. Sure 2’yi temsil eden sayı 286 12345......284285286 yerine şu şekilde gözükür: 12345.....284 285 286 286. İlk iki sureyi temsil eden sayılar şu şekilde gözükür:
 
1 2 3 4 5 6 7  7  &  1 2 3 4 5.....284 285 286  286.
 
     İlk iki sureyi temsil eden bir sayı oluşturmak için bu iki sayıyı bir araya getirirsek, şu şekilde gözüken bir sayı elde ederiz:
 
1 2 3 4 5 6 7  7   1 2 3 4 5.....284 285 286  286.
 
    Sure başına düşen ayetlerin toplam sayısını her bir surenin sonuna koyduğumuzdan, numaralı ayetlerin toplam sayısını (6324) da Kuran’ın sonuna koymak zorundayız. Bu nedenle, son sureyi temsil eden son sayıları (123456 6) Kuran’daki numaralı ayetlerin toplam sayısı takip eder.
 
1 2 3 4 5 6  6  &  6234  > > >  1 2 3 4 5 6  6   6234.
    
    Tüm surelerin tüm ayetlerini bir araya getirdiğimiz zaman, 12696 basamaktan oluşan ve 19’un bir katı olan uzun bir sayı meydana gelir.
 
1234567 7 12345…286 286 12345 5…123456 6 6234
İKİNCİ Sayı: Her bir suredeki her bir ayetin numarasını, sure başına düşen ayet sayısı takip eder. Burada gösterilen en son 11 basamak son surenin 6 ayetidir, ardından onun ayet sayısı (6) gelir, ardından Kuran’daki numaralı ayetlerin toplam sayısı (6234) gelir. Bütün, çok uzun sayı, 19’un bir katıdır.
 
Şimdi her surenin numarasını dâhil edelim.
     Her suredeki her ayetin numarasını, ardından sure numarasını, ardından suredeki ayetlerin sayısını yazın. Böylelikle, Sure 1’i temsil eden sayı şu şekilde gözükür: 1234567 1 7. Sure 2’yi temsil eden sayı şu şekilde gözükür: 1 2 3 4 5......284 285 286 2 286. Son sureyi (No. 114) temsil eden sayı ise şu şekidle gözükür: 1 2 3 4 5 6 114 6. Tekrar, numaralı ayetlerin toplam sayısı (6234) en sona eklenir. Bu sayı, tüm Kuran’ı temsil eder, 19’un bir katıdır; şu şekilde gözükür:
 
1234567 1 7 12345...286 2 286 ...123456 114 6  6234
ÜÇÜNCÜ Sayı: Her ayetin numarası, ardından sure numarası, sonra bu suredeki ayetlerin sayısı. Numaralı ayetlerin toplam sayısı en sona eklenir. (12930 basamaklı) bu uzun sayı 19’un bir katıdır.

     

       Her suredeki toplam ayet sayısını sureden sonra koymak yerine, bunu surenin önüne koyalım. Böylelikle, Sure 1’i temsil eden sayı 1234567 1 7 yerine şu şekilde gözükür: 7 1234567 1 ve Sure 2’yi temsil eden sayı 12345.....284 285 286 2 286 yerine şu şekilde gözükür: 286 12345.... 284 285 286 2. Tüm Kuran’ı temsil eden bu çok uzun sayı 19’un bir katıdır.

 
7 1234567 1  286 12345…286 2…6 123456 114  6234
DÖRDÜNCÜ Sayı: Her bir suredeki ayetlerin toplam sayısını her bir ayetin numarası, ardından sure numarası takip eder. Yukarıda gösterilen son 14 basamak, son suredeki ayet sayısı (6), ardından altı ayetin numaraları (123456), ardından surenin numarası (114), sonra Kuran’daki toplam numaralı ayet sayısıdır.
(12930 basamaktan oluşan) bu çok uzun sayı 19’un bir katıdır.

    

     Şimdi, her suredeki her ayetin numarasını, ardından her sure için ayet numaralarının toplamını yazalım. Sure 1, 7 ayetten oluşmaktadır ve ayet numaralarının toplamı 1 + 2 + 3 + 4 + 5 + 6 + 7 = 28’dir. Böylelikle, Sure 1’i temsil eden sayı şu şekilde gözükür: 1234567 28.

     Sure 2 için ayet numaralarının toplamı 41041’dir (1 + 2 + 3 + ... + 286). Böylelikle, Sure 2’yi temsil eden sayı şu şekilde gözükür: 12345…284 285 286 41041.
 
      6 ayetten oluşan son sureyi temsil eden sayı şu şekilde gözükür: 123456 21, çünkü 1 + 2 + 3 + 4 + 5 + 6 = 21.
 
     Tüm Kuran’ı temsil eden bütün sayı 12836 basamaktan oluşmaktadır ve 19’un bir katıdır. Şu şekilde gözükür.
 
1234567 28 12345...284285286 41041...123456 21
BEŞİNCİ Sayı: Her suredeki her ayet numarasını ayet numaralarının toplamı takip eder. Bu uzun sayı 12836 basamaktan oluşur ve 19’un bir katıdır.

 

   Dikkat çekici bir şekilde, eğer yukarıda gösterilen ‘’Beşinci Sayıyı’’ alıp ayet numaraları ile ayet numaralarının toplamını tersine çevirirsek, yani ayet numaralarının toplamını alıp surenin başına koyarsak, ortaya çıkan uzun sayı hala 19’un bir katıdır.
 
28 1234567 41041 12345…285286….21 123456
ALTINCI Sayı: Ayet numaralarının toplamını her bir surenin sonuna yerleştirmek yerine önüne yerleştirmek, 19’un bir katı olan (12836 basamaklı) uzun bir sayı meydana getirir.
 
 
   Hatta geriden gelerek yazıldığında, yani son sureden başlayıp ilk sure ile son bulacak şekilde surelerin sırası tersine çevrildiğinde ve her bir surenin ayetlerinden sonra ayet sayılarının toplamı yerleştirildiğinde, sonuç hala 19’un bir katıdır.
 
123456 21 12345 15..12345..286 41041 1234567 28
YEDİNCİ Sayı: Surelerin sırasını tersine çevirip—son sureden başlayıp ilk sure ile bitirerek—ve her ayetin numarası ile birlikte her sure için ayetlerinden sonra ayet sayılarının toplamı yazıldığında, sonuç 12836 basamaklı uzun bir sayıdır. Bu uzun sayı 19’un bir katıdır.

 

     Tüm Kuran için ayet numaralarının toplamını (333410), ardından numaralı ayetlerin toplam sayısını (6234), sonra sure sayısını (114) yazın. Her sure sonra kendi numarası ve ayetlerinin sayısı ile temsil edilir. Sure 1 ve 2’yi temsil eden sayılar 1 7 ve 2 286’dır. Kuran’ın tüm surelerini kapsayan tam sayı 474 basamaktan oluşur ve 19’un bir katıdır—şu şekilde gözükür.
 
333410 6234 114 1 7 2 286 3 200..113 5 114 6
SEKİZİNCİ Sayı: Ayet numaralarının Genel Toplamını (333410) numaralı ayetlerin toplam sayısı (6234), sure sayısı (114), ardından sure numaraları ve her surenin ayet numaraları takip eder.
 
 
     Şimdi, ‘’Sekizinci Sayıda’’ gösterildiği gibi, sure numarası ile onun ayet sayısını tersine çevirelim. Böylelikle, ilk iki sureyi temsil eden sayılar 1 7 & 2 286 yerine şu şekilde gözükür: 7 1 & 286 2. Tam sayı yine 474 basamaklıdır ve hala 19’un bir katıdır. Şu şekilde gözükür:
 
333410 6234 114 7 1 286 2 200 3…5 113 6 114
DOKUZUNCU Sayı: Sure numarası ve ayet sayısını tersine çevirmek hâlâ bize 19’un bir katı olan uzun bir sayı verir.

 

     Eğer Sure 1 için ayet numaralarının toplamını (28), ardından Sure 2 için ayet numaralarının toplamını (41041) ve Kuran’ın sonuna kadar böyle devam ederek yazarsak ve ayet numaralarının Genel Toplamını (333410) en sona yerleştirirsek, sonuçta çıkan uzun sayı (Onuncu Sayı) 377 basamaktan oluşur ve 19’un bir katıdır.
 
28 41041 20100 …. 15 21 333410
ONUNCU Sayı: Kuran’daki her sure için ayet numaralarının toplamı yan yana yazılmıştır, ardından en sona ayet numaralarının Genel Toplamı (333410) yazılmıştır.
Bu (377 basamaklı) uzun sayı 19’un bir katıdır.

     

    Eğer Kuran’daki sure sayısını (114), ardından numaralı ayetlerin toplam sayısını (6234), ardından her surenin numarasını ve onların ayet numaralarının toplamını yazarsak, bu (612 basamaklı) son uzun sayı 19’un bir katıdır.

 
114 6234 1 28 2 41041 3 20100…113 15 114 21
ONBİRİNCİ Sayı: Sure sayısı, ardından numaralı ayetlerin toplam sayısı, sonra her surenin numarası ile onun ayet sayılarının toplamı 19’un katı olan (612 basamaklı) bu büyük sayıyı ortaya çıkarır.
     
    Herhangi biri, herhangi bir Kuranî parametrenin bu harika matematiksel kodla korunmadığını düşünebiliyorsa, o halde daha fazla parametreye bakalım.
 
   Eğer sure sayısını (114), ardından numaralı ayetlerin toplam sayısını, ardından tüm Kuran’daki ayet numaralarının Genel Toplamını (333410), ardından her surenin numarası ile onun ayetlerini yazarsak, sonunda 19’un katı olan (12712 basamaklı) büyük bir sayı ile karşılaşırız.
 
114 6234 333410 1 1 2 3 4 5 6 7...114 1 2 3 4 5 6
ONİKİNCİ SAYI
 
   Eğer her suredeki ayet sayılarını yan yana yazarsak, sonunda 235-basamaklı 19’un katı olan bir sayı ile karşılaşırız. Bunu yapmak için, Kuran’daki numaralı ayetlerin toplam sayısını (6234), ardından her suredeki ayet sayısını yazıp, sonra Kuran’daki numaralı ayetlerin toplam sayısı ile kapatın. En son uzun sayı şu şekilde gözükür:
 
6234
(toplam ayetler)
7 286 200 176
(İlk 4 sure)
….127….
(Sure 9)
5 4 5 6
(Son 4 sure)
6234
(toplam ayetler)
ONÜÇÜNCÜ SAYI
 
   Eğer Kuran’daki toplam numaralı ayet sayısını (6234), ardından sure sayısını (114), ardından her suredeki her ayetin numarasını yazıp sonra Kuran’daki toplam numaralı ayet sayısı ve sure sayısı ile kapatırsak, en son sayı 12479 basamaktan oluşur ve 19’un bir katıdır.
 
6234 114 1234567 12345…286…123456 6234 114
ONDÖRDÜNCÜ SAYI
 
   12774 basamaktan oluşan bir diğer uzun sayı, her suredeki her ayetin numarasını, ardından ayet sayısı eklenmiş her surenin numarasını yazarak oluşturulur. Sure 1, 7 ayetten oluşmaktadır ve toplam 1 + 7 = 8’dir. Bu nedenle, Sure 1’i temsil eden sayı şu şekilde gözükür: 1234567 8. Sure 2 ise 286 ayetten oluştuğundan Sure 2’yi temsil eden sayı şu şekilde gözükür: 12345...286 288. Bu, Kuran’daki her sure için yapılır. Birleştirilmiş son sayı 12774 basamaklıdır ve 19’un bir katıdır.
 
1234567
8
(1+7)
12345….286
288
(2+286)
………123456
120
(114+6)
ONBEŞİNCİ SAYI
 
     Daha özel özellikler Ek 2, 9,19, 24, 25, 26, 29 ve 37’de verilmiştir.
 
İsrailoğullarından Bir Şahit [46:10]
İlan et: ‘Ya o Tanrı’dan ise ve siz de onu inkâr ettiyseniz? İsrailoğullarından bir şahit benzer bir olguya tanıklık etti ve iman etti, oysa sizler iman etme konusunda aşırı kibirlendiniz. Tanrı kötülere rehberlik etmez.’’ [46:10]
 
     Aşağıdaki alıntı, STUDIES IN JEWISH MYSTICISM’den (YAHUDİ MİSTİSİZMDE ÇALIŞMALAR) alınmıştır (Association for Jewish Studies, Cambridge, Mass., Joseph Dan & Frank Talmage, eds., Page 88, 1982). Bu alıntı, Takva Ehli olan Haham Juda’nın çalışmasına atıf yapmaktadır (MS 12. Yüzyıl):
 
   Fransa’daki halk [Yahudiler], [sabah ibadetine] şu sözleri eklemeyi gelenek haline getirdiler: “ ’Ashrei temimei derekh [kutsananlar doğru yolu yürüyenlerdir] ve Kutsanmış bir hafızaya sahip olan bizim takva ehli Haham, onların tamamen ve düpedüz hatalı olduğunu yazdı. Bunların hepsi büyük sahteliktir, çünkü [sabah ibadetinin bu bölümünde] Kutsal İsim sadece on dokuz kez anılır…. ve benzer biçimde ‘Elohim kelimesini Ve-elleh shemut… pasajında on dokuz kez bulursunuz. Benzer şekilde, Israil’in ‘’oğullar’’ diye on dokuz kez çağırıldığını görürsünüz ve daha birçok başka örnekler mevcuttur. Tüm bu on dokuz grupları karmaşık bir şekilde iç içe geçmelidir ve sekizden fazla ciltte yer alan birçok gizemler ve özel anlamlar içermektedir. Dahası, bu bölümde 152 (19x8) kelime vardır.
 
 
Teşekkür
 
Tüm övgü ve teşekkürler, Kendi Kuran Mucizesinin şu zamanda vahyedilmesini irade eden Tanrı’ya aittir. Aşağıdaki şahısları ayırt etti ve bu önemli keşfin birçok bölümünü onlar aracılığıyla vahyederek kendilerini nimetlendirdi. Abdullah Arık, Mahmud Ali Abib, Lisa Spray, Edip Yüksel, İhsan Ramazan, Firuz Karmally, İsmail Bereket, Getut Adisoma, Ahmed Yusuf, Cesar A. Majul, Muhteşem Erisen ve Emily Key Sterrett.

 

Image

Ek 02 - Tanrı’nın Antlaşma Elçisi

Tanrı’nın Antlaşma Elçisi birleştirici bir elçidir. Onun misyonu, mevcut tüm dinleri arındırmak ve bir taneye birleştirmektir: İslam (Teslimiyet).   İslam bir isim DEĞİLDİR; kişinin İs ...

Tanrı’nın Antlaşma Elçisi birleştirici bir elçidir. Onun misyonu, mevcut tüm dinleri arındırmak ve bir taneye birleştirmektir: İslam (Teslimiyet).
 
İslam bir isim DEĞİLDİR; kişinin İsa’yı, Meryem’i, Muhammed’i veya azizleri putlaştırmadan YALNIZCA Tanrı’ya tam teslimiyetinin ve adanmasının bir tanımıdır. Kim bu kritere uyarsa o bir “Müslümandır” (Teslim Olandır). Bu nedenle, bir kişi Müslüman Yahudi, Müslüman Hristiyan, Müslüman Hindu, Müslüman Budist veya Müslüman Müslüman olabilir.
 
Tanrı’nın Antlaşma Elçisi Tanrı’nın şu ilanını iletir, “Tanrı tarafından kabul gören tek din Teslimiyet’tir” (3:19) ve “Kim din olarak Teslimiyet’ten başkasını ararsa, o ondan kabul edilmeyecektir” (3:85).
 
Tanrı’nın bir elçisi, Tanrı’nın elçisi olduğuna dair kanıt sunmak zorundadır. Tanrı’nın her elçisi, Her Şeye Kadir Olan tarafından mesajlarını iletmeye yetkili olduğunu kanıtlayan inkâr edilemez ilahi işaretlerle desteklenir. Musa değneğini yere attı ve bir yılana dönüştü, İsa Tanrı’nın izni ile cüzzamlıyı iyileştirdi ve ölüyü diriltti, Salih’in işareti o ünlü deve idi, İbrahim ateşten çıktı ve Muhammed’in mucizesi Kuran’dı (29:50-51).
 
Kuran (3:81, 33:7, 33:40) ve Kutsal Kitap (Malaki 3:1-3), birleştirici elçinin, Tanrı’nın Antlaşma Elçisi’nin gelişini önceden haber verdi. Böylesi kritik bir misyonla gelen bir elçiye, ancak en güçlü mucize ile desteklenmek uygun düşer (74:30-35). Önceki elçilerin mucizeleri zamanla ve mekânla sınırlı iken, Tanrı’nın, Kendi Antlaşma Elçisini destekleyen mucizesi daimidir; herhangi bir kişi tarafından, herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde tanık olunabilir.
 
Bu Ek, Reşad Halife’nin Tanrı’nın Antlaşma Elçisi olduğuna dair fiziksel, incelenebilir, teyit edilebilir ve reddedilemez delil sunmaktadır.
 
Kuranî Bir Gerçek
     Kuran’daki büyük kehanetlerden biri de, tüm peygamberlerin bu dünyaya gelişinden ve Tanrı’nın tüm kutsal yazılarının iletilişinden sonra Tanrı’nın Antlaşma Elçisi’nin gönderilecek olmasıdır.
 
Tanrı şöyle diyerek peygamberlerle bir antlaşma yaptı, “Size kutsal yazı ve hikmet vereceğim. Daha sonra, mevcut tüm kutsal yazıları doğrulamak için bir elçi gelecek. Ona iman edecek ve onu destekleyeceksiniz.” Dedi ki “Bunu kabul ediyor musunuz ve bu antlaşmayı yerine getirmeye söz veriyor musunuz?” Onlar da “Kabul ediyoruz” dediler. O da “O halde siz tanıklık ettiniz, ben de sizinle birlikte tanıklık ediyorum” dedi. (3:81)
    
     Muhammad Marmaduke Pickthall, 3:81’i aşağıdaki gibi çevirdi:
 
Allah (Kendi) antlaşmasını Peygamberlerle yaptığı zaman (dedi ki): İşte size Kutsal Yazı ve bilgi verdim. Ve ondan sonra size sahip olduğunuzu doğrulayan bir elçi gelecek. Ona inanacak ve ona yardım edeceksiniz. Dedi ki: Kabul ediyor musunuz ve bu (konudaki) Benim (size yüklediğin) yükümü üstlenecek misiniz? Onlar cevap verdiler: Kabul ediyoruz. O da dedi ki: O halde şahit olun. Ben de sizinle birlikte bir şahit olacağım.
 
     Sure 33’ten öğreniyoruz ki Tanrı’yla bu sağlam antlaşmayı yapan peygamberlerden biri de Muhammed’di.
 
Biz Peygamberlerle antlaşma yaptığımızda ve seninle (Ey Muhammed), Nuh ile, İbrahim ile, Musa ile ve Meryemoğlu İsa ile, onlarla sağlam bir antlaşma yaptık. (33:7) (Muhammad Marmaduke Pickthall’a göre)
    
     3:81 ayeti, diğer pek çok ayetin yanı sıra “Nebi” (Peygamber) ve “Resul” (Elçi) tanımlarını verir. Yani, “Nebi” yeni bir kutsal yazı ileten Tanrı’nın bir elçisi iken, “Resul” mevcut kutsal yazıları doğrulamak için Tanrı tarafından görevlendirilen bir elçidir; o, yeni bir kutsal yazı getirmez. Kuran’a göre her “Nebi” bir “Resul”dür fakat her “Resul” bir “Nebi” değildir.
    
     Her elçiye yeni bir kutsal yazı verilmedi. Bazı Müslüman “âlimlerin” ifade ettiği gibi, Tanrı’nın bir peygambere bir kutsal yazı verip, sonra onu kendisi için özel olarak saklamasını istemesi mantıklı değildir (2:42, 146, 159). Kuran’a yeterince aşina olmayanlar, Harun’un 19:53’te belirtildiği gibi bir “Nebi” olup bir kutsal yazı almadığını düşünme eğilimindedirler. Ancak, Kuran açıkça yasa kitabının bilhassa “hem Musa’ya hem de Harun’a” verildiğini ifade eder (21:48, 37:117).
    
     Kuran’dan, 33:40’dan öğreniyoruz ki Muhammed son peygamber (Nebi) idi fakat son elçi (Resul) değildi:
 
Muhammed adamlarınızdan herhangi birinin babası değildi; o, Tanrı’nın bir elçisi (Resul) ve son peygamberdi (Nebi). [33:40]
 
     Bu kritik ifade, Kuran’ın matematiksel kodu ile doğrulanmaktadır. 33:40’ta kullanılan “Muhammed Hateme El-Nebiyyin” (son peygamber) ifadesi 1349, 19x71 sayısal değerine sahipken, “Muhammed Hateme El-Murselin” (son elçi) ifadesi 19’un bir katı değildir.
 
     Çok eski zamanlardan beri, aynı zaman dilimine ait yaşayan bir elçiyi reddetmek bir insan özelliği olmuştur. Yusuf da “son elçi” olarak ilan edildi (40:34). Ancak ondan sonra Musa, Davut, Süleyman, İsa ve Muhammed dâhil olmak üzere birçok elçi geldi.
 
Antlaşma Yerine Getirildi
   Söz konusu bu dünya olduğunda peygamberler ölü olmasına rağmen, biliyoruz ki gerçek kişiler olan ruhları şu an Âdem ve Havva’nın yaşadığı Aden Bahçesi’ndedir. Muhtelif ayetler, bedenlerinden sıyrılıp bu dünyayı terk eden imanlıların ölü olduğunu düşünmekten bizleri men ediyor (2:154, 3:169, 4:69). Onlar dünyamıza geri gelemeseler de (23:100), Cennette “diri”dirler. Lütfen Ek 17’ye bakınız.
 
     Mekke’ye olan kutsal Hac yolculuğum sırasında, 3 Zil-Hicce 1391, 21 Aralık 1971 Salı günü güneş doğmadan önce, Ben, Reşad Halife, yani ruh, yani gerçek kişi, beden değil, tüm peygamberlere Tanrı’nın Antlaşma Elçisi olarak tanıtıldığım kâinattaki bir yere götürüldüm. Ramazan 1408’e kadar bu olayın detayları ve gerçek önemi hakkında bilgilendirilmedim.
 
     Keskin bir bilinçle tanık olduğum şey şuydu, ben sessizce duruyorken, peygamberler birer birer bana doğru geldiler, yüzüme baktılar, sonra evet anlamında başlarını salladılar. Tanrı onları bana, bu dünyada göründükleri haliyle, kendi giyim tarzları ile giydirilmiş olarak gösterdi. Büyük bir huşu, neşe ve saygı atmosferi vardı.
 
     Bana İbrahim dışında hiçbir peygamberin kim olduğu söylenmedi. Musa, İsa, Muhammed, Harun, Davut, Nuh ve diğerleri dâhil tüm peygamberlerin orada olduğunu biliyordum. İnanıyorum ki İbrahim’in kimliğinin bana açıklanmasının sebebi, onu sormuş olmamdı. Onun kendi ailemle—benimle, babamla, amcamla—olan güçlü benzerliği beni şaşırtmıştı. “Benim akrabalarıma benzeyen bu peygamber kim?” diye merak ettiğim tek an buydu. Cevap geldi: “İbrahim.” Hiçbir dil konuşulmadı. Tüm iletişim zihinsel olarak yapıldı.
 
     Şu dikkate değer ki peygamberlerin antlaşmalarını bu yerine getirişlerinin tarihi Zil-Hicce 3, 1391’di. Eğer ayı (12), günü (3), yılı (1391) toplarsak, 1406, 19x74 olan bir toplam elde ederiz. Sure 74, Kuran’ın ortak paydası olan 19 sayısının bahsedildiği yerdir. Şuna dikkat edin, 1406 sayısı ayrıca, Kuran’ın vahyedilişinden mucizesinin vahyedilişine kadarki yıl sayısıdır (Ek 1).
 
     Tanrı’nın Antlaşma Elçisi’nin misyonu, mevcut tüm kutsal yazıları doğrulamak, onları arındırmak ve tek bir ilahi mesaja birleştirmektir. Kuran, böyle bir elçinin, Tanrı’nın mesajını bozulmamış saflığına onarmak vasıtasıyla, doğruluk üzere olan imanlıları—Yahudileri, Hristiyanları, Müslümanları, Budistleri, Sihleri, Hinduları ve diğerlerini—karanlıklardan aydınlığa yönlendirmek için görevlendirildiğini belirtir (5:19 & 65:11). O, İslam’ın (Tanrı’ya tam teslimiyetin) Tanrı tarafından kabul edilebilir tek din olduğunu ilan edecektir (3:19).
 
İşte, önümde yolu hazırlaması için elçimi gönderiyorum; ve aradığınız Rab ve arzu ettiğiniz antlaşma elçisi ansızın tapınağa gelecektir. Evet, o geliyor diyor Her Şeye Egemen Rab. Fakat onun geldiği güne kim dayanacak? Ve o göründüğünde kim ayakta durabilir? Çünkü o bir maden arıtıcının ateşi gibi veya çırpıcının kül suyu gibidir. [Malaki 3:1-2]
 
Kanıt
     Tanrı’nın Antlaşma Elçisi’nin ismi, Kuran’ın içine “Reşad Halife” olarak kodlanmıştır. Bu kesinlikle, bilgisayar çağında Tanrı’nın elçisini dünyaya tanıtmanın en uygun metodudur.
 
     (1) Ek 1’de gösterildiği gibi, Tanrı’nın Kuran’daki büyük mucizesi 19 asal sayısına dayanır ve 1406 (19x74) yıl boyunca gizli kalmıştır. Bu müthiş mucizenin Reşad Halife aracılığıyla ortaya çıkarılması, Yüce Tanrı tarafından önceden belirlenmişti. Son 14 yüzyıl boyunca yüzlerce Müslüman ve Oryantalist âlim boşuna uğraştı, ne var ki hiçbirinin Kuranî Başlangıçların önemini çözmesine izin verilmedi.
    
     (2) Kuran, samimi imanlılar ve arayışta olanlar için kolaylaştırılmıştır (54:17, 22, 32, 40 & 39:28). Kendisine özel ilahi yetki verilmiş olan samimi bir imanlı olmadığı sürece hiç kimsenin, bırak büyük mucizesini, Kuran’a erişimine müsaade edilmemesi değiştirilemez ilahi bir yasadır (17:45-46, 18:57, 41:44, 56:79). Kuran’ın mucizesinin Reşad Halife aracılığıyla ortaya çıkarılması onun elçiliğinin büyük bir işaretidir.
    
     (3) “Reşad   ” isminin kök kelimesi “Reşede   ”dir (doğru rehberliğe sarılmak). Bu kök kelime Kuran’da 19 defa geçmektedir. On dokuz, Kuran’ın ortak paydasıdır (INDEX TO THE WORDS OF QURAN’a [KURAN KELİMELERİ FİHRİSTİ] bakınız, İlk Baskı, Sayfa 320).
 
    (4) “Reşad” kelimesi 40:29 & 38’de geçer. “Halife” kelimesi ise 2:30 ve 38:26’da geçer. İlk “Halife” insan olmayan “Halife”ye, yani Şeytan’a atıfta bulunurken, ikinci geçiş (Sure 38) bir insan “Halife” ye atıfta bulunur. Eğer “Reşad” (40: 29, 38) ve  “Halife” (38:26) ayet ve surelerinin numaralarını toplarsak, 40 + 29 + 38 + 38 + 26 = 171 = 19x9 elde ederiz.
 
Tablo 1: “Reşede” ve “Halife” geçen Sure ve Ayetler
 
“Reşede”
“Halife”
No.
Sure
Ayet
Sure
Ayet
1.
2
186
(2)
30
2.
-
256
38
26
3.
4
6
 
 
4.
7
146
 
 
5.
11
78
 
 
6.
-
87
 
 
7.
-
97
 
 
8.
18
10
 
 
9.
-
17
 
 
10.
-
24
 
 
11.
-
66
 
 
12.
21
51
 
 
13.
40
29
 
 
14.
-
38
 
 
15.
49
7
 
 
16.
72
2
 
 
17.
-
10
 
 
18.
-
14
(Sure 2 bir
Tekrardır)
19.
-
21
 
 
 
____
____
____
____
 
224
1145
38
56
 
224 + 1145 + 38 + 56 = 1463 = 19x77
 
     (5) Ayrım gözetmeksizin tüm “Reşede” ve tüm “Halife” geçen sure ve ayet numaralarının toplamı 1463, 19x77 eder (Tablo 1).
    
    (6) “Reşede” kök kelimesinin geçtiği tüm sure ve ayetlerin toplamı 1369 veya (19x72) + 1 iken, “Halife”nin tüm geçişlerinin toplamı 94, (19x5) ‒ 1’dir. Gerçek şu ki “Reşede”nin bir fazla ve “Halife”nin bir eksik olması, bu ismi, “Reşad Halife” şeklinde olmak zorunda bırakır, herhangi bir “Reşad” veya herhangi bir “Halife” değil.
 
    (7) “Reşad”ın sayısal değeri 505 ve “Halife”nin sayısal değeri 725‘dır (Tablo 7, Ek 1). Eğer “Reşad Halife”nin sayısal değerini (1230), Kuran’ın başlangıcından “Reşede”nin ilk geçişine kadar olan sure numaralarına ve ayet numaralarına eklersek, toplam 1425, 19x75 eder. Detaylar Tablo 2’de verilmiştir.
 
     (8) Kuran’ın başlangıcından “Reşede” kök kelimesinin ilk geçişine kadar olan her suredeki tüm ayet numaralarını, yani ayet numaralarını (1 + 2 + 3 + … + n) toplarsak, toplam 17233’e, 19x907’ye gelir (Tablo 2).
 
    (9) Kuranî Başlangıçlar, Kuran’ın mucizesinin temel dayanağını oluşturur. Bu başlangıçlar 2, 3, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 19, 20, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 36, 38, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 50 ve 68 numaralı surelerde yer alır. Eğer bu numaraların toplamını (822) “Reşad Halife”nin değerine (1230) eklersek, toplam 2052, 19x108 eder.
 
Tablo : Kuran’ın Başlangıcından, “Reşede” Kök Kelimesinin
İlk Geçişine Kadar Olan Her Suredeki Tüm Ayet Numaraları
Sure No.
Ayetlerin Numarası
Ayetlerin Toplamı
1
7
28
2
185
17205
——
——
——
3
192
17233
(19x907)
 
Ayrıca, “Reşad” (505) + “Halife” (725) + Toplam Sure (3) + Ayetlerin Toplamı (192) = 1425 (19x75)
505 + 725 + 3 + 192 = 1425 = 19x75
 
Tablo 3: “Reşede” Kök Kelimesinin Geçtiği Sureler.
Sure
No.
Ayetlerin
Numarası
 
Toplam
2
286
288
4
176
180
7
206
213
11
123
134
18
110
128
21
112
133
40
85
125
49
18
67
72
28
100
——
——
——
224
1144
1368
(19x72)
 
    (10) Tablo 3’te gösterildiği gibi, “Reşede” kök kelimesinin geçtiği tüm surelerin numaralarını, artı ayetlerin numarasını toplarsak, 1368 veya 19x72 elde ederiz.
 
   (11) Eğer “Reşede” kök kelimesinin ilk geçişinden (2:186) “Reşede”nin son geçişine (72:21) kadar sure numarasını, ardından ayetlerin sayısını, ardından tek tek ayet numaralarını yazarsak ve bunları yan yana koyarsak, 11087 basamaktan oluşan ve 19’un katı olan çok uzun bir sayı elde ederiz. Bu çok uzun sayı Sure 2’nin numarası ile başlar, ardından 186. ayetteki “Reşede”nin ilk geçişinden sure sonuna kadar olan Sure 2’deki ayetlerin sayısı (100 ayet) takip eder. Böylelikle, sayının başlangıcı şu şekilde gözükür: 2 100. Bu 100 bireysel ayetin numaraları (187’den 286’ya kadar) bu sayının yanına konulur. Dolayısıyla, Sure 2’yi temsil eden sayı şu şekilde gözükür: 2 100 187 188 189 …. 285 286. Aynı işlem, “Reşede” kökünün son geçişi olan 72:21’e kadar devam eder. Tüm sayı şu şekilde gözükür:
 
2 100 187 188 189 ..... 72 21 1 2 3 ..... 19 20 21
“Reşede”nin ilk geçişinden son geçişine kadar (2:187’den 72:21’e kadar), Sure numarasını, ayet sayısı, sonra bireysel ayetlerin numaraları takip eder.
Tüm sayı 11087 basamaktan oluşur ve 19’a bölünür.
           
     (12) “Reşede” kök kelimesinin ilk geçişinden 38:26’daki “Halife” kelimesine kadarki sureleri ve ayetleri incelediğimizde, sure numaralarının ve onların ayetlerinin numaralarının toplamını 4541 veya 19x239 olarak buluruz.
 
    (13) “Reşad”ın değerini (505), ardından “Halife”nin değerini (725), ardından İlk “Reşede”den (2:186) “Halife”ye kadar (38:26) olan “Reşede” kök kelimesinin geçtiği her surenin numarasını, ardından onun ayetlerinin numaralarını yazdığımızda, 19’a bölünebilen çok uzun bir sayı elde ederiz.
 
Tablo 4: İlk “Reşede”den “Halife”ye
kadar olan Sure ve Ayetler
Sure No.
Ayet Sayısı
Toplam
2
100 (187-286)
102
3
200
203
4
176
180
5
120
125
-
-
-
36
83
119
37
182
219
38
26
64
——
——
——
740
3801
4541
(19x239)
 
     “Reşede”nin ilk geçişi 2:186’dadır. Bundan dolayı 2 186 yazıyoruz. İkinci geçişi 2:256’dadır, bundan dolayı 256 yazıyoruz. Bir sonraki geçişi 4:6’dadır, dolayısıyla 4 6 yazıyoruz vb. ta ki 38 26 yazıncaya kadar (“Halife” 38:26’da geçer). Tüm sayı şu şekilde gözükür:
 
505      725      2      186      256      4     6  ……  38      26
 
“Reşad”ın sayısal değerini “Halife”nin sayısal değeri takip eder, ardından “Reşede”nin ilk geçişinden “Halife”nin 38:26’daki geçişine kadar her bir “Reşede” kök kelimesinin sure numarası ve ayet numaraları takip eder.
 

Tanrı Tarafından Onaylı Tek Din İslam’dır

[3:19]

     (14) Kuran, İslam’ın (Teslimiyet’in) üç elçisini belirtir.

İbrahim, İslam’ın tüm pratiklerini iletti. İsminin değeri
Muhammed Kuran’ı iletti. İsminin değeri
Reşad İslam’ın gerçeklik kanıtını iletti. İsminin değeri
= 258’dir.
= 92’dir.
= 505’tir.
3 ismin toplam sayısal değeri = 258 + 92 + 505 = 855 (19x45)’tir
    
     Gerçek Yahudilik, gerçek Hristiyanlık ve gerçek İslam tek bir dine birleştirilecektir—YALNIZCA Tanrı’ya tam teslimiyet ve tamamen adanmışlık.
 
     Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam da dâhil mevcut dinler ciddi şekilde bozulmuştur ve tamamen ortadan kalkacaklardır (9:33, 48:28, 61:9).
 
    (15) Kuran bazen “İbrahim, İsmail ve İshak’a” atıfta bulunduğundan, İsmail ve İshak’ın da eklenmesi gerektiği önerildi. Dikkat çekici bir şekilde, İsmail ve İshak’ın eklenmesi hâlâ 19’un katı olan bir toplam verdi. Tablo 5’te gösterildiği gibi, yeni toplam 1235 veya 19x65’tir. Bu 19’a bölünebilirlik, İbrahim, Muhammed veya Reşad olan 3 isimden herhangi birinin çıkarılması durumunda mümkün değildir.
 
Neden 81: 81. Ayet & 81. Sure
   (16) Tanrı’nın Antlaşma Elçisi, Sure 3'ün 81. Ayetinde önceden haber verilmiştir. “Reşad”ın sayısal değeri (505), artı “Halife”nin sayısal değeri (725), artı Ayet numarası (81) toplamı, 505 + 725 + 81 = 1311 = 19x69 eder.
 
     (17) Sure 81'e baktığımız zaman, Her Şeye Kadir Olan tarafından güçlü bir şekilde desteklenmiş ve yetkilendirilmiş bir Tanrı elçisini okuruz (19. Ayet). Nitekim Sure 3'ün 81. Ayeti ile Sure 81'in 19. Ayeti “Reşad Halife” ismi ile güçlü bir şekilde bağlantılıdır, 505 + 725 + 81 = 1311 = 19x69.
 
   (18) Eğer Kuran’ın başından, Antlaşma Elçisi’nin haber verildiği 3:81 Ayetine kadar olan sure numaralarını, artı ayet numaralarını toplarsak, toplam 380, 19x20 eder. Bu veriler Tablo 6’dadır.
 
    (19) 3:81 Ayetinin sayısal değeri 13148, 19x692’dir. Bu değer ayetteki her harfin sayısal değerleri eklenerek elde edilir.
 
Tablo 5: 5 Elçinin Sayısal Değeri
 
İsim
Bireysel Harflerin
Sayısal Değeri
 
Toplam
İbrahim
1 + 2 + 200 + 5
+ 10 + 40
258
İsmail
1 + 60 + 40 + 70
+ 10 + 30
211
İshak
1 + 60 + 8 + 100
169
Muhammed
40 + 8 + 40 + 4
92
Reşad
200 + 300 + 1 + 4
505
 
…………………
…..
 
1235
1235
(19x65)
 
Tablo 6: 1:1’den 3:81’e Kadar Olan Sure ve Ayetler
Sure
No.
Ayet
Sayıları
 
Toplam
1
7
8
2
286
288
3
81
84
——
——
——
6
374
380
(19x20)
 
     (20) Eğer 3:81 Ayetindeki özellikle Antlaşma elçisine atıfta bulunan bölüme bakarsak: “Size, sizde olanı doğrulayan bir elçi gelecek,” Arapçası:
 
“CAEKUM RESULUN MUSADDİKUN LİMA MEAKUM”
Bu anahtar ifadenin sayısal değerini 836, 19x44 olarak buluyoruz.
 
“Muhakkak ki Sen Elçilerden Birisin” (36:3)
     (21) Bana melek Cebrail yoluyla, en iddialı şekilde, Sure 36'nın 3. Ayetinin tam olarak bana işaret ettiği söylendi. Eğer sadece başlangıçlı sureleri düzenlersek, Sure 2 ile başlayıp, sonra Sure 3, sonra Sure 7 vb., Sure 36 olan Ya Sin’in 19 numaralı pozisyonda olduğunu görürüz.
 
     (22) Sure 36'nın 3. Ayeti der ki “Muhakkak ki sen elçilerden birisin.” Bu ifadenin sayısal değeri 612’dir. Bu değer (612), artı sure numarası (36), artı ayet numarası (3), artı “Reşad Halife”nin sayısal değerini (505+725) toplarsak, 36 + 3 + 612 + 505 + 725 = 1881 = 19x99 elde ederiz.
    
     (23) Sure 36, 83 ayetten oluşur. Eğer sure numarasını (36), artı onun ayet sayısını (83), artı “Reşad Halife”nin sayısal değerini (505 + 725) toplarsak, 36 + 83 + 505 + 725 = 1349 = 19x71 elde ederiz.
 
   (24) Antlaşma Elçisi’nin önceden haber verildiği 3:81’den Sure 36’ya kadar 3330 ayet vardır. “Reşad Halife”nin değerini (1230), ayetlerin bu sayısına (3330) eklersek, 505 + 725 + 3330 = 4560, 19x240 elde ederiz.
 
    (25) 3:81’den 36:3’e kadar 3333 ayet vardır. Bu, “Reşad”ın sayısal değerine (505) eklendiğinde, 3333 + 505 = 3838 = 19x202 elde ederiz.
 
    (26) 1:1’den 36:3’e kadarki ayet sayısı 3705, 19x195’tir (Tablo 7).
 
    (27) 1:1’den 36:3’e kadar her surenin ayet numaralarının toplamı 257925, 19x13575’tir (Tablo 7).
 
   (28) Sure 1'den Sure 36'ya kadar sure numaralarının toplamı 666’dır (Tablo 7). Eğer “Reşad Halife”nin sayısal değerini (505 + 725), artı “Muhakkak ki sen elçilerden birsin” olan 36:3 ayetinin sayısal değerini (612) toplarsak, toplam 666 + 505 + 725 + 612 = 2508= 19x132 olur.
 
   (29) “Reşede” kök kelimesinin ilk geçişinden (2:186), 36:3’e (Muhakkak ki sen elçilerden birsin) kadar ayet numaralarının toplamını (1 + 2 + 3 + ... + n), surelerin toplamına (35), artı surelerin kendi numaralarına eklersek, toplam 241395 veya 19x12705 olur (Tablo 8).
 
   (30) “Reşede” kök kelimesinin ilk geçişinden 36:3’e kadar sure numaralarının toplamı 665, 19x35’tir. Bunların 35 sure olduğuna dikkat edin (Tablo 8).
 
Tablo 7: 1. Sureden 36. Surenin 3. Ayetine Kadar Sure ve Ayetler
Sure No.
Ayet Sayısı
Ayetlerin Toplamı
 1
7
28
2
286
41041
3
200
20100
-
-
-
9
127
8128
-
-
-
34
54
1485
35
45
1035
36
2
3
——
——
——
666
3705
(19x195)
257925
(19x137575)
 
Tablo 8: İlk “Reşede”den 36:3’e kadar olan Sure ve Ayetler
No.
Sure No
Ayetlerin Toplamı
1.
2 (186-286)
23836
2.
3
20100
3.
4
15576
4.
5
7260
-
-
-
10.
9
8128
-
-
-
33.
34
1485
34.
35
1035
35.
36 (1-3)
6
------
——
——
35
665
240695
35 + 665 + 240695 = 241395 (19x12705)
 
“Kutsal Yazı Halkına Bir Elçi”
(Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar)
Ey kutsal yazı halkı! “Biz hiçbir vaiz veya bir uyarıcı almadık” demeyesiniz diye, elçilerin olmadığı uzun bir aradan sonra elçimiz size bir şeyleri açıklamak için gelmiş bulunuyor. Size bir vaiz ve bir uyarıcı geldi. Tanrı Her Şeye Gücü Yetendir.*     [5:19]
 
   (31) Açıkça görülüyor ki bu ayetin numarası, Reşad tarafından keşfedilen Kuran’ın ortak paydası ve Kuran’daki “Reşede” geçişlerinin sayısı olan 19’dur.
 
    (32) “Reşad Halife”nin değerini (1230), artı sure numarasını (5), artı ayet numarasını toplarsak, 1230 + 5 + 19 = 1254 = 19x66 elde ederiz.
 
    (33) Kuran’ın başlangıcından bu ayete (5:19’a) kadarki sure numaraları ve ayet sayılarının toplamı 703, 19x37’dir. Tablo 9’a bakınız.
 
Tablo 9: Başlangıçtan 5:19’a kadar Sure ve Ayetler
Sure No.
Ayet Sayısı
Toplam
1
7
8
2
286
288
3
200
203
4
176
180
5
19
24
——
——
——
15
688
703
(19x73)
 
    (34) Sure 98, “Kanıt” 2. Ayet, “Kutsal Yazı Halkının (Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar)” faydası için Tanrı’nın Antlaşma Elçisi’nin gelişini ilan eder. “Reşad Halife”nin sayısal değeri (505 + 725), artı sure numarası (98), artı ayet numarası (2) toplandığında, 505 + 725 + 98 + 2 = 1330 = 19x70 elde ederiz.
 
Kutsal yazı halkından (Yahudiler, Hristiyanlar, Müslümanlar) inkâr etmiş olanlar ve putperestler, kendilerine o esaslı işaret gösterilmesine rağmen iman etmeyeceklerdir.
[98:1]
 
Tanrı’dan bir elçi, Kutsal Yazılar okuyor.
[98:2]
 
   (35) “Esaslı İşaret” anlamına gelen ve Sure 98’in başlığı olan “Beyyine” kelimesinin Kuran’da 19 defa geçmesi dikkat çekicidir. Bu, Kuran’ın ilahi yazarlık kanıtının 19 asal sayısı temelinde olduğuna ve “Reşad Halife”nin 98:2’deki elçi olduğuna dair başka bir matematiksel doğrulamadır.
 
Esaslı Bir Elçi Geldi [44:13]
     (36) 1:1’den 44:13’e kadar sure numaralarını, artı her bir suredeki ayet sayısını topladığımızda, toplam 5415, 19x19x15’e gelir (Tablo 10).
 
     (37) Sure sayısının (44) toplamı, artı elçinin öngörüldüğü ayetin (13) sayısının toplamı 57, 19x3’e eşittir. Tablo 10’a bakınız.
 
DÜNYA’NIN SONU
    (38) Tanrı geleceğin tek Bilenidir; O, bu dünyanın ne zaman son bulacağını tam olarak bilir (7:187, 31:34, 33:63, 41:47, 43:85). Kuran’dan, Tanrı’nın geleceğin bazı yönlerini Kendi seçilmiş elçilerine vahyettiğini öğreniyoruz. Ek 25’te, Reşad Halife’nin 72:27 uyarınca Dünya’nın Sonunu açıklamakla nimetlendirildiğine dair delil sunulmaktadır.
 
   (39) Kuran’ın başlangıcından 72:27 Ayetine kadar olan ayet sayısı 5472 veya 19x72x4’tür. Kendisine geleceğin bilgisi verilen elçinin 72:27’de olduğuna ve bu surenin 4 adet “Reşede” kelimesi içerdiğine dikkat edin (72:2, 10, 14, & 21). “Reşad Halife”nin değeri (1230), artı sure numarası (72), artı “Reşede” geçen 4 ayetin numaraları toplandığında, 1230 + 72 + 2 + 10 +14 + 21 = 1349 = 19x71 elde ederiz.
 
  (40) 72:27 ayeti “” (Sadece seçtiği Elçi) ifadesi ile başlar. Gelecek hakkında haberler almak üzere Tanrı tarafından seçilen elçiye olan bu referans, 1919 sayısal değerine sahiptir. Tablo 11 verileri sunmaktadır.
 
Tablo 10: 1:1’den 44:13’e kadar Sure ve Ayetler
Sure No.
Ayet Sayısı
Toplam
1
7
8
2
286
288
3
200
203
4
176
180
5
120
125
-
-
-
9
127
136
-
-
-
41
54
95
42
53
95
43
89
132
44
13
57
——
——
——
990
4425
5415
(19x19x15)
 
 
Tablo 11: 72:27’deki Seçilmiş Elçi’nin Sayısal Değeri
Harf
Sayısal Değer
A
1
L
30
A
1
M
40
N
50
A
1
R
200
T
400
D
800
Y
10
M
40
N
50
R
200
S
60
W
6
L
30
 
…….
 
1919
 
TANRI’NIN ELÇİSİ SAHTE ELÇİDEN NASIL AYIRT EDİLİR
     Kuran, Tanrı’nın gerçek elçilerini sahte elçilerden ayırt etmek için açık ve kesin kriterler sağlar:
 
[1] Tanrı’nın elçisi, YALNIZCA Tanrı’ya tapınmayı ve puta tapmanın tüm şekillerinin kaldırılmasını savunur.
 
[2] Tanrı’nın elçisi asla kendisi için bir ücret istemez.
 
[3] Tanrı’nın elçisine, elçiliğinin ilahi, inkâr edilemez kanıtı verilir.
 
     Tanrı’nın elçisi olduğunu iddia eden ve yukarıda listelenen asgari üç kriteri karşılamayan herkes sahte bir iddiacıdır.
 
Tanrı’nın elçisi ile sahte bir elçi arasındaki en önemli farklılık, Tanrı’nın elçisi Tanrı tarafından desteklenirken sahte elçi desteklenmez:
 
* Tanrı’nın elçisi, Tanrı’nın görünmez askerleri tarafından desteklenir (3:124-126, 9:26&40, 33:9, 37:171-173, 48:4&7, 74:31).
 
* Tanrı’nın elçisi, Tanrı’nın hazinesi tarafından desteklenir (63:7-8).
 
* Tanrı’nın elçisi ve aynı zamanda iman edenler, bu dünyada ve sonsuza dek galibiyetle ve itibarla garantilidirler (40:51 & 58:21).
 
     Böylelikle, Tanrı’nın elçisinin doğruluğu her zaman galebe çalarken, sahte bir elçinin yalanı her zaman, er ya da geç ifşa olur.
 
TANRI’NIN ANTLAŞMA ELÇİSİ’NİN
BAŞLICA GÖREVLERİ
     Kuran’da, 3:81’de belirtildiği gibi, Tanrı’nın Antlaşma Elçisi, tüm peygamberler tarafından iletilen tüm kutsal yazıları doğrulayacak ve onları ilk saflığına geri döndürecektir.
 
TANRI’DAN RAHMET [21:107]
     İmanlılar bir problemle karşı karşıya kaldıklarında, bir takım olası çözümler geliştirirler ve bu her zaman hatırı sayılır ölçüde çekişmeye, ayrılığa ve kargaşaya yol açar. 2:151, 3:164 ve 21:107’den öğreniyoruz ki O’nun problemlerimize nihai çözümler sağlamak için bize elçiler göndermesi, Tanrı’dan ancak rahmettir. 42:51’den öğreniyoruz ki Tanrı bizimle haberleşmek ve yeni bilgiler yaymak için elçilerini gönderir. Tanrı’nın elçileri yoluyla bize iletilen öğretileri, en ufak tereddüt olmadan kabul etmeye yönelik 4:65, 80’de verilen güçlü ihtar bu nedenledir.
 
     Aşağıdaki, Tanrı’nın Antlaşma Elçisi’nin başlıca görevlerinin bir listesidir:
1. Kuran’ın matematiksel mucizesini ortaya çıkarıp ilan etmek (Ek 1)
2. İki sahte ayet olan 9:128-129’u ifşa edip Kuran’dan çıkarmak (Ek 24)
3. Yaşamlarımızın amacını; neden burada olduğumuzu açıklamak (Ek 7)
4. Tüm insanlar için tek bir din ilan etmek ve Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’ı etkileyen tüm bozulmaları gösterip temizlemek (Ek 13, 15, 19)
5.  Zekâtın (zorunlu bağışın) kurtuluş için bir ön şart olduğunu ilan etmek (7:156) ve Zekâtı yerine getirmenin doğru metodunu açıklamak (Ek 15)
6. Dünya’nın sonunu ortaya çıkarmak (Ek 25)
7. 40 yaşından önce ölenlerin Cennete gittiğini ilan etmek (Ek 32)
8. İsa’nın ölümünü açıklamak (Ek 22)
9. Kuran’ın Muhammed’e iletilmesini, sonra da Muhammed aracılığıyla iletilmesini açıklamak (Ek 28)
10.  Muhammed’in, Tanrı’nın vahiylerini (Kuran’ı) kendi eli ile yazdığını duyurmak (Ek 28)
11. Tanrı’ya iman edenlerin çoğunun neden Cennete giremeyeceğini açıklamak (Ek 27)
12. Tanrı’nın hiçbir zaman İbrahim’e oğlunu öldürmesini emretmediğini ilan etmek (Ek 9)
13. Mükemmel mutluluğun sırrını ilan etmek (Giriş, xx)
14. Bir ceza adalet sistemi inşa etmek (Ek 37)
Image

Ek 03 - Kuran’ı Kolaylaştırdık [54:17]

Kuran’ı Kolaylaştırdık [54:17]      11:1 ayeti, Kuran’ın Mucizesinin şunları içerdiğini bizlere haber verir, [1] onun fiziksel yapısının insanüstü matematiksel tasarımı ve [2] olağan&uu ...

Kuran’ı Kolaylaştırdık [54:17]
     11:1 ayeti, Kuran’ın Mucizesinin şunları içerdiğini bizlere haber verir, [1] onun fiziksel yapısının insanüstü matematiksel tasarımı ve [2] olağanüstü mükemmellikteki bir edebi eserin eş zamanlı kompozisyonu.
 
     Bir şey, basit bir matematiksel kalıbın sayısal dağılım gerekliliklerini karşılayabilir. Ancak bu sürekli olarak edebi kalite pahasına başarılır. Edebi tarzın ve Kuran boyunca bireysel harflerin iç içe geçmeli matematiksel dağılımının (Ek 1) eş zamanlı kontrolü, Kuran’ın ezberlenmesinin, anlaşılmasının ve zevk alınmasının kolaylaştırılması gerçeğiyle gün gibi ortadadır. İnsan yapımı bir kitaptan farklı olarak, Kuran’ı sonsuz kez ve tekrar tekrar okumak zevklidir.
 
     Bu Ek’in başlığı, Sure 54’ün 17, 22, 32 ve 40. ayetlerinde tekrarlanmaktadır. Anlaşıldığı üzere, Kuran’ın Arapça metni, sonraki doğru ifadeyi yahut sonraki ayeti okuyucuya veya ezberleyene hatırlatacak şekilde oluşturulmuştur. Bizi yaratmış olan Tanrı’dır ve edebi materyalleri hafızamıza sabitlemenin en etkili yolunu O bilir. Yazılı kitapların az bulunduğu bir devirde Kuran’ın ezberlenmesi, orijinal metnin nesilden nesile korunmasında hayati bir rol oynamıştır.
 
     Kuran’ı ezberleyen kişiye, farkında bile olmadan, Kuran kelimelerinin seslerini telaffuz ederken iç içe geçmeli bir edebi sistem tarafından ilahi olarak yardım edilir. Kuran’daki hemen her ayette “Bellek Çanları” diye adlandırdığım şey mevcuttur. Bunların fonksiyonu, okuyucuya bir sonra gelecek şeyi hatırlatmaktır. Bu sistem çok geniştir, ben sadece iki tane açıklayıcı örnek vereceğim:
 
     1) Sure 2’nin 127, 128 ve 129. Ayetlerinin her biri Tanrı’nın iki farklı ismiyle biter. Bu isim çiftleri sırasıyla şunlardır: “El-Semî’ El-‘Âlîm (İşiten, Her Şeyi Bilen), “El-Tevvâb El-Rahîm (Günahtan Kurtaran, En Merhametli) ve “El-‘Azîz El-Hakîm (Kudretli, Bilgeler Bilgesi). Eğer bu sıradan bir kitap olsaydı, biri bu altı ismi kolayca yanlış eşleştirebilirdi. Fakat Kuran’da böyle bir şey söz konusu değildir. Bu çiftlerin her biri, aynı ayette, öncesinde bize doğru isim çiftini hatırlatan bir “Bellek Çanı” ile gelmiştir. Nitekim 127. Ayet, İbrahim ve İsmail’in Kâbe’nin temellerini yükseltmesinden bahseder. Ayet “El-Semî’ El-‘Âlîm” isimleriyle biter. Buradaki belirgin sesler “S,” “M” ve “ ‘Ayn”dır. Bu üç harf “İsmail” kelimesinde belirgindir. Edebi niteliğini geliştirirken, bu kelimenin cümle içinde dikkat çekici bir şekilde geciktirildiğini görüyoruz. Böylece, ayetin şöyle devam ettiğini görüyoruz: “İbrahim Kâbe’nin temellerini yükseltirken, İsmail’le birlikte…” Normalde insan bir yazar şöyle derdi, “İbrahim ve İsmail Kâbe’nin temellerini yükseltirken…” Fakat “İsmail”deki sesleri ertelemek, onları cümlenin sonuna yaklaştırır ve böylelikle bize Tanrı’nın bu suredeki doğru isimlerinin “El-Semî’ El-‘Âlîm” olduğunu hatırlatır.
 
     128. Ayetteki belirgin kelime olan “Tubb,” “El-Tevvâb El-Rahîm” kelimelerinden hemen önce gelir. “Tubb” kelimesi böylelikle bellek çanı olarak hizmet görür. 2:129’un sonundaki Tanrı’nın isimleri “Azîz, Hakîm”dir. Buradaki belirgin sesler “Z” ve “K”dır. Besbelli ki bu ayetteki bellek çanı olan kelime “Yuzekkihîm”dir.
 
     2) Bir diğer güzel örnek 3:176, 177 & 178’de bulunur. Burada inkârcılar için olan azap, sırasıyla “ ‘Azîm (Korkunç), “Elîm (Acı Veren) ve “Muhîn (Küçük Düşürücü)” olarak tanımlanmaktadır. İnsan yapımı bir kitapta, ezber yapan biri bu üç tanımı kolaylıkla karıştırabilirdi. Fakat bu sıfatların her birinin, öncesinde böyle bir karışıklığı engelleyen güçlü bellek çanlarıyla geldiğini görüyoruz. 176. Ayetteki “ ‘Azîm” kelimesi, öncesinde şeddeli “Z” harfi ile karakterize olan “Huzzun” kelimesiyle gelmiştir. Bu, ayetin sonundaki özel sıfatı bize hatırlatma görevi görür. Bellek çanı olarak hizmet etmesi için “İman” kelimesindeki ses, 177. Ayetteki “Alîm” kelimesinden önce gelmektedir ve 3:178’deki “Muhîn” kelimesinden önce bu ayet boyunca bol miktarda “M” ve “H” gelir.
 
     Bellek çanlarına dair diğer örnekler, 3:173’ün sonu ile 3:174’ün başında, 4:52’nin sonu ile 4:53’ün başında, 4:61’in sonu ile 4:62’nin başında, 18:53’ün sonu ile 18:54’ün başında ve daha birçok yerdedir.
Image

Ek 04 - ​​​​​​​Kuran Neden Arapça Vahyolundu?

Kuran Neden Arapça Vahyolundu?      41:44’ten öğreniyoruz ki Kuran’a anadilleri ne olursa olsun samimi imanlılar erişirler. Öte yandan, Arapça dil profesörü olsalar bile inkâ ...

Kuran Neden Arapça Vahyolundu?
     41:44’ten öğreniyoruz ki Kuran’a anadilleri ne olursa olsun samimi imanlılar erişirler. Öte yandan, Arapça dil profesörü olsalar bile inkârcıların Kuran’a erişimlerine izin verilmemektedir (17:45, 18:57, 41:44 & 56:79).
 
     Arapça, özellikle de yasaların hassas ifadeleri söz konusu olduğunda dünyadaki en etkili dildir. Kuran bir Yasa Kitabı olduğundan, bu tür yasaların açıkça belirtilmesi çok önemliydi. Bu amaç için en uygun dilin Arapça olması, Tanrı’nın, Son Ahit’i için Arapçayı seçmesinin bariz nedenidir. Arapça, verimlilik ve kesinlik bakımından benzersizdir. Örneğin İngilizcedeki “they (onlar)” kelimesi, size “onlar”ın erkek mi yoksa dişi mi olduğunu söylemez. Arapçada erkekler için bir tane “onlar” vardır; “HUM” ve bir tane “onlar” da dişiler için vardır; “HUNNA.” Hatta iki erkek için bile bir tane “onlar” vardır; “HUMA” ve iki dişi için de bir tane “onlar” vardır; “HATAN” Bu özellik dünyadaki başka hiçbir dilde mevcut değildir. Örneğin ben, Arapça dilinin bu verimliliğini 2:228’i tercüme ederken takdir ettim. Bu ayet, boşanan kadın hamile olduğunu fark ederse ve kocası da uzlaşmak isterse, kadının kocasından boşanmak için kendi arzularından vazgeçmesini tembih eder—çocuğun refahı önceliklidir. Arap dilinin verimliliği, bu yasanın belirtilmesinde son derece yardımcı oldu.  Başka herhangi bir dil, kimin arzularının yerine getirilmesi gerektiğini ifade etmeyi neredeyse imkânsız hale getirirdi, en azından 2: 228’de gördüğümüz gibi birkaç kelimeyle değil.
 
     Örneğin 28:23’teki “Kaleta” kelimesi İngilizceye dört kelime olarak çevrilir: “the two women said (iki kadın dedi ki).” İşte Arap dilinin verimliliği böyledir.
 
     
     Arapçanın seçilmesindeki bir diğer muhtemel sebep ise “He (erkekler için O)” ve “She (dişiler için O)” kelimelerinin mutlaka doğal cinsiyet anlamına gelmemesi gerçeğidir. Nitekim Tanrı’ya “He” olarak atıfta bulunulduğunda, bu hiçbir şekilde cinsiyet anlamına gelmez. Tanrı yüceltilsin; O ne erkektir ne de dişidir. İngilizcede “He”nin Tanrı için kullanımının, örneğin yanlış bir Tanrı imajının oluşmasında payı vardır. Bu duruma, Tanrı’ya atıfta bulunurken “Baba” gibi böylesi tahrif edilmiş ifadeler de çare olmadı. Kuran’da hiçbir zaman Tanrı’ya böyle bir referans bulamazsınız.
Image

Ek 05 - Cennet ve Cehennem

Cennet ve Cehennem      Kuran boyunca Cennet ve Cehennem tarifleri alegoriktir. Ve Kuran bu tariflerin bağımsız ifadeler olarak ortaya çıktığını, genel bir konu içinde yer almadığını bizlere söyler ...

Cennet ve Cehennem
     Kuran boyunca Cennet ve Cehennem tarifleri alegoriktir. Ve Kuran bu tariflerin bağımsız ifadeler olarak ortaya çıktığını, genel bir konu içinde yer almadığını bizlere söyler. 2:24-26, 13:35 ve 47:15’e bakınız. Bu ayetlerde “Mesel” (alegori) kelimesi kullanılmıştır. Dilbilimsel olarak, bu ayetlerdeki “Mesel” kelimesi kaldırılabilir ve hala muhteşem cümlelere sahibizdir. Fakat o kelime oradadır çünkü Cennet ve Cehennem tarifleri alegoriktir.
 
     Cennet ve Cehennemin gerçekte nasıl olduğu kavrayışımızın çok ötesindedir. Bu nedenle alegoriye ihtiyaç vardır.
 
     Birisi, örneğin çikolatayı hiç tatmamış bir kişiye çikolatanın tadını nasıl tanımlayabilir? Zorunlu olarak alegori kullanılacaktır. Kişi, çikolatanın tadının nasıl olduğunu bilmek için onu gerçekten tatmayı beklemek zorundadır.  Çikolatanın tadını tarif etmek için kullandığımız alegori her ne olursa olsun asla orijinaline yaklaşamaz.
 
     Âdem ve Havva’dan beri Cennet hâlihazırda mevcuttur, ki masumiyet günleri süresince oraya yerleştirildiler (2:35). Sure 55’ten öğreniyoruz ki iki tane “Üst Cennet”—biri insanlar için, biri cinler için—ve iki tane “Alt Cennet”—biri insanlar için, biri cinler için—vardır (daha fazla detay için Ek 11’e bakınız).
 
     Cehennem ise henüz yaratılmamıştır. Yargı Günü’nde yaratılacaktır (69:17 & 89:23). Daha fazla detay Ek 11’de verilmiştir.
 
Alt Cennete karşı Üst Cennet
     Üst Cennet ile Alt Cennet arasında derin farklılıklar vardır. Alegorik olarak, Üst Cennetteki su serbestçe akarken (55:50), Alt Cennetteki su dışarıya pompalanmaya ihtiyaç duyar (55:66).
 
     Alegorik olarak, Üst Cennette her türlü meyve bulunurken (55:52), Alt Cennetteki meyve çeşitliliği kısıtlıdır (55:68).
 
     Alegorik olarak, Üst Cennette tertemiz eşler kendi eşlerine kolayca katılırken (55:56), Alt Cennetin sakinleri eşlerini gidip almak zorundadırlar (55:72).
 
           
    Yine de, Alt Cennet bile paçayı Cehennemden kurtarıp sonunda Alt Cennete girmek konusunda yeterince şanslı olanlar için inanılmaz derecede harika bir ödüldür (3:185)—Alt Cennete gitmek büyük bir zaferdir. 40. yaş günlerine erişmeden önce bu hayattan gidenler ve yeteri kadar ruhlarını geliştirmemiş olanlar Alt Cennete gideceklerdir (46:15, Ek 11 & 32). Üst Cennet ise iman edip doğru bir hayat sürenler ve ruhlarını yeteri kadar geliştirenler için ayrılmıştır.
 
Her kim Cehennemden güçbela kurtulmayı başarır ve Cennete kabul edilirse, büyük bir zafer elde etmiştir.
[3:185]
Image

Ek 06 - Tanrı’nın Büyüklüğü

Tanrı’nın Büyüklüğü      39:67 Ayetinden öğreniyoruz ki Tanrı’nın büyüklüğü insan kavrayışının çok ötesindedir—bu ayet yedi evrenin &ldquo ...

Tanrı’nın Büyüklüğü
     39:67 Ayetinden öğreniyoruz ki Tanrı’nın büyüklüğü insan kavrayışının çok ötesindedir—bu ayet yedi evrenin “Tanrı’nın eli içinde dürülmüş” olduğunu belirtir.
 
     Kuran’ın müthiş matematiksel koduyla desteklenmiş olarak, evrenimizin yedi evrenin en küçüğü ve en içteki olduğu bize öğretilmektedir (41:12, 55:33, 67:5 & 72:8-12). Aynı zamanda bilimsel gelişmelerimiz de gösterdi ki Samanyolu galaksimiz 100.000 ışık yılı çapındadır ve evrenimiz bir milyar böyle galaksi ve bir milyar trilyon yıldız, artı sayısız desilyonlarca göksel cismi içerisinde barındırmaktadır. Evrenimizin 20.000.000.000 ışık yılını aşan mesafeleri kapsadığı tahmin edilmektedir.
 
Yıldızları Sayın!
     Eğer yıldızların yalnızca bir kentilyonunu [1.000.000.000.000.000.000] alıp, onları saniyede bir tane olmak üzere gece gündüz [0’dan kentilyona doğru] öylece sayarsak 32 milyar yılımızı alacaktır (evrenimizin yaşından daha fazla). Bu onları sadece “saymanın” alacağı vakittir; fakat Tanrı onları “yarattı.” İşte Tanrı’nın büyüklüğü böyledir.
 
     Eğer bir uzay macerasına çıktığımızı hayal edersek evrenimizin genişliğini takdir edebiliriz. Işık hızında Güneş’e doğru Dünya gezegenini terk ettiğimizde, Güneş’e 93.000.000 mil ve 8 dakika sonra ulaşırız. Galaksimizden çıkmamız ise ışık hızında 50.000 yıldan fazla zaman alacaktır. Dünya gezegenimiz Samanyolu’nun dış sınırından görünmez durumdadır. En güçlü teleskop bile minik “Dünyamızı” tespit edemez.
 
 
 
   
     Komşu galaksimize ulaşmak için ışık hızıyla 2.000.000 yıldan fazla zaman harcamak zorundayız. Evrenimizin dış sınırına ulaşmak için ışık hızında en az 10.000.000.000 yıl harcanmalıdır. Evrenimizin dış sınırından Samanyolu bile büyük bir odadaki bir toz lekesi gibidir.
 
     İkinci evren bizim evrenimizi çevrelemektedir. Üçüncü evren ikincisinden daha geniştir ve bu böyle devam eder. Daha doğrusu, evrenimiz, altıncı evrenle çevrili olan yedinci evren olarak görülmelidir, ki o da beşinci evrenle çevrilidir ve bu böyle devam eder. En dıştaki ilk evrenin genişliğini hayal edebiliyor musunuz? İlk evrenin çapını tanımlayacak bir sayı yoktur. Bu akıl almaz genişlik “Tanrı’nın avucunun içindedir.” En dıştaki evrenin dış sınırından Dünya gezegeni nerededir? Ne kadar kayda değerdir? Dünya denilen sonsuz küçüklükteki zerrede İsa, Meryem, Muhammed gibi ufacık canlılar yaşadı. Buna rağmen bazı insanlar bu güçsüz insanları tanrılaştırdı!
 
           
   Tanrı’nın büyüklüğü, sadece O’nun yedi evreni elinde tuttuğu gerçeği ile değil, aynı zamanda bu büyük evrenin her yerindeki tüm atomları, hatta atom altı bileşenleri tamamen kontrol ettiği gerçeği ile de temsil edilir (6:59, 10:61 & 34:3).
Image

Ek 07 - Biz Niçin Yaratıldık?

Biz Niçin Yaratıldık?      Biz bu dünyadayız çünkü korkunç bir suç işledik ve kendimizi günahtan kurtarmak, suçumuzu kınamak ve Tanrı’nın krallığına tekrar ...

Biz Niçin Yaratıldık?
     Biz bu dünyadayız çünkü korkunç bir suç işledik ve kendimizi günahtan kurtarmak, suçumuzu kınamak ve Tanrı’nın krallığına tekrar katılmak için bu hayat bizim şansımızdır.
 
     Her şey birkaç milyar yıl önce “Göksel Toplum’da bir kavganın yükselmesiyle” başladı (38:69). Yüksek rütbeli mahlûklardan biri olan Şeytan, Tanrı-vergisi güçlerinin kendisini Tanrı’nın yanında bir tanrı olmaya yeterli kıldığı şeklinde kibirli düşüncelere kapıldı. Böylelikle Tanrı’nın mutlak otoritesine meydan okumuş oldu. Şeytan’ın iddiası sadece küfür değildi, yanlıştı da—sadece Tanrı, yani başka hiç kimse değil, bir tanrı olma niteliğine ve yeteneğine sahiptir. Şeytan’ın küfrü sonucunda, Göksel Toplum’da bir bölünme meydana geldi ve Tanrı’nın krallığının bütün bileşenleri dört kategoride sınıflandırıldı:
 
1. Melekler: Tanrı’nın mutlak otoritesini onaylayan yaratıklar.
2. Hayvanlar: Önce isyan eden fakat sonra Tanrı’nın tövbe davetini kabul eden yaratıklar.
3. Cinler: Şeytan’la aynı fikirde olan yaratıklar; o bir “tanrı” olma yeteneğine sahiptir.
4. İnsanlar: Bir karara varmayan yaratıklar; onlar Tanrı’nın mutlak otoritesinden yana sağlam bir duruş sergileme konusunda başarısız oldular.
 
En Merhametli Olan
     Melekler, Tanrı’nın mutlak otoritesini onaylamayan mahlûkların sürgün edilmesini bekliyorlardı (2:30). Fakat Tanrı En Merhametli olandır; O, suçumuzu kınamamız için bir şans vermeye karar verdi ve melekleri onların bilmediklerini bildiğinden haberdar etti (2:30). Tanrı bazı mahlûkların günahlarından kurtarılmak için bir şansı hak ettiklerini biliyordu.
 
     Eğer bir uçağı uçurabilme yeteneğinizin olduğunu iddia ediyorsanız, iddianızı test etmenin en iyi yolu size bir uçak vermek ve onu uçurmanızı istemektir. Bu tam olarak Tanrı’nın Şeytan’ın iddiasına cevaben yapmaya karar verdiği şeydi. Tanrı yedi büyük evren yarattı, sonra meleklere Şeytan’ı “Dünya” adı verilen minik zerre üzerinde bir tanrı olarak atadığını söyledi (2:30). Şeytanın geçici bir “tanrı” olarak atanmasıyla ilgili Kuranî açıklamalar (36:60) önceki kutsal yazıları doğrulamaktadır.
 
 
 
Sen, İblis, kalbinden şöyle söyledin:
“Göklere tırmanacağım.
Tanrı’nın yıldızlarının üstüne.
Tahtımı kuracağım.
Yerimi alacağım
Toplanma Dağı’nın üstünde,
Kuzey’in girintilerinde.
Bulutların tepelerinin üstüne çıkacağım;
Yüceler Yücesi gibi olacağım!”      
[Yeşaya 14:13-15]
 
“Şeytan daha sonra İsa’yı çok yüksek bir dağa götürdü ve tüm dünyanın krallıklarını ihtişamlarıyla önünde sergiledi, şöyle söz verdi: “Eğer önümde saygıyla secde edersen tüm bunları sana bahşedeceğim.” Bunun üzerine İsa ona şöyle dedi, “Uzak dur Şeytan!
Kutsal Yazıda şu vardır:
‘Tanrın Rabbe kulluk edeceksin;
YALNIZCA O’na tapacaksın.’ “      
                  [Matta 4:8-10] & [Luka 4:5-8]
 
 
    
     Tanrı’nın planı ölümü yaratmayı gerektiriyordu (67:1-2), sonrasında ise cinleri ve insanları bu dünyaya getirmeyi. Böylelikle, onlar hiçbir ön yargı olmadan başlarlar ve Tanrı’nın mutlak otoritesini yahut Şeytan’ın çok tanrılı teorisini onaylamak için tam özgürlük kullanırlar. Bu kritik kararı vermek için her insan, Tanrı’dan, O’nun mutlak otoritesini savunan bir mesaj ve aynı zamanda Şeytan’dan da onun çok tanrılı ilkelerine itici bir mesaj alır.
 
     En Merhametli Olan, bize avantajlı bir başlangıç sağlamak için, bizi dünyaya göndermeden evvel hepimizi huzurunda topladı ve biz de yalnızca O’nun Sahibimiz ve Efendimiz olduğuna tanıklık ettik (7:172). Bu sayede, Tanrı’nın mutlak otoritesini onaylamak her insanın ayrılmaz bir parçası olan doğal bir içgüdüdür.
 
     İsyancılar ölüme konulduktan sonra, insanların ve cinlerin ruhları özel bir depoya yerleştirildi. Daha sonra Tanrı, test dönemi boyunca insanlara ve cinlere ev sahipliği yapması için uygun bedenler yarattı. İlk cin bedeni ateşten yaratıldı ve Şeytan bu bedene atandı (15:27). İlk insan bedeni ise dünyevi bir materyalden, balçıktan yaratıldı (15:26) ve Tanrı ilk insan ruhunu bu bedene atadı. İlahi plan, meleklerin yeryüzünde insanlara hizmet etmesini gerektiriyordu—onları korumak, onlar için rüzgârı ve yağmuru sürmek, rızıkları dağıtmak vs. Bu gerçek, Kuran’da alegorik olarak anlatılır: “Rabbiniz meleklere dedi ki ‘Âdem’in önünde secdeye kapanın!’ ” Tabii ki Şeytan, insan ırkına hizmet etmekle ilgili bir şeyi geri çevirdi (2:34, 7:11, 17:61, 18:50, 20:116).
 
     Âdem’in bedeni dünya üzerinde kalırken gerçek kişi, ruh, en dıştaki evrende yer alan Cennete alındı. Tanrı Âdem’e yasak ağacın temsil ettiği bazı buyruklar verdi ve Şeytan kendi şeytanî mesajlarını iletmek için Âdem’in yoldaşı olarak atandı. Gerisi tarihtir.
 
     Ne zaman bir insan doğsa, bu yeni bebeğe ruhlar deposundan insan olan bir kişi atanır. Tanrı, ruhları Kendi bilgisine uygun bir şekilde atar (28:68). Her ruh belirli bir bedene atanmayı ve belirli koşullar altında yaşamayı hak eder. Hangi ruhların iyi, hangi ruhların kötü olduğunu yalnızca Tanrı bilir. Çocuklarımız evlerimize Tanrı’nın planına göre atanır.
 
    Şeytan’ın bakış açısını temsil etmesi için, o yeni bedene aynı zamanda bağımsız bir cin ruhu da atanır. Herhangi bir cinin fiziksel bedeni ebeveyn cinler tarafından üretilirken, cin ruhu bağımsız bir bireydendir. Cinler Şeytan’ın soyundan gelen kimselerdir (7:27, 18:50). Atanmış olan cin, insanoğlu ile birlikte doğumdan ölüme kadar kalır ve Yargı Günü’nde ana tanık olarak hizmet eder (50:23). Her ikisi de tek bir bakış açısına ikna oluncaya dek kafalarımızın içinde insan ruhu ile cin ruhu arasında sürekli bir tartışma yaşanır.
 
İlk Günah
     Yaygın inanışın aksine, “İlk Günah” Âdem’in yasak ağaçtan yediğinde Tanrı’nın yasasını çiğnemesi değildi. İlk Günah, Büyük Kavga sırasında bizim Tanrı’nın mutlak otoritesini onaylamakta başarısız olmamızdı. Eğer insan olan kişi, kendi cin yoldaşını bu ilk günahı kınamaya ve Tanrı’nın mutlak otoritesini onaylamaya ikna ederse, her iki yaratık da günahlarından kurtarılarak Yargı Günü’nde Tanrı’nın ebedi krallığına geri alınırlar. Fakat eğer cin yoldaşı, insanoğlunu Şeytan’ın putperest görüşlerini onaylamaya ikna ederse, bu takdirde her iki yaratık da sonsuza dek Tanrı’nın krallığından sürgün edilir.
 
     Temsilcileri ile birlikte Şeytan, kendi bakış açısını desteklemek için Muhammed, İsa, Meryem ve azizler gibi güçsüz yaratıkların putlaştırılmasını savunurlar. Çok tanrılı eğilimlerimiz nedeniyle burada olduğumuzdan dolayı çoğumuz Şeytan için kolay avız.
 
     Şeytan’ın bir “tanrı” olarak beceriksizliği, egemenliği boyunca var olan kaos, hastalık, kazalar, sefalet ve savaşın yaygınlığı ile zaten kanıtlanmıştır (36:66). Öte yandan Şeytan’ı kınayan, Tanrı’nın mutlak otoritesini onaylayan, İsa ve Muhammed gibi güçsüz ve ölü mahlûkları putlaştırmaktan sakınan insanlar Tanrı’nın korumasına geri döndürülürler—onlar bu dünyada ve sonsuza dek mükemmel bir hayatın tadını çıkarırlar.
 
 
    Bu dünyadaki yaşamımız, çok tanrılı fikirlerimizi açığa çıkarmak için tasarlanmış bir dizi test olduğundan, puta tapmak bağışlanmayan tek suçtur (4:48, 116). Dünya, Tanrı’nın mutlak otoritesini yahut Şeytan’ın putperest görüşlerini onaylama kararımızı açıkça göstermek için ilahi olarak tasarlanmıştır (67:1-2). Gündüz ve gece, Şafak Namazını yerine getirerek ve en sıcak ile en uzun günlerde oruç tutarak Tanrı’nın yasalarını uygulama istekliliğimizi test etmek için sürekli olarak değişir. Sadece Tanrı’nın mutlak otoritesi hakkında tamamen kesin olanlar günahlarından kurtarılırlar (26:89).
Image

Ek 08 - Şefaat Efsanesi

Şefaat Efsanesi         Günahlarımızın bağışlanması veya arzularımızın yerine getirilmesi için Tanrı’dan başka herhangi birinin bizim adımıza şefaat edebileceğine inanmak, Tanrı’ya ortak ...

Şefaat Efsanesi
        Günahlarımızın bağışlanması veya arzularımızın yerine getirilmesi için Tanrı’dan başka herhangi birinin bizim adımıza şefaat edebileceğine inanmak, Tanrı’ya ortaklar oluşturmaktır. Bu putperestliktir. Kuran şöyle ilan eder, “Tüm şefaat Tanrı’ya aittir” (39:44) ve “Yargı Günü’nde hiçbir şefaat olmayacaktır” (2:254).
 
     Şefaat efsanesi, milyonlarca insanı puta tapma tuzağına düşürdüğü için Şeytan’ın en etkili hilelerinden biridir. Milyonlarca Hristiyan, İsa’nın kendileri için Tanrı katında şefaat edeceğine inanıyor ve milyonlarca Müslüman da Muhammed’in kendileri adına şefaat edeceğine inanıyor. Sonuç olarak, bu insanlar Muhammed’i ve İsa’yı putlaştırıyorlar.
 
      Şefaat konsepti tamamen mantıksızdır. Muhammed’in şefaatine inananlar, örneğin O’nun Tanrı’dan kendilerini bağışlamasını isteyeceğini ve böylece Cennete kabul edileceklerini iddia ederler. Onlar, Yargı Günü’ndeki Muhammed’i, kendi şefaati için adaylar seçerken hayal ediyorlar. Eğer şefaate inananlara, “Muhammed şefaatini hak edenleri nasıl tanıyacak?” diye sorsanız, size “Tanrı ona söyleyecek!” derler. Bu konsepte göre, bir kişi Muhammed’e gidecek ve ondan şefaatini talep edecek. Ardından Muhammed Tanrı’ya bu kişinin kendi şefaatini hak edip etmediğini soracak. Tanrı ise Muhammed’e o kişinin Cennete gitmeyi hak ettiğini bildirecek. Muhammed daha sonra tekrar Tanrı’ya dönecek ve o insanın Cennete gitmeyi hak ettiğini söyleyecek! Küfür ortadadır; şefaate inananlar, Tanrı’yı putları olan Muhammed’e sekreter yaparlar. Tanrı yüceltilsin.
 
     Kuran en doğru kitap olduğundan, Cennetteki herkesin sevdikleri adına şefaat edeceği gerçeğini kabul eder: “Lütfen Tanrım, annemi Cennete kabul et.” Bu şefaat, o kişinin annesinin Cennete gitmeyi hak etmesi durumunda işe yarayacaktır (2:255, 20:109, 21:28). Dolayısıyla, bu şekilde gerçekleşecek olsa da şefaat tamamen yararsızdır.
 
           
    Kuran’dan öğreniyoruz ki Tanrı’nın sevgili kulu İbrahim, babası adına şefaat edemedi (9:114). Nuh, oğlu adına şefaat edemedi (11:46). Muhammed, amcası (111:1-3) veya akrabaları (9:80) adına şefaat edemedi. Herhangi birine, bir peygamberin veya bir azizin bütünüyle yabancı olduğu biri adına şefaat edeceğini düşündüren nedir?! Bakınız: 2:48, 123; 6:51, 70, 94; 7:53; 10:3; 19:87; 26:100; 30:13; 32:4; 36:23; 39:44; 40:18; 43:86; 53:26 & 74:48. Muhammed’in şefaati 25:30’dadır.
Image

Ek 09 - İbrahim: İslam’ın İlk Elçisi

İbrahim: İslam’ın İlk Elçisi      Yaygın efsanelerden biri de Muhammed’in İslam’ın kurucusu olduğudur. İslam, yani yalnızca Tanrı’ya tam teslimiyet, Âdem zamanından beri Tanrı ta ...

İbrahim: İslam’ın İlk Elçisi
     Yaygın efsanelerden biri de Muhammed’in İslam’ın kurucusu olduğudur. İslam, yani yalnızca Tanrı’ya tam teslimiyet, Âdem zamanından beri Tanrı tarafından tanınan tek din olmasına rağmen (3:19, 85), Kuran’da İbrahim’in “İslam” (Teslimiyet) sözcüğünün ilk kullanıcısı ve bizi “Müslümanlar” yani Teslim Olanlar olarak adlandıran kişi olduğu haber verilmektedir (22:78). İbrahim’in Tanrı’ya teslimiyetinin örnekliği, tek oğlu olan İsmail’i, bunun Tanrı’nın emri olduğunu zannettiğinde kurban etmeye yönelik meşhur istekliliği ile gösterilmektedir. Anlaşıldığı üzere böyle bir emir aslında Şeytan’dandı.
 
Tanrı Hiçbir Zaman İbrahim’e Oğlunu Kurban Etmesini Emretmedi
     Tanrı, En Merhametli Olan’dır. O asla Kendi yasasını ihlal etmez (7:28). En Merhametli Olan’ın İbrahim’e oğlunu öldür emri verdiğine inanan birinin, Tanrı’nın Cennetine girmesi mümkün değildir. Tanrı hakkında böylesi şeytanî bir düşünce, ağır şekilde küfürdür. Kuran’ın hiçbir yerinde Tanrı’nın İbrahim’e oğlunu öldürmesini emrettiğini görmeyiz. Tam tersine Tanrı, İbrahim’i ve İsmail’i Şeytan’ın komplosundan kurtarmak için müdahale etti (37:107) ve İbrahim’e şöyle dedi: “Sen rüyaya inandın” (37:105). Şüphesiz o, Şeytan tarafından esinlenen bir rüyaydı. Tanrı’nın değiştirilemez yasası şudur: “Tanrı asla günahı savunmaz” (7:28).
 
Millet-i İbrahim
     İslam, Kuran boyunca “Millet-i İbrahim” (İbrahim’in Dini) olarak adlandırılır (2:130, 135; 3:95; 4:125; 6:161; 12:37-38; 16:123; 21:73; 22:78). Dahası, Kuran bize Muhammed’in İbrahim’in bir takipçisi olduğu bilgisini verir (16:123).
 
     İbrahim’in İslam’ın ilk elçisi olduğu gerçeğinin genel olarak farkında olunmamasından dolayı, birçok sözde Müslüman Tanrı’ya meydan okur: “Eğer Kuran, (Tanrı tarafından ileri sürüldüğü gibi) eksiksiz ve tamamen detaylı ise, her bir iletişim duasının (Namazın) Rekâtlarının (ünitelerinin) sayısını nereden bulabiliriz?” Kuran’dan öğreniyoruz ki İslam’ın (Teslimiyet’in) tüm dini pratikleri Kuran’ın vahyinden önce zaten sabitti (8:35, 9:54, 16:123, 21:73, 22:27, 28:27). 16:123 Ayeti, İslam’daki tüm dini pratiklerin Muhammed doğduğunda bozulmamış olduğunun direkt kanıtıdır. Muhammed’e “İbrahim’in dinini takip et” diye emredildi. Eğer ben sizden renkli bir TV almanızı istesem, sizin renkli TV’nin ne olduğunu bildiğiniz varsayılır. Benzer şekilde, Tanrı Muhammed’e İbrahim’in pratiklerini takip etmesini emrettiğinde (16:123), bu tür pratikler çok iyi biliniyor olmalıdır.
 
     İbrahim’e verilen İslamî pratiklerin ilahi olarak korunduğunun bir başka kanıtı ise bu tür pratiklerin “Evrensel Kabulü”dür. Günlük beş vakit namazın Rekât sayısı ile alakalı hiçbir anlaşmazlık yoktur. Bu, Namazın ilahi olarak korunduğunu ispatlar. Kuran’ın matematiksel kodu, günlük 5 vakit namazın Rekât sayısının sırasıyla 2, 4, 4, 3 ve 4 olduğunu doğrular. 24434 sayısı 19’un bir katıdır.
 
     Kuran sadece tahrif edilmiş olan pratiklerle ilgilenir. Örneğin, tahrif edilmiş abdest 5:6 ayetinde kendi orijinal dört basamağına geri getirilir. İletişim duaları (Namaz) sırasındaki ses tonu tahrif edilmişti—birçok Müslüman sessiz namaz kılar. Bu, Kuran’da düzeltildi, 17:110. Ramazan süresince tutulan oruç, Kuran’da gece boyunca cinsel birleşmeye izin verecek şekilde değişikliğe uğradı (2:187). Zekât 6:141’de onarılır ve Hac dört doğru ayda yapılacak şekilde onarılır (Ek 15’e bakınız).
Image

Ek 10 - Tanrı’nın Çoğul Kipi Kullanımı

Tanrı’nın Çoğul Kipi Kullanımı      Üçlü birlik doktrininin yaygın olduğu İngilizce konuşulan dünyada, Tanrı’nın Kuran’daki çoğul kipi kullanımı bazı insanlard ...

Tanrı’nın Çoğul Kipi Kullanımı
     Üçlü birlik doktrininin yaygın olduğu İngilizce konuşulan dünyada, Tanrı’nın Kuran’daki çoğul kipi kullanımı bazı insanlarda merak uyandırmıştır. Kuran’ın kesinlikle hiçbir tavizin olmadığı baskın mesajı şudur, “TANRI BİRDİR” (2:133, 163; 4:171; 5:73; 6:19; 9:31; 12:39; 13:16; 14:48, 52; 16:22, 51; 18:110; 21:108; 22:34; 37:4; 38:65; 39:4; 40:16; 41:6; 112:1).
 
     Ne zaman Her Şeye Kadir Olan tarafından birinci çoğul şahıs formu kullanılsa, bu her zaman melekler gibi diğer varlıkların katılımına işaret eder. Örneğin bu Kuran’ın vahyi, melek Cebrail ve Muhammed peygamberin katılımını içermektedir. 15:9’daki çoğul formun kullanımı bu nedenledir: “Bu kutsal yazıyı biz vahyettik ve onu biz koruyacağız.” Buradaki çoğul form, açıkça melek Cebrail ve Muhammed peygamberin Kuran’ın iletilme sürecine katılmaları gerçeğini yansıtmaktadır.
 
     Başka bir örnek de yaşam nefesinin Âdem’e ve İsa’ya üflenmesi ile ilgilidir. Âdem’in yaratılışı Cennette gerçekleşti ve Tanrı yaşam nefesini doğrudan onun içine üfledi. Nitekim sürekli olarak birinci tekil şahıs formu kullanılır: “Ben Âdem’e Ruhumdan üfledim” (15:29, 38:72). Öte yandan, İsa’nın yaratılışı yeryüzünde gerçekleşti ve Cebrail, Tanrı’nın “kelimesini” Meryem’e taşıdı. İsa’nın yaratılışına değinildiğinde sürekli olarak çoğul form kullanılmaktadır (21:91, 66:12).
 
     Tanrı Musa ile meleklerin aracılığı olmadan direkt olarak konuştuğunda, Tanrı’nın özellikle tekil kipiyle konuştuğunu görüyoruz: “Ben Tanrı’yım. Benim yanımda başka bir tanrı yoktur. Yalnızca Bana tapın ve Beni anmak için düzenli iletişim dualarını (Namazı) yerine getir.” (20:12-14).
 
           
     Her ne zaman Tanrı’ya tapmaktan bahsedilse, tekil kip kullanılmaktadır (51:56).
Image

Ek 11 - Diriliş Günü

Diriliş Günü   Boruya üflenir, bunun üzerine Tanrı tarafından kurtarılanlar hariç göklerde ve yerde bulunan herkes baygın düşecektir. Sonra ona ikinci bir kez üflenecek, bunun ü ...

Diriliş Günü
 
Boruya üflenir, bunun üzerine Tanrı tarafından kurtarılanlar hariç göklerde ve yerde bulunan herkes baygın düşecektir. Sonra ona ikinci bir kez üflenecek, bunun üzerine onlar ayaklanacaklar. [39:68]
 
    
     İnsanların ve cinlerin tüm nesilleri bu dünya üzerinde diriltileceklerdir; yaklaşık 150 milyar kişi. Fakat toprağa bağlı olmayacağız. Tanrı bize tırtıl örneğiyle öğretir; kozada (mezarda) bir pupaya dönüşür, daha sonra kozadan havalanan bir kelebek olarak çıkar. Benzer şekilde, biz burada yeryüzünde yaşıyoruz ve Diriliş Günü’nde mezardan çıktığımız zaman toprağa bağlı olmayacağız; tıpkı kelebek gibi (101:4).
 
     Tanrı meleklerle beraber bizim evrenimize gelirken (89:22) yeryüzü O’nun ışığı ile parlayacaktır (39:69). Bizim evrenimiz Şeytan için geçici bir egemenlik alanı olduğundan Tanrı’nın fiziksel varlığına dayanamaz (7:143). Her Şeye Kadir Olan yaklaştıkça yıldızlar birbirine çarpacak (77:8, 81:2) ve yeryüzü ayaklarımızın altında paramparça olacaktır (69:14, 89:21). Bu dehşetler imanlıları endişelendirmeyecektir (21:103).
 
Üst Cennet
     Yüce Tanrı’nın gelişi üzerine, tüm insanlar ve cinler büyüme ve gelişme derecelerine göre otomatik olarak sınıflandırılacaklardır. Yalnızca Tanrı’ya tapınarak, Ahirete iman ederek ve doğru bir hayat sürerek ruhlarını beslemiş olanlar Tanrı’ya yakın kalmak için yeterince güçlü olacaklardır; en yüksek kademelerde bulunacaklardır (Ek 5’e bakınız).
 
Alt Cennet
     Ruhlarını daha az derecede geliştirenler ve aynı zamanda kırk yaşından önce ölenler Alt Cennete doğru ineceklerdir. Büyüme ve gelişme derecelerinin izin verdiği ölçüde Tanrı’ya yakın olabilecekleri konuma gideceklerdir.
 
Araf
     Kendilerini Cehennemden korumaya yetecek ancak Alt Cennete girmeye yetmeyecek kadar ruhlarını besleyen insanlar olacaktır. Onlar ne Cehennemdedirler ne de Cennettedirler. Kendilerini Alt Cennete kabul etmesi için Tanrı’ya yalvaracaklardır (7:46-50). Tanrı onlara acıyacak ve Araf’ı Alt Cennete katacaktır.
 
Cehennem
     Zayıflıkları yüzünden Tanrı’dan bucak bucak kaçanları barındırmak için yeni bir sekizinci evren yaratılacak; onlar ruhlarını beslemek ve geliştirmek konusunda başarısız oldular (69:17). Tanrı Cehenneme tek bir varlık koymaz; onlar ona kendi iradeleriyle giderler (Ek 5).
Image

Ek 12 - Muhammed Peygamberin Rolü

      Muhammed Peygamberin Rolü      Peygamberin yegâne vazifesi Kuran’ı iletmekti, tüm Kuran’ı, Kuran dışında hiçbir şeyi (3:20; 5:48-50, 92, 99; 6:19; 13:40; 16:35, 82; 2 ...

      Muhammed Peygamberin Rolü

     Peygamberin yegâne vazifesi Kuran’ı iletmekti, tüm Kuran’ı, Kuran dışında hiçbir şeyi (3:20; 5:48-50, 92, 99; 6:19; 13:40; 16:35, 82; 24:54; 29:18; 42:48; 64:12).
 
     Kuran’ı iletmek öylesine mühim ve asil bir görevdi ki, Peygamber’in başka herhangi bir şey yapacak zamanı yoktu. Dahası, Peygamber Kuran’ın yanında herhangi bir dini öğreti tebliğ etmekten en güçlü sözlerle menedilmişti (69:38-47). Hatta O, Kuran’ı açıklamaktan da menedilmişti (75:15-19)—Kuran’ın tek öğretmeni Tanrı’dır (55:1-2) ve Kuran en güzel Hadistir (39:23 & 45:6).
 
     Bu Kuranî gerçekler, Peygamber’e atfedilen söz ve eylemlerin (Hadis & Sünnetin), ölümünden sonraki ikinci yüzyıla kadar ortaya çıkmamasının tarihi gerçekliğinde tecelli eder. Kuran, Peygamber düşmanları tarafından yapılan Hadis ve Sünnet uydurmasyonunu önceden bildirmiştir (6:112-115). Kuran bize şunu öğretir ki sadece dudaklarıyla iman edenleri, kalplerinde değil, ifşa etme kriteri olarak işlev görsün diye Hadis ve Sünnetin icat edilmesine müsaade etmek Tanrı’nın iradesiydi. Hadis ve Sünnetin cezbettiği kimselerin sahte imanlılar olduğu kanıtlanmıştır (6:113). İronik bir şekilde, Hadis kitapları Peygamber’in kendisinden Kuran dışında hiçbir şey yazılmamasını emrettiğini söyler! Aşağıda, Hadisçilerin en güvenilir kaynaklarından olan Sahih-i Müslim ve Ahmed İbn-i Hanbel’den alınan böyle iki Hadis gösterilmektedir:
 
Peygamber dedi ki “Benden Kuran dışında hiçbir şeyi kâğıda dökmeyin.”
[Ahmed, Vol. 1, Sayfa 171 ve Sahih-i Müslim]

 

Bu Hadis, Peygamber’in Hadis karşıtı tavrını ölümüne kadar sürdürdüğünü belirtir.
[Ahmed, Vol. 1, Sayfa 192]

 

Image

Ek 13 - İslam’ın (Teslimiyet’in) İlk Direği: "La İlahe İlla Allah" (Tanrı’dan başka tanrı yok)

   İslam’ın (Teslimiyet’in) İlk Direği: “La İlahe İlla Allah” (Tanrı’dan başka tanrı yok)      3:18 Ayeti İslam’ın (Teslimiyet’in) İlk Direğini belirtmektedir: & ...

   İslam’ın (Teslimiyet’in) İlk Direği:
“La İlahe İlla Allah” (Tanrı’dan başka tanrı yok)
     3:18 Ayeti İslam’ın (Teslimiyet’in) İlk Direğini belirtmektedir: “Tanrı, Kendisinin yanında başka bir tanrı olmadığına tanıklık eder ve melekler ve ilim sahipleri de öyle tanıklık ederler.”
 
     Bu en kritik direk tahrif edildi. Milyonlarca Müslüman, Şeytan’ın çok tanrılı versiyonunu benimsedi ve Tanrı’nın adının yanında Muhammed’in adını zikretmekte ısrar ediyorlar. Bununla birlikte, Kuran’ın 39:45’teki büyük kriteri, bu gibi Müslümanları inkârcı olarak damgalamaktadır: “Tanrı TEK BAŞINA anıldığı zaman Ahirete iman etmeyenlerin kalpleri nefretle daralır. Onlar ancak O’nun yanında başkaları da anıldığında tatmin olurlar.”
 
     Bu kriter hakkında geniş kapsamlı araştırmalar yaptım ve şaşırtıcı bir sonuca vardım: 3:18’de dikte edilen İslam’ın İlk Direğini onaylamayan puta tapanlar, doğru Şehadeti söylemekten Tanrı tarafından menedilmişlerdir. Onlar Muhammed’in adını zikretmeden, kendi başına şunu yalın bir biçimde söyleyemezler: “Eş-hedu Ella İlahe İlla Allah.” Bunu, Müslüman olduğunu iddia eden herhangi bir puta tapanla deneyin. Onlara şunu söylemeleri için meydan okuyun: “Eş-hedu Ella İlahe İlla Allah.” Bunu asla söyleyemezler. Bu, İbrahim’in dini olduğundan (2:130, 135; 3:95; 4:125; 6:161; 12:37-38; 16:123; 22:78; Ek 9), TEK amentü “LA İLAHE İLLA ALLAH (O tek Tanrı’dan başka tanrı yoktur)” olmalıdır. Muhammed, İbrahim’den önce yeryüzünde var olmadı.
 
Büyük Bir Küfür
     Muhammed peygamberi, iradesine aykırı bir şekilde putlaştırmak için Kuran’ı tahrif etmekten daha büyük bir küfür yoktur. Muhammed Suresi’nin 19. Ayeti (47:19) şöyle belirtir: “Şunu bil ki o tek Tanrı’dan başka tanrı yoktur.” Aşağıda, THE REVIEW OF RELIGIONS (DİNLERİN İNCELENMESİ) isimli Müslüman bir yayının düzenli logosunun bir fotokopisi yer almaktadır (The London Mosque, 16 Gressenhall Road, London SW18 5QL, England). THE REVIEW OF RELIGIONS’ın (DİNLERİN İNCELENMESİ) yayıncıları, Kuran’ın kaligrafi tarzını kullanarak, “Muhammed Resul Allah” ifadesini, 47:19’un Kuranî ifadesiymiş gibi yanlış bir izlenim bırakacak şekilde eklediler. Ne küfür ama!
 

 
 
 
 
 
 
 
 
Şunu bil ki o Tek Tanrı’nın, Allah’ın dışında başka tanrı yoktur. Muhammed Tanrı’nın bir elçisidir.
                       [Küfür]
 
Tahrif Edilmiş İslam’ın Tipik Örneği
Image

Ek 14 - Kader

Kader      Biz Tanrı’ya iman etmekte yahut O’nu inkâr etmekte tamamen özgürüz. Bizim özgürce irade kullanmamız Tanrı’nın iradesidir (18:29, 25:57, 73:19, 74:37, 76:29, 78:39, ...

Kader
     Biz Tanrı’ya iman etmekte yahut O’nu inkâr etmekte tamamen özgürüz. Bizim özgürce irade kullanmamız Tanrı’nın iradesidir (18:29, 25:57, 73:19, 74:37, 76:29, 78:39, 80:12).
 
     İlk günahımızı (Ek 7) işledikten sonra, Tanrı bizlere suçumuzu kınamamız ve O’nun mutlak otoritesini kabul etmemiz için bir şans verdi (33:72). Fakat biz, Şeytan’ın bir tanrı olarak yeterliliğinin gösterisini seyretmek istediğimize karar verdik. Birçok insan, Tanrı’nın kendilerini bu korkunç teste sokmak için yarattığı gerçeğini protesto eder. Belli ki bu gibi insanlar şunun farkında değiller, [1] onlar korkunç bir suç işlediler (Giriş & Ek 7) ve [2] onlara suçlarını kınamaları ve kendilerini günahlarından kurtarmaları için bir şans verildi fakat onlar testten geçmeyi seçtiler.
 
     57:22’den öğreniyoruz ki yaşamlarımız, etrafımızdaki her şeyle birlikte videokaset benzeri bir şeyde önceden kaydedilmiştir. Tanrı her birimizin ne tür bir karar vermeye mukadder olduğumuzu tam olarak bilir; O hangimizin Cennete gideceğini, hangimizin Cehenneme gideceğini bilir. Hatta bu dünyaya doğmadan önce bile, Tanrı hangi ruhların iyi hangi ruhların kötü olduğunu biliyordu. Tanrı’nın her şeyi bilmesi söz konusu olduğunda, herkesin alnında “Cennet” veya “Cehennem” yazan bir damga olduğunu hayal edebiliriz. Ancak söz konusu biz olduğumuzda, Tanrı’nın mutlak otoritesinden yahut Şeytan’ın çok tanrılı görüşlerinden yana olmakta tamamen özgürüz. Bu nedenle kader, söz konusu Tanrı olduğunda bir gerçektir, söz konusu biz olduğumuzda değil.
 
     Bu anlayış, “Tanrı irade ettiği kişiye rehberlik eder ve irade ettiği kişiyi saptırır” ifadesini belirten çok sayıda ayeti açıklar. Kendi bilgisine istinaden, Tanrı ruhlarımızı hak ettiğimiz koşullara atar. Tanrı meleklere “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” (2:30) dediğinde, bu, bazılarımızın kendimizi günahtan kurtarmak için bir şansı hak ettiğimiz anlamına geliyordu. Hidayeti hak edenler için Tanrı’nın rehberliğinin bir örneği 21:51’de bulunmaktadır: “Biz İbrahim’e hidayetini bahşettik çünkü biz onun tamamen farkındaydık.” Diğer bir ifade ile Tanrı İbrahim’in rehberlik edilmeyi hak eden iyi bir ruh olduğunu biliyordu ve Tanrı ona hidayetini ve anlayışını bahşetti. Diğer bir güzel örnek ise 12:24’te belirtilmektedir. Yusuf, Mısırlı asilzadenin karısına aldandı ve “eğer Rabbinden bir işaret görmeseydi” neredeyse zina edecekti. Tanrı bizlere 12:24’te öğretiyor ki O, “Yusuf’tan kötülüğü ve günahı çevirdi çünkü o Benim adanmış kullarımdan biriydi.” Şehvetini kontrol eden Yusuf muydu? Yoksa onu iffetli kılan Tanrı’nın günahtan koruması mıydı? İşte kader böyledir.
Image

Ek 15 - Dini Görevler: Tanrı’dan Bir Armağan

Dini Görevler: Tanrı’dan Bir Armağan      İbrahim 14:40 ayetinde Tanrı’ya yalvardığında, zenginlik veya sağlık istemedi; uğruna yalvardığı armağan şuydu: “Lütfen Tanrım, beni ileti ...

Dini Görevler: Tanrı’dan Bir Armağan
     İbrahim 14:40 ayetinde Tanrı’ya yalvardığında, zenginlik veya sağlık istemedi; uğruna yalvardığı armağan şuydu: “Lütfen Tanrım, beni iletişim dualarını (Namazı) yerine getirenlerden biri yap.” Tanrı’nın tayin ettiği dini görevler, aslında O’ndan gelen büyük bir armağandır. Onlar ruhlarımızın büyümesi ve gelişmesi için gerekli beslenmeyi oluştururlar. Böyle bir beslenme olmadan, Tanrı’nın Yargı Günü’ndeki fiziksel varlığı ile bağlantılı olan muazzam enerjiye dayanamayız. Tanrı’ya olan iman tek başına kurtuluşumuzu garantilemez; ruhlarımızı da beslemeliyiz (6:158, 10:90-92). Buna ek olarak, 15:99 ayeti, Tanrı’nın tayin ettiği dini görevleri gözetmenin kesinliğe ulaşma vesilelerimiz olduğunu belirtir: “Kesinliğe ulaşmak için Rabbinize ibadet edin.”
 
İletişim Duaları (Namaz)
     Günlük beş vakit iletişim duası, ruh için ana gıdalardır. Bir ruh doğru bir hayat sürerek biraz büyüme ve gelişme elde edebilse de iletişim dualarını yerine getirmeden bu, düzenli yemekler olmaksızın atıştırmalarla hayatta kalmaya benzer.
 
     2:37 ayetinden öğreniyoruz ki Tanrı tarafından bizlere verilen belirli Arapça kelimeleri söyleyerek Tanrı ile iletişim kurabiliriz.  Sure 1, Anahtar, Tanrı ile bizim aramızdaki kapıyı açan seslerin matematiksel olarak oluşturulmuş bir kombinasyonudur.
 
1. Şafak Namazı, Güneş doğmadan önceki iki saat boyunca yerine getirilmelidir (11:114, 24:58).
 
2. Öğle Namazı, öğle vakti Güneş’in en yüksek noktasından düştüğü vakittir (17:78).
 
3. İkindi Namazı, Güneş’in batışından önceki 3-4 saat boyunca yerine getirilebilir (2:238).
 
4. Akşam Namazı, Güneş’in batışından hemen sonra olur (11:114).
 
5. Yatsı Namazı, gökyüzünden alacakaranlık kaybolduktan sonra yerine getirilebilir (24:58).
 
* Cuma öğlen cemaatle namaz, Teslim Olan her erkek ve kadın üzerine zorunlu bir görevdir (62:9). Cuma Namazını yerine getirmeyi ihmal etmek büyük bir suçtur.
 
     Her bir iletişim duası, bir sonraki namazın vakti girinceye kadar olan süre boyunca herhangi bir zamanda yerine getirilirse geçerlidir. Bir kez kaçırıldı mı, belirli bir iletişim duası telafi edilemeyecek olan kaçırılmış bir şanstır; kişi sadece tövbe edip bağışlanma dileyebilir. Beş vakit namaz sırasıyla 2, 4, 4, 3 ve 4 üniteden (Rekâttan) oluşmaktadır.
 
     Namazın İbrahim aracılığıyla önceden tesis edilmiş olduğunun kanıtı 8:35, 9:54, 16:123 & 21:73 ayetlerinde bulunmaktadır. İslam’daki (Teslimiyet’teki) bu en önemli görev öylesine ciddi bir şekilde tahrif edildi ki, iletişim duaları (Namaz) Müslümanların büyük çoğunluğu için putperest bir pratiğe dönüştü. Kuran, iletişim dualarımızın yalnızca Tanrı’ya adanmasını emretmesine rağmen (20:14, 39:3, 45), bugünkü Müslümanlar namazları sırasında “Muhammed ve ailesi” ile “İbrahim ve ailesi”ni anmayı ısrarla sürdürüyorlar. Bu, namazları boş ve geçersiz kılar (39:65).
 
     İletişim dualarını doğrulayan mucizelerle ilgili aşağıdaki metin, Dr. Reşad Halife’nin yazdığı şekliyle Submitter’s Perspective (Teslim Olanın Perspektifi) Ocak 1990 sayılarından (düzenli ve özel bonus sayılarından) alınmıştır.
 
MÜTHİŞ MATEMATİKSEL MUCİZE 5 VAKİT İLETİŞİM DUASININ TÜMÜNÜ DOĞRULUYOR
     [1] Sure 1, Kendisi ile iletişim kurmamız (Salat) için Tanrı’nın bize armağanıdır. Sure numarası ve ayet sayısını yan yana yazıp 17 elde edersiniz, bu da günlük beş vakit namazın ünite sayılarının toplamıdır.
 
     [2] Sure numarasını, ardından suredeki her ayetin numarasını yazalım. Şunu elde ederiz: 1 1 2 3 4 5 6 7. Bu sayı 19’un katıdır.
 
 
Sure 1’in, Anahtar’ın Özellikleri
Ayet No
Harf Sayısı
Sayısal Değer
1
19
786
2
17
581
3
12
618
4
11
241
5
19
836
6
18
1072
7
43
6009
 
 
     [3] Şimdi de her ayetin numarasını, o ayet içindeki harf sayısı ile değiştirelim. Şunu elde ederiz: 1 19 17 12 11 19 18 43 sayısı da 19’un katıdır. Teorik olarak, bir kişi Sure 1’in harflerini değiştirebilir ve yine aynı sayıda harfi sağlayabilir. Ancak, aşağıdaki matematiksel olgu bu olasılığa imkân vermez. Çünkü her bir harfin sayısal değeri dikkate alınır. İşte burada:
 
 
     [4] Her ayetin sayısal değerini dâhil edelim ve her bir ayetteki harf sayısını takiben yazalım:
1 19 786 17 581 12 618 11 241 19 836 18 1072 43 6009 sayısı da 19’un katıdır.
 
     [5] Şimdi her bir ayetin numarasını, ardından bu ayetteki harf sayısını, daha sonra bu ayetin sayısal değerini ekleyelim. Şunu elde ederiz:
     1 1 19 786 2 17 581 3 12 618 4 11 241 5 19 836 6 18 1072 7 43 6009 sayısı 19’un katıdır.
 
    [6] Her ayetin sayısal değeri yerine, Sure 1’deki her bir harfin sayısal değerini yazalım. Bu tam anlamıyla müthiş mucize, elde edilen 274 basamaklı uzun sayının da 19’un tam katı olduğunu gösterir.  ALLAHU EKBER. 
     1 7 1 19 2 60 40 1 30 30 5 1 30 200 8 40 50 1 30 200 8 10 40 2 17...50
 
     Bu sayı sure numarasıyla başlar, ardından suredeki ayet sayısı, ardından ayet numarası, ardından bu ayetteki harf sayısı, ardından bu ayetteki her bir harfin sayısal değeri, ardından bir sonraki ayetin numarası, ardından bu ayetteki harf sayısı, ardından bu ayetteki her bir harfin sayısal değeri gelir ve surenin sonuna kadar böyle devam eder. Böylelikle, en son bileşen 50 olur, “N”nin (son harf) değeridir.
 
     [7] Buraya çok uzun sayıları yazamadığımdan dolayı, her ayetin numarası, ardından ayetteki harf sayısı, ardından ayetteki her bir harfin sayısal değerinden oluşan uzun sayının yerine [*] yazalım. Eğer sure numarasının ardından o surenin ayet sayısını yazarsak 17 elde ederiz, günlük beş vakit namazın ünite (Rekât) sayısı. 17’nin yanına ilk namazın numarasını (1), ardından 2 olan Rekât sayısını yazın, sonra iki tane [*]; ardından ikinci namazın numarasını (2), ardından ikinci namazın Rekât sayısını (4), ardından dört tane [*] yazın ve bu şekilde devam edin. Sadece elde edilen uzun sayı 19’un katı değil, aynı zamanda onu oluşturan basamak sayısı da 4636’dır (19x244)… Lütfen şuna dikkat edin, Sure 1’in herhangi bir temsili, sonucu etkilemeden [*]’ın yerini alabilir; hepsi de 19’un katlarını verir. Örneğin “Anahtar”ın kısa bir sunumu, Sure numarası (1), onu takiben ayet sayısı (7), ardından Sure 1’deki harflerin toplam sayısı (139), ardından tüm surenin toplam sayısal değerinden (10143) oluşur. Ortaya çıkan sayı (1713910143) da [*] işaretini temsil edebilir.
     1712[*][*]24[*][*][*][*]34[*][*][*][*]43[*][*][*]54[*][*][*][*]
 
CUMA NAMAZININ DOĞRULANMASI
     [8] Cuma namazı iki hutbe ve iki Rekâttan oluştuğu için (toplamı hala 4 ünite), diğer günlerdeki 17 tane ile karşılaştırıldığında, Cuma günü sadece 15 tane “Anahtar” okuruz. Abdullah Arık şunu keşfetti: [7]’deki uzun sayıda yer alan 17’yi 15 ile değiştirirsek ve öğle namazından iki “Anahtar”ı çıkarırsak hâlâ 19’un katını elde ederiz.  Bu, öğle vaktindeki 2 “Anahtar”lı Cuma Namazını doğrular. Aşağıda gösterilen uzun sayı, Cuma gününün 5 namazını temsil eder; bu, 19’un katıdır.
     1512[*][*]24[*][*]34[*][*][*][*]43[*][*][*][*]54[*][*][*][*]
 
“ANAHTAR” (El-Fatiha) ARAPÇA OKUNMALIDIR
     [9] Kurandaki ilk sure, yeryüzündeki en büyük matematikçilere meydan okuyup onları şaşkına çevirecek şekilde matematiksel olarak oluşturulmuştur. Şimdi şu gerçeği takdir ediyoruz ki İletişim Dualarımız esnasında Sure 1 olan “Anahtar”ı okuduğumuzda kâinatta bir şeyler olur ve biz Yaratıcımızla iletişim kurarız. Sonuç, şimdi ve sonsuza dek mükemmel bir mutluluktur.  Yüce Yaratıcımızla günde 5 defa iletişim kurarak Tanrı ile buluşacağımız Büyük Güne hazırlık için ruhlarımızı besler ve geliştiririz. Sadece ruhlarını besleyen kişiler Yüce Tanrı’nın fiziksel varlığına dayanabilecek ve bunun keyfini süreceklerdir.
 
    Bütün milletlerden tüm teslim olanlar, Tanrı’nın Kendisi tarafından yazılan ve bize Kendisi ile iletişim kurmamız için verilen (2:37) “Anahtar”ın kelimelerini okurlar.
 
     Edip Yüksel’in keşfi, “Anahtar”ın ihtişamını pekiştirir ve açıkça ilan eder ki o, Arapça okunmalıdır.
           
     “Anahtar”ı Arapça okuduğunuz zaman dudaklarınız tam 19 kez birbirlerine dokunur.
            
     Dudaklarınız “B” ve “M” harflerinin geçtiği yerlerde birbirine dokunur. 4 tane “B” ve 15 tane “M” bulunur ve bunların toplamı 19 eder. 4 “B”nin sayısal değeri 4x2=8’dir ve 15 “M”nin sayısal değeri 15x40=600’dür. 4 “B” ve 15 “M”nin toplam sayısal değeri 608’dir, bu da 19x32’dir.
 
 
 
Kelime
Harf
Değer
1.
Bism
B
2
2.
Bism
M
40
3.
Rahman
M
40
4.
Rahim
M
40
5.
El-Hamdu
M
40
6.
Rab
B
2
7.
‘Alemin
M
40
8.
Rahman
M
40
9.
Rahim
M
40
10.
Malik
M
40
11.
Yevm
M
40
12.
Na’budu
B
2
13.
Mustakim
M
40
14.
Mustakim
M
40
15.
En’amte
M
40
16.
‘Aleyhim
M
40
17.
Mağdub
M
40
18.
Mağdub
B
2
19.
‘Aleyhim
M
40
 
 
 
608 (19x32)
 
 
GÜNLÜK BEŞ VAKİT NAMAZIN DOĞRULANMASI, EĞİLME (Rükû), SECDE (Sücûd) ve TEŞEHHÜT SAYISI
     [10] Sıkça rastlanan meydan okumalardan biri de şudur: “Eğer Kuran, (6:19, 38 & 114’te ileri sürüldüğü gibi) tam ve detaylı ise İletişim Dualarının (Namazın) detayları nerede?” Bu insanlar bu soruyu sorarlar çünkü Kuran’ın bize İletişim Dualarının İbrahim’den geldiğini bildirdiğinin (21:73 & 22:78) farkında değildirler. Eğer eğilmeleri, secdeleri ve Teşehhütleri ile birlikte namazların numaralarını yazarsak şunu elde ederiz:
 
1 1 2 2 4 1 2 4 4 8 2 3 4 4 8 2 4 3 3 6 2 5 4 4 8 2
 
     Bu uzun sayı şunları içerir, 5 vakit namazda okuduğumuz sure (1), onu takiben birinci namazın numarasını (1), sonra bu namazda okuduğumuz “Anahtar”ların sayısını (2), sonra eğilmelerin (Rükû) sayısını (2), sonra secdelerin sayısını (4), sonra Teşehhütlerin (oturma pozisyonunda) sayısını (1), sonra ikinci namazın numarasını (2), sonra ikinci namazda okuduğumuz “Anahtar”ların sayısını (4), sonra bu namazdaki eğilmelerin (Rükû) sayısını (4), sonra secdelerin sayısını (8), sonra Teşehhütlerin sayısını (2), sonra üçüncü namazın numarasını (3) ve böylelikle son namaza kadar böyle devam eder. Bu uzun sayı 19’un katıdır ve bu, Rükû, Sücûd ve Teşehhüdün sayısına varıncaya kadar namazların en ufak ayrıntılarını doğrular.
 
Zorunlu Bağış (Zekât)
     Zekât “hasat gününde” verilmelidir (6:141). Ne zaman “net gelir” elde etsek, %2,5’unu bir kenara ayırmalı ve belirlenen alıcılara şu sıra ile vermeliyiz—ana-baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve seyahat eden yabancılar (2:215). Zekâtın hayati önemi Tanrı’nın yasasında ifadesini bulur: “Rahmetim her şeyi kuşatır fakat Ben onu Zekât veren doğrulara has kılacağım” (7:156).
 
     Herhangi bir gelir elde ettiğimizde Zekât dikkatlice hesaplanmalı ve düzenli olarak verilmelidir.  Hükümet vergileri düşülmelidir fakat borçlar, ipotekler ve yaşam masrafları gibi giderler düşülmemelidir. Eğer birisi ihtiyaç sahibi kişileri bilmiyorsa, Zekâtı, fakir insanlara yardım etme gibi belirgin bir amaçla bir camiye veya bağış organizasyonuna verebilir. Camilere veya hastanelere yahut organizasyonlara yapılan bağışlar Zekât sayılamaz.
 
Oruç
     Oruç ile ilgili tüm detaylar 2:183-187’de verilmektedir.
 
Kutsal Yolculuk: Hac & ‘Umre
     Hayatta bir kere Hac ve ‘Umre, gücü yetebilen kimseler için hükme bağlanmıştır. Kutsal yolculuk, İbrahim’in Tanrı’ya teslimiyetinin örnekliğini hatırlatır (Ek 9) ve dört Kutsal Ay boyunca yerine getirilmelidir—Zilhicce, Muharrem, Safer & Rebiülevvel (12., 1., 2., 3. aylar) (2:197; 9:2, 36). ‘Umre her zaman yerine getirilebilir. İslam’daki diğer tüm görevler gibi Hac da tahrif edildi. Çoğu Müslüman, Haccı sadece Zilhicce’deki birkaç gün boyunca yapmaktadır ve Recep, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem’i (7., 11., 12., 1. aylar) Kutsal Aylar olarak kabul etmektedirler. Bu, şiddetle kınanmış bir tahrifattır (9:37).
 
     Kutsal yolculuk, bir banyo veya duş ile başlar, ardından “İhram” denilen kutsallık hali ile devam eder; burada erkek hacılar dikişsiz kumaşlardan oluşan malzemeden giyer ve kadın da mütevazi bir elbise giyer (2:196). Hacı, Hac boyunca cinsel birleşmeden, tıraş olmak ve saçları kesmek gibi gösterişlerden, tartışmalardan, kötü davranış ve kötü dilden kaçınır (2:197). Temizlik, banyo ve düzenli hijyen uygulamaları teşvik edilir. Mekke’deki Kutsal Mescide varıldığında, hacı, Tanrı’yı yüceltip O’na övgüler sunrak Kâbe etrafında yedi defa yürür (2:125, 22:26-29). Ortak formül: “Lebbeyke Allahümme Lebbeyk”tir (Tanrım! Sana yanıt verdim). “Lebbeyke La Şerike Leke Lebbeyk” (Sana yanıt verdim ve Senin yanında başka bir tanrı olmadığını ilan ediyorum; Sana yanıt verdim).  Bir sonraki adım, Safa ve Merve tepeleri arasında aralıklarla hızlanarak yedi kez yarım mil yürümektir (2:158).  Bu, kutsal ziyaretin ‘Umre bölümünü tamamlar.
 
     Hacı daha sonra şafak vaktinden Güneş batıncaya dek bir gün boyunca ibadet/tapınma, meditasyon ve Tanrı’yı yüceltmek için Arafat’a gider (2:198). Güneş battıktan sonra, Yatsı Namazını yerine getireceği Müzdelife’ye gider ve Mina’da Şeytan’ın sembolik taşlanması için 21 adet taş toplanır. Hacı, Müzdelife’den Mina’ya iki veya üç gün geçirmek için gider (2:203). Mina’daki ilk sabahta, hacı, fakirleri beslemek ve Tanrı’nın İsmail ve İbrahim’i Şeytan’ın hilesinden kurtarmak amaçlı müdahalesini (37:107, Ek 9) anmak için bir hayvan kurbanı sunar. Taşlama merasimleri Şeytan’ın çok tanrıcılığını reddetmeyi sembolize eder ve üç merkezin her birinde Tanrı’yı yücelterek yedi taş atılmasıyla yapılır (15:34).  Hacı daha sonra Mekke’ye döner ve son defa Kâbe’nin yedi kez tavafını yerine getirir.
 
           
     Maalesef, bugünkü Müslüman hacıların çoğu, Muhammed peygamberin mezarını ziyaret etmeyi gelenek haline getirmişlerdir, ki orada en küstah putperestlik eylemlerini işlerler ve böylece haclarını geçersiz hale getirirler. Kuran, sürekli olarak “Kutsal Mescit”ten bahseder, oysa günümüz Müslümanları “İki Kutsal Mescit”ten bahseder. Bariz bir putperest eylemi olarak, Müslümanlar Muhammed’in mezarını başka bir “Kutsal Mescit” olarak kurdular. Bu, Kuran’ın bir küfürle ihlal edilmesidir ve hatta ironik bir şekilde Hadisi de ihlal eder. Aşağıda gösterilen Hadis bu garip ironiyi resmetmektedir.
 
 
Bu sahte ifadenin tercümesi: “Tanrı Yahudileri ve Hristiyanları peygamberlerinin mezarlarını camilere dönüştürdükleri için lanetledi.”
[Buhari, Nevevî Nüshası, Cilt. 6, Sayfa 14]
 
 
Fiziksel Faydalar
     Paha biçilemez ruhsal faydalarına ek olarak, iletişim dualarını (Namazı), zorunlu bağışı (Zekâtı), Ramazan ayı boyunca orucu ve Haccı yerine getirmenin bol miktarda fiziksel, ekonomik ve sağlıkla alakalı faydaları vardır.
 
     Şafak namazını yerine getirmek uyku boyunca uzun süreli hareketsizliği kesintiye uğratır; bunun eklem iltihabını önlemeye yardımcı olduğu kanıtlanmıştır. Aynı zamanda, sabah erkenden kalkmak depresyonla ve diğer psikolojik problemlerle mücadeleye yardımcı olur. İletişim duaları sırasında tekrarlanan secde pozisyonu, daha fazla kan alması için beynimizdeki kan damarlarını genişletir ve bu da baş ağrılarını engeller. Bel ve eklemlerin tekrar tekrar bükülmesi sağlıklı bir egzersizdir. Bunların hepsi bilimsel olarak saptanmış gerçeklerdir.
 
     İletişim dualarından önce gerekli olan abdestler bizi tuvaleti daha sık kullanmaya teşvik eder. Bu alışkanlık bizi yaygın ve yıkıcı bir kanser olan kolon kanserinden korur. Zararlı kimyasallar idrar ve dışkılarla dışarı atılır. Eğer bu dışkılar uzun süre kolonda tutulursa, zararlı maddeler vücuda tekrar geri emilir ve kansere yol açar.
 
     Ramazan ayı boyunca oruç tutmak, genişlemiş midelerimizi normal boyutlarına geri getirir, geçici sıvı kaybı yolu ile kan basıncımızı düşürür, zararlı toksik maddeleri vücuttan atar, böbreklerimize çokça gerekli olan bir dinlenme sağlar, aşırı ve zararlı yağları eriterek kilomuzu azaltır.
 
     
       Zekât bağışı ve kutsal Hac yolculuğu çok geniş ekonomik ve sosyal faydalara sahiptir.
Image

Ek 16 - Beslenme Yasakları

Beslenme Yasakları      Kuran, Kuran’da özellikle haram kılınmayan herhangi bir şeyi haram kılanlardan Tanrı’nın son derece hoşnutsuz olduğunu öğretir (16:112-116). Kuran’da özellikle b ...

Beslenme Yasakları
     Kuran, Kuran’da özellikle haram kılınmayan herhangi bir şeyi haram kılanlardan Tanrı’nın son derece hoşnutsuz olduğunu öğretir (16:112-116). Kuran’da özellikle belirtilmeyen herhangi bir haramı onaylamak putperestlikle eşdeğerdir (6:142-152). Bu gibi haramlar, Tanrı’nın yanında bazı başka tanrı(ları) temsil etmektedir. Eğer YALNIZCA Tanrı’ya tapıyorsanız, YALNIZCA O’nun öğretilerine sarılacak ve sadece O’nun tarafından tayin edilen buyruklara ve haramlara hürmet edeceksiniz.
 
     Kuran’daki beslenme yasaklarının mutlak belirginliği en iyi şekilde 6:145-146’da resmedilmektedir. Bu iki ayetten öğreniyoruz ki Tanrı, “eti” haram kıldığı zaman “eti” haram kılmıştır, başka bir şeyi değil ve Tanrı, “yağı” haram kıldığı zaman O’nun özellikle haram kıldığı şey budur. Bu iki ayet bize domuzun “eti”nin haram olduğunu bildirir, “yağı”nın değil. Belli ki Tanrı birçok ülkede domuz yağının unlu mamullerde ve diğer gıda ürünlerinde kullanılacağını biliyordu ve bu tür bir kullanım yiyecekleri Haram (yasaklı) kılmaz. Kuran özellikle dört eti haram kılar (2:173, 5:3, 6:142-145 ve 16:112):
 
     De ki, “Bana vahyedilende, yiyen bir kimse için
     şunun dışında haram kılınmış yiyecek bulamıyorum:
     (1) leş, (2) akan kan, (3) domuzun eti çünkü o pistir ve
     (4) Tanrı’dan başkasına küfürle adanmış hayvanların eti.”
     Eğer birisi kasıtlı veya kötü niyetli olmaksızın
     bunları yemeye mecbur kalırsa,
     o zaman Rabbin Bağışlayıcıdır, En Merhametli Olandır.                      [6:145]
Image

Ek 17 - Ölüm

 Ölüm      Ölüm çoğu insan için büyük bir gizemdir. Kuran öğrencileri için öyle değil. Ölümün tıpkı uyumak gibi olduğunu öğreniyoruz; ...

 Ölüm
     Ölüm çoğu insan için büyük bir gizemdir. Kuran öğrencileri için öyle değil. Ölümün tıpkı uyumak gibi olduğunu öğreniyoruz; rüyalarla tamamlanan (6:60, 40:46). Ölüm ve diriliş arasındaki süre bir gecelik uyku gibi geçer (2:259; 6:60; 10:45; 16:21; 18:11, 19, 25; 30:55).
 
     Ölüm anında herkes kendi kaderini bilir; Cennet ya da Cehennem. İnkârcılar için ölüm korkunç bir olaydır; melekler onların ruhlarını koparıp çıkarırlarken yüzlerine ve arkalarına vururlar (8:50, 47:27, 79:1).
 
     Kuran sürekli olarak iki ölümden bahseder; ilk ölüm, Tanrı’nın mutlak otoritesi konusunda bir duruş sergilemekte başarısız olduğumuz zaman gerçekleşti (Ek 7). Bu ilk ölüm biz bu dünyaya doğana dek sürdü. İkinci ölüm ise bu dünyadaki hayatımızı sonlandırır (2:28, 22:66, 40:11).
 
     Not: Aşağıdaki bölüm, United Submitters International’ın aylık bülteni olan Submitters Perspective’nin Şubat 1990 tarihli sayısındaki ana makalenin bir kopyasıdır. Bu sayı, Aralık 1989’da vaktinden önce tamamlandı ve postalandı. Dr. Halife 31 Ocak 1990’da şehit edildi ve ruhu direkt Cennete alındı.
 
 
Doğrular Gerçekte Ölmezler
Onlar Direk Cennete Giderler
İman edip doğruluğa çalışanlara, akan nehirleri olan bahçelere sahip olacaklarının müjdesini ver. Oradaki ürünlerden rızıklar sunulduğunda “Bu bize geçmişte verilendir” diyecekler. Kendilerine benzer rızıklar verilecek ve orada tertemiz eşlere sahip olacaklardır. Sonsuza dek orada kalacaklar. (2:25)
Tanrı uğrunda öldürülenlerin ölü olduğunu sanmayın; onlar Rablerinin katında diri olup rızıklandırılmaktadırlar.         (3:169)
Tanrı uğrunda öldürülenlere “Onlar ölüdürler” DEMEYİN. Çünkü onlar diridirler fakat siz algılamazsınız.
                                                (2:154)
Ey iman edenler! Sizi hayatta tutan şeye davet ettiğinde Tanrı’ya ve elçiye yanıt verin.                                    (8:24)
 
Tanrı uğrunda göç edip sonra öldürülenler veya ölenler var ya, Tanrı kesinlikle onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır.                (22:58)
Orada ilk ölümün ötesinde ölüm tatmazlar ve Tanrı onları Cehennem azabından korur.                 (44:56)
 
Ona “Cennete gir” denildi. O da dedi ki “Keşke (yeryüzündeki) halkım bilseydi Rabbimin beni bağışladığını ve beni onurlu kıldığını.”            (36:26-27)
 
Günahın bedeli ölümdür. [Romalılar 6:23]
 
 
 
 
  3:81 ve 46:9’da belirtildiği gibi, Tanrı’nın Antlaşma Elçisi yeni bir şey getirmez; aldığım ve size aktardığım her şey zaten Kuran’dadır. Bununla birlikte, Kuran, Yüce Tanrı tarafından belirli bir zamanda vahiy için tutulan bilgilerle doludur. Şimdi yukarıda gösterilen ayetlere bakmanın ve harika haberi öğrenmenin zamanı geldi: DOĞRULAR ÖLMEZLER; onların hayatları bu dünya üzerinde önceden belirlenmiş olan sona geldiğinde, ölüm meleği onları sadece dünyevi bedenlerini terk etmeye ve bir zamanlar Âdem ve Havva’nın yaşadığı aynı Cennet olan Cennete gitmeye davet ederler. Cennet, Âdem ve Havva’dan beri var olmuştur. 89: 27-30’dan, Tanrı’nın imanlıların ruhlarını davet ettiğini öğreniyoruz: “Cennetime Girin.”
BENİM KENDİ TECRÜBEM
 Tanrı’nın peygamberlerle olan antlaşması 3:81 uyarınca yerine getirildiğinde, doğruların ŞU AN yaşadığı (4:69) Cennete götürüldüm. Vücudum burada yeryüzündeyken, ben Âdem & Havva’nın olduğu aynı Cennetteydim.
 
İNKÂRCILAR
     İnkârcılara gelince, onlar ölüm anında Cehennem için mukadder olduklarını bilirler. Melekler onların yüzlerine ve arkalarına vururlar (8:50 & 47:27), ruhlarını çıkarmalarını emrederler (6:93), sonra da “ruhlarını koparırlar” (79:1). Kuran bizlere inkârcıların 2 ölümden geçeceğini öğretir (2:28 & 40:11). Onlar ölüme konulacaklardır — yani Yargı Günü’ne kadar süren sürekli bir kâbus içinde, 
gece gündüz Cehennemi gördükleri bir hiçlik haline (40:46). Cehennem henüz var olmamıştır (40:46, 89:23).
 
Tabii ki de Doğrular Göçerler
 Söz konusu yeryüzündeki insanlar olduğunda, doğrular “ölürler.” İnsanlar doğruların sadece bedenlerini terk ettiklerini ve Cennete devam ettiklerini fark etmezler. Yukarıda gösterilen ayetler kendi kendini açıklayıcıdır. Onlar bize doğruların sadece bir kez öldüğünü söylüyor — büyük kavganın bir sonucu olarak hâlihazırda tecrübe ettiğimiz tek ölüm (38:69). Arkadaş ve akrabaları hala dünyada yaşarken doğruların Cennete gittiğine dair en iyi delili 36:26-27’de görüyoruz. Hawaii’ye gidip bizi orada beklemek gibi. Ayrıca 16:32 & 6:60-62’ye de bakınız.
Image

Ek 18 - Kuran: Kurtuluş için İhtiyacınız Olan Her Şey

Kuran: Kurtuluş İçin İhtiyacınız Olan Her Şey      Kuran’ın sözleri 19:64’te konuşur ve derler ki “Biz Rabbinin buyruklarına uygun olarak indik. Geçmiş, şimdi ve gelecek O’na ...

Kuran: Kurtuluş İçin İhtiyacınız Olan Her Şey
     Kuran’ın sözleri 19:64’te konuşur ve derler ki “Biz Rabbinin buyruklarına uygun olarak indik. Geçmiş, şimdi ve gelecek O’na aittir. Senin Rabbin asla unutmaz.” Örneğin Tanrı bize nasıl uyunacağını söylemeyi unutmadı (18:109, 31:27). Buna rağmen, Hadis & Sünnet gibi böylesi sahte doktrinleri uyduranlar, takipçilerine nasıl uyuyacaklarını ve hatta tırnaklarınızı nasıl keseceğinizi dikte eden dini öğretiler ortaya attılar. Mekke’deki Kutsal Mescitte ve Medine’deki illegal “Kutsal Mescitte,” yorgun ziyaretçileri arayıp bulmak ve eğer onlar yanlış taraflarına yatıp uyuyorlarsa onları sopayla dövmek için ücret verilerek bazı kişiler tutuluyor!
 
     Kuran, Kuran’ın eksiksiz, mükemmel ve tamamen detaylı olduğunu (6:19, 38, 114, 115; 50:45) ve Kuran’da özellikle bulunmayan dini düzenlemelerin İslam’dan yani Teslimiyet’ten başka bir dini teşkil ettiğini (42:21, 17:46) ilan eder. Gerçek imanlılar Kuran’a sarılırlar, tüm Kuran’a ve Kuran dışında hiçbir şeye. Bu ilke, Kuran’ın matematiksel kodu tarafından da doğrulanmaktadır. Sure 17’nin 46. Ayeti YALNIZCA Kuran’a sarılmamız gerektiğini ilan eder. “YALNIZCA” kelimesi Kuran’da 6 defa geçmektedir: 7:70, 17:46, 39:45, 40: 12 & 84 ve 60:4. Tüm bu geçişler, 17:46 dışında Tanrı’ya atıfta bulunur. “YALNIZCA TANRI” ile ilgili olan sure ve ayetlerin numaralarını topladığımızda 361, 19x19 elde ederiz. Bu, 17:46’nın “YALNIZCA Kuran”a atıfta bulunduğunu ispat eder.
Image

Ek 19 - Hadis & Sünnet: Şeytani Bidatler

Hadis & Sünnet: Şeytani Bidatler   Tanrı’dan ve O’nun vahiylerinden başka hangi Hadise sarılırlar?     [45:6]   Kuran, uydurulmuş bir Hadis değildir; &hel ...

Hadis & Sünnet: Şeytani Bidatler

 
Tanrı’dan ve O’nun vahiylerinden başka hangi Hadise sarılırlar?
    [45:6]
 
Kuran, uydurulmuş bir Hadis değildir; …her şeyi detaylandırır.
   [12:111]
 
Bazı insanlar başkalarını Tanrı’nın yolundan saptırmak için boş Hadislere sarılırlar.
   [31:6]
 
Takip edilecek tek Sünnet Tanrı’nın Sünneti olmalıdır.
   [17:77, 33:62, 48:23, 6:114]
 
 
     Kuran bize, Peygamberin “insan ve cin şeytanlar” diye tanımlanan bazı düşmanlarının, yalanlar uydurup onları Peygambere atfedeceklerini bildirir (6:112, 25:31). Muhammed peygamberin vefatından sonra tam olarak gerçekleşen buydu; Hadis (sözel) ve Sünnet (eylemler) uyduruldu ve Peygambere atfedildi. Hadis ve Sünnet şeytani bidatlerdir çünkü onlar: [1] Kuran’ın eksiksiz, mükemmel, tamamen detaylı ve dini rehberliğin tek kaynağı olması gerektiği gibi ilahi ifadelere meydan okurlar (6:19, 38, 114 & 45:6-7), [2] Peygambere karşı küfürdürler ve onu Kuran’a uymayan şedit bir zalim olarak tasvir etmektedirler ve [3] batıl inanç, cehalet ve savunulamaz saçma geleneklere dayanan sahte doktrinler yaratmaktadırlar. Muhammed peygamber, çok güçlü sözlerle Kuran’ın yanında başka bir dini öğreti göstermekten menedilmiştir (69:38-48).
 
     Bazı Müslümanlar orta yolu bulurlar: “Eğer bir Hadis Kuran’a uyarsa onu kabul edeceğiz ve eğer Kuran’la çelişirse onu reddedeceğiz!” Böyle bir ön kabul, bu kişilerin Tanrı’nın şu ifadelerine iman etmediklerini ispatlar: Kuran “eksiksiz, mükemmel ve tamamen detaylıdır.” Kuran’ın yanında başka bir şeyden rehberlik aradıkları an, ne kadar “doğru” görünürse görünsün Şeytan’ın tuzağına düşerler (bkz. 63:1). Çünkü Tanrı’nın sözünü reddetmiş olurlar ve Tanrı’nın yanına başka bir tanrı yerleştirmiş olurlar (18:57). Ek 33’e bakınız.
 
     Kuran’ın matematiksel mucizesi, Kuran’ın dini öğretiler için tek kaynağımız olması gerektiğine dair matematiksel delil sunmaktadır. İşte sadece 2 örnek:
 
     1. “   = Biz bu kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık,” 38. (19 × 2) Ayettedir ve 19 Arap harfinden oluşmaktadır (6:38).
 
     2. “   = O, bu kitabı tamamen detaylı olarak indirdi,” 114. (19 × 6) Ayettedir ve 19 Arap harfinden oluşmaktadır (6:114).
Image

Ek 20 - Kuran: Başka Hiçbir Bir Kitaba Benzemez

Kuran: Başka Hiçbir Kitaba Benzemez      Kuran, Tanrı’nın dünyaya Son Ahitidir ve O, onu en ufak bir tahriften korumaya söz vermiştir (15:9). Bu nedenle Kuran, onu koruyan ve ona hizmet eden gör&u ...

Kuran: Başka Hiçbir Kitaba Benzemez
     Kuran, Tanrı’nın dünyaya Son Ahitidir ve O, onu en ufak bir tahriften korumaya söz vermiştir (15:9). Bu nedenle Kuran, onu koruyan ve ona hizmet eden görünmez kuvvetlerle çevrilidir (13:39, 41:42, 42:24).
 
     Başka herhangi bir kitabın aksine Kuran, Tanrı tarafından öğretilir (55:1-2); O, ihtiyacımız olan vakitte ihtiyacımız olanı bize öğretir. Bu yüzden Kuran’ı yüzlerce kez sıkılmadan okuruz. Mesela bir romanı sadece bir kez okuyabiliriz. Fakat Kuran sonsuz sayıda okunabilir ve biz her zaman ondan yeni ve değerli bilgiler çıkarırız. Öte yandan, samimi olmayan okuyucular—yani Kuran’ı, onda hata bulmak için okuyanlar—Kuran’dan çevrilirler (7:146, 17:45, 18:57, 41:44). Doğrusu, Tanrı’nın görünmez güçleri aradıkları hataları bulmalarına yardımcı olur. Kuran mükemmel olduğundan, böyle “hatalar” sadece Tanrı’nın düşmanlarının aptallığını açığa vurmaya hizmet eder.
 
     Tanrı, Kuran’ı tanımlamak için Kendi sıfatlarını kullanır; Kuran’ı “ ‘Azim = Büyük” (15:87), “Hakim = Bilgelik dolu” (36:2), “Mecid = Şanlı” (50:1) ve “Kerim = Şerefli” (56:77) olarak isimlendirir. Biz ne diyebiliriz ki?
 
     Kuran, dillerinden bağımsız olarak tüm insanlara Tanrı’nın mesajı olduğundan, Kuran, dillerinden bağımsız olarak imanlılar için erişime açıktır (41:44). Bu, derin bir olguyu açıklamaktadır: Arapça bilmeyen imanlılar, Kuran’ı, Arapça konuşan imansızlardan daha iyi bilirler. Kuran’a hizmet eden görünmez kuvvetlerden dolayı o, samimi imanlılara kolayca ve zevkli bir şekilde ulaşılabilirdir ve imansızlar için ise tamamen erişime kapalıdır (17:45, 18:57, 56:79).
Image

Ek 21 - Şeytan: Düşmüş Melek

Şeytan: Düşmüş Melek      Tanrı’nın krallığında, belirli yaratıklara görevlerini yerine getirmeleri için ihtiyaç duyulan güçler verilir. Şeytan, Tanrı-vergisi gü&cce ...

Şeytan: Düşmüş Melek
     Tanrı’nın krallığında, belirli yaratıklara görevlerini yerine getirmeleri için ihtiyaç duyulan güçler verilir. Şeytan, Tanrı-vergisi güçlerinin kendisini bağımsız bir tanrı olarak faaliyette bulunmaya yeterli kıldığına inandı. Onun egemenliğindeki sefalet, hastalık, kazalar ve savaşın yaygınlığı ile kanıtlandığı gibi, artık Şeytan’ın yetersiz olduğunu biliyoruz.
 
     Kuran açıkça belirtir ki Şeytan, kendisine ihsan edilen muazzam güçler ve rütbe dolayısıyla bir melekti.  Bu yüzden, düşüşünden önce bir melek olarak adlandırılır (2:34, 7:11, 15:29, 17:61,18:50, 20:116, 38:71). Tanım olarak bir cin, düşmüş bir melektir (18:50). Şeytan’ın isyanı bize meleklerin kendi akıllarıyla ve mutlak bir seçim özgürlüğüyle yaratıldığını öğretir (2:34).
Image

Ek 22 - İsa

İsa      Kuran bize, İsa’nın, tek görevi Tanrı’nın mesajını iletmek olan Tanrı’nın beşer bir elçisi olduğunu bildirir; o, hiçbir zaman bir güç sahibi olmamıştır ve ...

İsa

     Kuran bize, İsa’nın, tek görevi Tanrı’nın mesajını iletmek olan Tanrı’nın beşer bir elçisi olduğunu bildirir; o, hiçbir zaman bir güç sahibi olmamıştır ve şu anda ölüdür (4:171, 5:75, 117). İsa’yı Tanrı yahut Tanrı’nın Oğlu ya da üçlü birliğin bir parçası olarak kabul edenler “pagan”dırlar (5:17, 72, 73). Önde gelen Hristiyan âlimler, bunlara benzer sonuçlara ulaştılar (THE MYTH OF GOD INCARNATE, John Hick, ed., The Westminster Press, Philadelphia, 1977 & THE MYTH MAKER, Hyam Maccoby, Harper & Row 1986). Hristiyanlık İznik’in ürünüdür (MS 325).

 

Kitab-ı Mukaddes’in İsa’sı

İsa yüksek sesle ilan etti: “Kim bana iman ederse, benden ziyade beni gönderene iman etmiş olur; …. Çünkü ben kendiliğimden konuşmadım; hayır, beni gönderen Baba ne söylemem gerektiğini ve nasıl konuşmam gerektiğini bana emretti. O’nun buyruğunun sonsuz yaşam anlamına geldiğini bildiğimden, her ne söylersem O’nun bana emrettiği gibidir.”

                                                                      &nbs